<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>ANALİZ</title>
         <link>https://www.ekonomiizmir.com/analiz/</link>
         <description>İzmir&#39;deki ekonomik gelişmeler, gayrimenkul, turizm, sanayi, tarım, enerji</description><item>
			<title>İkinci elde satış da fiyat da düştü</title>
			<description><![CDATA[Nisan ayında Türkiye ikinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında satışlar, bir önceki aya kıyasla yüzde 22 azalışla 142 bin 688 olurken, araç fiyatları yüzde 2,3 düştü - Nisanda online pazarda en fazla dizel otomobiller tercih edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İkinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında satışlar, nisan ayında mart ayına göre yüzde 22, araç fiyatları ise ortalama yüzde 2,3 geriledi.

muhabirinin Indicata'nın ikinci el online pazar raporundan derlediği verilere göre, Türkiye ikinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında geçen ayki satışlar, mart ayına kıyasla yüzde 22 azalarak 142 bin 688 (ilandan tamamen kaldırılan araçlar satılmış kabul edildiğinde) oldu. Mart ayında 182 bin 731 satış gerçekleşmişti.

Nisanda ikinci el online satışlar içinde binek araçların payı yüzde 82, hafif ticari araçların payı yüzde 18 oldu.

Geçen yılın nisan ayında 127 bin 252 araç satılmıştı. Satışlarda Nisan 2020'ye göre yaklaşık yüzde 12 artış görülürken, bu yılın ilk 4 aylık dönemiyle geçen yılın aynı dönemi kıyaslandığında ise satışlar yüzde 5 geriledi.

İLANA ÇIKAN ARAÇ SAYISI YÜZDE 0,4 GERİLEDİ

Geçen ay ikinci el online binek ve hafif ticari pazarında ilana çıkan araç adedi 2020'nin nisan ayına göre yüzde 88 artarken, bir önceki aya göre yüzde 0,4 azalarak 333 bin 976 oldu.
Nisanda ilana çıkan araçların yüzde 43'ü satıldı.

DİZEL OTOMOBİLLER PAZARI DOMİNE ETTİ 

Türkiye ikinci el online binek ve hafif ticari pazarı motor tipine göre değerlendirildiğinde, nisanda en yüksek payı 91 bin 915 satış ve yüzde 64,42 payla dizel otomobiller aldı.

Dizel otomobilleri, 47 bin 930 satış ve yüzde 33,59 payla benzinli, 1.283 satış ve yüzde 0,90 payla oto gazlı otomobiller takip etti.
Hibrit otomobillerin payı 1.239 satışla yüzde 0,87 ve elektrikli otomobillerin payı da 321 satışla yüzde 0,22 olarak belirlendi.

PAZARIN LİDERİ C SEGMENTİ OLDU 

Segment bazında ele alındığında, geçen ay pazarın lideri 43 bin 108 satış ve yüzde 36,8'lik payla C segmenti oldu.

C segmentinden sonra en fazla satış yüzde 21,5 pay ve 25 bin 191'le B segmentinde kaydedildi.

Nisan ayı segment bazında mart ayı ile kıyaslandığında satışlarda en fazla artış yüzde 33 ile B-SUV ve yüzde 20 ile C-SUV segmentinde gerçekleşti.

ARAÇ FİYATLARINDA YÜZDE 2,3'LÜK DÜŞÜŞ 

Nisanda ilanlar üzerinden yapılan analize göre, ikinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında bir önceki aya göre ortalama yüzde 2,3'lük fiyat düşüşü oldu.

İkinci el pazarında en çok satışı gerçekleşen ilk 28 markanın 200 modeline ait 800 varyantın 15 farklı model yılındaki 48 bin 215 ilanının fiyat değişimleri incelenerek yapılan analize göre, ilk 4 ayda A segmentine yüzde 5 puan gerçekleşirken, C-hatchbackte (HB) 1,1, C-sedanda 0,6 puan fiyatlarda düşüş gözlendi. Diğer segmentlerde ise ortalama 1 puan fiyat artışı belirlendi.

