İZTO Meclisinde Sürdürülebilir Ekonomik Mesajlar Verildi

İzmir Ticaret Odası Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı çevrimiçi ortamda yapıldı. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda İZTO Mahmut Özgener, İzmir’de yaşanan afetler, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve sigortacılık faaliyetlerinin yanı sıra ihracatçı, tüccar, esnafa kadar ekonomiye dair bir dizi mesaj verdi

İZTO Meclisinde Sürdürülebilir Ekonomik Mesajlar Verildi
25 Şubat 2021 - 12:08
İZTO Başkanı Mahmut Özgener: Pandemi süreciyle eş zamanlı yaşadığımız 30 Ekim Depremi ve halen devam eden irili ufaklı sarsıntı serilerinin yanı sıra 2 Şubatta sel felaketini yaşadık. Yağış, maalesef ciddi zarar bırakan bir afete dönüştü. Kuraklık ve sel gibi birbirine zıt koşul ve sonuçları içeren doğa olaylarını, çok kısa zaman içinde tecrübe etmemiz mevsimsel döngülerimizin ne kadar hızlı değiştiğini gösteriyor. Ardından, ne yazık ki, 11 Şubat’ta Alaçatı’yı hortum vurdu. Dolu felaketi ve fırtına, Urla’da seralara ve mekânlara zarar verdi. Yaşadığımız bu doğa olaylarından çıkarmamız gereken iki temel ders var: Mevsimsel dönüşümler ve küresel ısınma mutlaka gündemimizde olmalı. Özel ve iş yaşantımızdaki tüm süreçleri yeşil ekonomi duyarlılığımızla yönetmeliyiz. Gerekli dersleri almak ve akılcı çözümler üretmek elimizde. Planlamalarımızı kısa vadeli kazanç elde etmeye değil, orta ve uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi hedeflemeye yönlendirmeliyiz

ABD’deki ekonomi programının “Enflasyon” yaratma tehlikesi

IMF’nin 2021 büyüme tahmini %5,5. ABD’nin açıkladığı devasa canlandırma paketi de piyasalarda olumlu etki yaratıyor. 1,9 trilyon dolarlık ABD paketi, ABD ekonomisinin yaklaşık %10’una denk geliyor. Bu paketin hayata geçmesi, piyasaya girecek devasa kaynakla birlikte tüm ülke ekonomilerini ve ekonomi politikalarını etkileyecek. Piyasalara gerektiği zaman yönlendirmek ve desteklemek tekrar ön plana çıkıyor. Bütün dünyayı etkileyebilecek bir değişim sözkonusu. Ekonomileri canlandırma programlarının büyüklüğü ise enflasyon riskini ortaya çıkarıyor. Dünya genelinde enflasyon ilgili tartışmalar yıllar sonra gündemde. Bütün emtia fiyatlarında yükselme yaşanıyor. Emtia fiyatlarının artışı, ülkemizi cari açık ve enflasyon anlamında olumsuz etkiliyor. Üretim tarafında yaşanan olumlu gidişat ise işgücü piyasalarına yansımıyor. Güney Kore'de işsizlik % 5,4 ile 21 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. ABD’de işgücü piyasasında iyileşme zayıf seyrediyor. Ekonomik göstergelerde yapısal kırılmaların yaşandığı ve politika uygulamalarında alışılanın dışına çıkıldığı bu dönemde, özel sektör dinamiklerinin de hızla değişebileceği akılda tutulmalı ve bu değişikliklere hızlı ve esnek tepki verme kabiliyeti artırılmalı

Üretim sektörünün, hizmet sektörü karşısındaki yükselişi

Ülke olarak ekonomik büyüme tahminlerinin üzerinde gidiyoruz. IMF, Türkiye ekonomisinin 2021 yılında %6 büyüyeceğini öngördü. 2020 yılında Türkiye ekonomisi için %5 daralma yönünde olan tahminini ise %1,2 büyüme şeklinde revize etti. Faizlerdeki artışla birlikte, kredi artış hızında bir miktar yavaşlama var; fakat pandemi sürecine üretimde yaşanan artış damgasını vuruyor. Yıllar sonra üretimin hizmetler sektörüne karşı güçlendiği bir döneme girdik. Bu süreçte enflasyonu daha fazla, büyümeyi daha az hissediyoruz. Karşımıza çıkan en önemli sorun ise istihdam. Üretim artıyor, büyüme hızlanıyor fakat bu rakamların istihdam hanesine tam olarak yansımadığını görüyoruz