İNTERNETTEN KALDIRILDIĞINDA "SATIŞ" OLARAK SINIFLANDIRILIYOR
Öte yandan, makine öğrenmesi, yapay zeka ve büyük verinin birleşmesinden oluşan iş zekası seti Indicata, Türkiye'deki ikinci el online araç pazarını tarayarak günlük 450 binden fazla ikinci el araç datasını analiz ediyor.
Rapordaki satış verileri, ikinci el ticareti yapan kurum ve kuruluşların online pazarda verdikleri ilan verilerine dayanırken, bu verilerin içinde bireysel araç ilanlarına ait veriler bulunmuyor.
Online platformda ikinci el ticareti yapan kurumlar, iki sebeple satışa sundukları araçların ilanlarını geri çekiyor. Birincisi, değişen pazar koşullarına göre ilandaki araçların fiyatını revize ederek yeniden ilanı yayınlıyorlar.
Bu ilanların yeniden ne zaman yayınlandığı da Indicata tarafından takip ediliyor.
İkinci olarak ticaret yapan kurum, aracını sattığı için ilandan çekiyor ve yeniden satışa sunacağı bir aracının ilanını yayınlıyor. Bu ikinci grup araç ilanları, yani ilandan tamamen kaldırılan araçlar "satış" olarak kabul ediliyor.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/ikinci-elde-satis-da-fiyat-da-dustu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/ikinci-elde-satis-da-fiyat-da-dustu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/ikinci-elde-satis-da-fiyat-da-dustu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/ikinci-elde-satis-da-fiyat-da-dustu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/ikinci-elde-satis-da-fiyat-da-dustu/3743/</link>
			<pubDate>Sat, 08 May 2021 15:08:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Çocuklarınızı sevdiğinizi mi zannediyorsunuz?</title>
			<description><![CDATA[Çocukların özellikle cinsel kimlik evresi olan 3-6 yaşta ebeveynlerinden doğru mesajlar almalarının önemine dikkat çeken uzmanlar, onlara isimleri ile hitap etmenin en doğrusu olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, ‘kızım, oğlum, çocuğum, yavrum’ gibi hitapların da kullanılabileceğini fakat ‘aslanım, prensesim’ gibi hitap şekillerinin çocuklar için son derece zararlı olduğunu vurguluyor. Öte yandan ‘sevgilim, aşkım’ şeklinde hitaplar da uzmanlarca sakıncalı bulunuyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, çocuklara nasıl hitap edilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi ve ailelere önemli tavsiyelerde bulundu

Çocuğa nasıl yaklaşıldığı çok önemli

Çocuklara hitap edilirken ebeveynlerin tutumunun, çocuğa yaklaşımlarının, onunla konuşma şeklinin ve hatta bakışlarının bile çocuklar için çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, “Çocuklar tüm bu durumlar sonucunda kendileri hakkında bazı düşünceler geliştiriyor. Dışarıdan gelen mesajların çocuk için karışık ve tutarsız olması çocuğun kendilik algısı, kişilik gelişimi ve benlik sınırları ile ilgili olumsuz bazı psikolojik sonuçlar doğurabilir.” dedi.

Bu hitaplar rol kavramına zarar veriyor

Çocukların gelişim dönemi özellikleri açısından anneciğim, babacığım gibi hitapları anlamakta zorlandıklarını belirten Ayşe Şahin, “Anne olmadığı halde kendi annesinin ona ‘anneciğim’ şeklindeki söylemi, çocukta kim olduğuna dair kafa karışıklığına yol açar. ‘Anneciğim, teyzeciğim’ gibi hitap şekillerinin çocuğun rol kavramına ve kimlik bütünlüğüne zarar verdiği için psikolojik açıdan uygun olmadığını söyleyebiliriz.” diye konuştu

Sevgilim, aşkım gibi hitaplar çok sakıncalı

Çocuklara seslenirken kullanılan en doğru hitap şeklinin isimlerinin kullanılması veya ‘kızım, oğlum, çocuğum, yavrum, evladım’ gibi söylemler olduğunu aktaran Ayşe Şahin, “Bu hitaplar çocuklar için oldukça uygun ve yeterli. Bazı durumlarda çocuğa ‘canım kızım, canım oğlum’ denmesinin de bir sakıncası yoktur. Ancak ebeveynlerin çocuklarına ‘sevgilim, aşkım’ şeklinde hitaplarda bulunması oldukça sakıncalı. Bu söylemler çocuğun ruh sağlığına ve cinsel kimlik gelişimine zarar veriyor. Çocuklar özellikle cinsel kimlik evresi olan 3-6 yaşlarındayken ebeveynlerinden doğru mesajlar almalı.” İfadelerini kullandı

Yücelten hitaplar ilişkilerini bozuyor

Klinik Psikolog Ayşe Şahin, ‘Aslanım, prensesim’ gibi çocukları aşırı yücelten hitapların da son derece zararlı olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu şekilde hitaplar çocuğun sağlıklı benlik değerlendirmesi yapmasına engel olur, ilişkilerini bozar ve ilişkilerde sınır kavramını reddetmesine sebep olabilir. Bu çocuklar sadece çocukluk döneminde değil yetişkinlik döneminde de benzer problemler yaşayabilirler. Ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişki ‘ebeveyn-çocuk’ ilişkisi sınırlarında olmalı ve bunun dışına çıkılmamalı. Sağlıklı hitaplar kullanıldığında çocuk bu ilişki içinde güvende hisseder ve gelişim basamaklarını sağlıklı bir şekilde tamamlar. Çocukta kafa karışıklığı yaşamadan sağlıklı bir kimlik kazanımı gerçekleşir.”]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/cocuklarinizi-sevdiginizi-mi-zannediyorsunuz.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/cocuklarinizi-sevdiginizi-mi-zannediyorsunuz.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/cocuklarinizi-sevdiginizi-mi-zannediyorsunuz_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/cocuklarinizi-sevdiginizi-mi-zannediyorsunuz.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/cocuklarinizi-sevdiginizi-mi-zannediyorsunuz/3739/</link>
			<pubDate>Wed, 05 May 2021 09:51:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EİB’den 82 yıllık tarihinin ihracat rekoru geldi </title>
			<description><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2020 yılı Nisan ayında 815,4 milyon dolar olan ihracatını, 2021 yılının Nisan ayında yüzde 68’lik artışla 1 milyar 373 milyon 510 bin dolara taşıdı. 82 yıldır faaliyet gösteren Ege İhracatçı Birlikleri, Nisan ayında 82 yıllık tarihinin ihracat rekorunu kırdı
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nisan ayında, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 10 tanesi ihracatlarını arttırma başarısı gösterirken, Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2021 yılı Ocak-Nisan dönemindeki ihracatı yüzde 20’lik artışla 4 milyar 55 milyon dolardan, 4 milyar 882 milyon dolara, son 1 yıllık ihracatı yüzde 6’lık artışla 13 milyar 7 milyon dolardan 13 milyar 831 milyon dolara yükseldi

Sanayi sektörlerinin ihracatı yüzde 123 arttı

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki sanayi sektörlerinin ihracatı 2021 yılı Nisan ayında yüzde 123’lük rekor artışla 284,8 milyon dolardan 635,2 milyon dolara fırlarken, tarım sektörlerinin ihracatı yüzde 14’lük artışla 371 milyon dolardan 424 milyon dolara ilerledi. Madencilik sektörünün ihracatı ise; yüzde 54’lük artışla 61,3 milyon dolardan 94,6 milyon dolara yükseldi

Tekstil sektörü her ay yeni bir rekor kırıyor

2021 yılının ilk üç ayında ihracat artış rekorları kıran Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Nisan ayında tarihi bir başarıya daha imza attı. Nisan ayında ihracatını yüzde 367 geliştiren Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 45 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırmayı başardı

Demir-çelik ihracatı son 1 yılda 1,5 milyar doları aştı

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, Nisan ayında ihracatını yüzde 126’lık artışla 191 milyon dolara taşırken, son bir yıllık dönemdeki ihracatı yüzde 8’lik yükselişle 1 milyar 519 milyon dolara çıktı. EDDMİB hem Nisan ayında, hem de son 1 yıllık dönemde zirveye demir attı.

Hazırgiyim ve Konfeksiyon zirve ortağı oldu

2020 yılı Nisan ayında en sert düşüşlerden birini yaşayan Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, 2021 yılı Nisan ayında yüzde 148’lik ihracat artış hızı yakaladı ve hanesine yazdırdığı 116,6 milyon dolarlık ihracatla EİB bünyesinde zirve ortağı oldu. EHKİB’in son 1 yıllık dönemdeki ihracatı ise; 1 milyar 409 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Maden ihracatı 1 milyar dolara koşuyor

2021 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefleyen Ege Maden İhracatçıları Birliği Nisan ayında ihracatını yüzde 54’lük artışla 61,3 milyon dolardan 94,6 milyon dolara taşırken, yıllık ihracat rakamı 979,5 milyon dolara yükseldi.

Yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatı yüzde 15 arttı

Nisan ayında ihracatını yüzde 15 geliştiren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 81 milyon 108 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. EYMSİB’in yıllık ihracatı 1 milyar 73 milyon dolara ilerledi

Mobilya kâğıt ve orman ürünleri ihracatı yüzde 13 yükseldi

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Nisan ayında 60 milyon 690 bin dolarlık ihracatı hanesine yazdırırken, Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği yüzde 13’lük artışla 59,8 milyon dolar ihracat yapma başarısı gösterdi

İhracatını sürekli arttırarak 2020 yılında 500 milyon doları aşan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Nisan ayında da geleneği bozmadı. İhracatını yüzde 24 geliştiren birlik 53 milyon 965 bin dolar ihracata imza attı.

Ege Tütün İhracatçıları Birliği 45,9 milyon dolar ihracat yaparken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 13 ileriye taşıdı ve 14,9 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı

Gerçekleştirdiği sanal fuarlar ve ticaret heyetleriyle pandeminin etkilerinden kurtulmaya çalışan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Nisan ayında ihracatını yüzde 125’lik sıçramayla 5,2 milyon dolardan 11,8 milyon dolara yükseltti
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/eib-den-82-yillik-tarihinin-ihracat-rekoru-geldi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/eib-den-82-yillik-tarihinin-ihracat-rekoru-geldi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/eib-den-82-yillik-tarihinin-ihracat-rekoru-geldi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/05/eib-den-82-yillik-tarihinin-ihracat-rekoru-geldi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/eib-den-82-yillik-tarihinin-ihracat-rekoru-geldi/3738/</link>
			<pubDate>Wed, 05 May 2021 09:31:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Sigorta ihtiyaç ve çözümlerini yeniden şekillendiriyor </title>
			<description><![CDATA[EY Sigortacılık Sektörü 2021 Görünümü Raporu’na göre; küresel sigortacılık sektörünün pandeminin yarattığı değişimi, yeni normal ve farklı pazar ihtiyaçları doğrultusunda dönüşüm için bir fırsat olarak görmesi gerekiyor. Raporda, gelecek dönemde sektörde alternatif sermayenin çoğalması ve sektör oyuncularının somut getiri ve sürdürülebilir büyüme hedeflemesi ile birleşme ve satın alma faaliyetlerinde artış yaşanabileceği ifade ediliyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