İşsizliğe karşı acil politikalar üretmeliyiz

TÜİK verilerine göre işsizlik Kasım ayı itibarıyla %12,9; genç işsizlik %25,4, geniş tanıma göre ise %40,5. Kadınlarda, genç işsizlik oranı %50’ye kadar çıkıyor. Genç işsizlik oranımız OECD içinde çok yüksek. Acil politikalar üretmeliyiz. Uzun zamandır istihdam kapasitemizi arttıramıyoruz. Hizmetler sektörünün istihdam çekme olasılığının oldukça sınırlandığını görüyoruz. Bundan 1 yıl önce dijitalleşme ve otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması ve pek çok kademede insanın yerini alması, geleceğe ilişkin yaptığımız fikir tartışmalarının konusuydu. Ancak pandemi bu süreci öne çekti. Teknolojik dönüşümden dolayı vasıfsız işgücünde iş kaybı çok daha yüksek. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli ayrışmada ülkeleri farklılaştıracak konu istihdam olacak. Ekonominin dönüşümüne ayak uydurarak yetenek dönüşüm programlarını doğru uygulayan ülkeler bir adım öne çıkacak. Bundan dolayı, bu dönemde uygulanacak istihdam politikaları kritik önem taşıyor. OECD’nin ülkemiz ekonomisi ile ilgili önerilerini önemsiyoruz. Ekonomiyi topyekün yüzdürmeyi sağlayan politikalardan daha seçici politikalara geçilmesi öneriliyor. Devlet ve özel sektör işbirliğinin altı çiziliyor. Devlet desteklerinden yararlanma koşulları, eğitim ve staj programı gibi koşullara bağlanabilir. 25 yaş altı için destekler ve programlar önemli. 25 yaş altı çalışanlar için işveren ve çalışanlardan primlerin muaf tutulmasını ve SGK prim desteklerinin uygulanmaya devam edilmesini öneriyoruz

Döviz artarken fiyatlar arttı fakat

2021 yılının başlangıcıyla birlikte Merkez Bankası, fiyat istikrarının korunması ve bu yolla finansal istikrarın devamına yönelik birçok açıklama yaptı. Yüksek faiz artışları ve Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına yaptığı vurgu, TL’ye duyulan güvenin artmasına sebep oluyor. TL Kasım ayından beri %20 civarında değer kazandı. Yılbaşından beri en fazla değerlenen gelişmekte olan ülke para birimi. Merkez Bankası’nın Kasım 2020’den itibaren politika ve söylemlerindeki değişiklikler kapsamında Odamızca önemli bulunan ve devamının sağlanması gerektiği düşünülen tespitler ve önerileri Sayın Ağbal’a sunduk. Önerilerimizin ana başlıkları; finansal istikrar, fiyat istikrarı vurgusu, yüksek faiz maliyetini azaltmak için risk primini düşürücü politikalar, destekleyici maliye politikaları ve verimliliğin korunabilmesi için, hedef destekli politikalar üzerineydi. Şu an ekonomimizin en hassas olduğu noktalardan biri de, cari işlemler açığının finansmanı. Cari açık, parasal gevşemenin erkene alınmasını da zorlaştırıyor. Bu senenin büyümesi kritik, büyüme cari işlemler açığını büyütebilir. Açığı kontrol altına alacak politikalara ağırlık vermeliyiz. Sıkı para politikasına devam etmeliyiz ancak sadece para politikaları ile iyileşme sağlayamayız. Şu anda yüksek maliyetle piyasaları sakinleştiriyoruz. Çok büyük bir faiz maliyeti söz konusu. Risk primini düşürmeye yönelik politikalara ağırlık vermeliyiz. Maliyeti daha fazla arttırmadan ülkemize para çekmek için ülkemiz ekonomisiyle ilgili iyileşmenin sürdürülebilir olması gerek

Ülke milli gelirinden aldığı payları incelediğimizde, %7,6 imalat sanayi, %7,3 sanayi, %6,8 gayrimenkul faaliyetleri ve %6,5 hizmetler sektörleriyle ülkemiz ekonomisine İzmir olarak katkı veriyoruz. Ankara ve İstanbul’da sanayinin ekonomi içindeki ağırlığı %20’nin altında kalırken, kentimizde bu oran %26,2. Tarımın diğer büyük şehirlere göre kentimizde hala anlamlı bir ağırlığı var. İzmir’in şansı pandemi döneminde imalat sanayinin artış trendinde olması, ancak İzmir’in nasıl bir büyüme planı istediği ve ne yönde gelişeceği de geleceği açısından önem taşıyor

İzmir’in avantajı çeşitlilik, diğer şehirlere göre çok daha dengeli bir şehir imalat-tarım-hizmetler kombinasyonuna sahip. Bu durumu fırsata çevirmek ve bu üç alandaki eş güdümü zenginleştirmek için dış pazarlara erişime yönelik daha fazla çalışma yapmalı, iç pazarın gelişimi için de modern üretim ve dağıtım olanaklarına sahip sektörel ticaret alanlarının yaratılmasına yönelik çalışmalara devam etmeliyiz

Güçlü üretim ve ihracat yapısına sahip kentimizde, buna paralel olarak finans ve bilgi-iletişim teknolojilerinin destekleyici sektör olarak daha çok gelişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sıfırdan yatırımlar birinci önceliğimiz, ancak atıl kalmış yatırımların canlandırılması ve bu yol ile istihdam yaratılması da ayrıca düşünülmeli. Ülkemiz ekonomisinden %6,1 pay alıyoruz. Kişi başına milli gelir seviyemiz en son açıklanan 2019 verilerine göre 10.663 dolar. Bu konuda geriliyoruz, yaklaşık 14 sene önceye döndük. Kişi başına gelirimiz 2020’de 10 bin doların altına inmiş olabilir. İşsizlik sorunu ülke genelinde olduğu gibi kentimiz için de dikkat çekici boyutta. İş gücünün ihtiyaç odaklı eğitim programları ile İzmir için katma değeri yüksek alanlarda istihdam edilmesi bu soruna çare olabilir
 
Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum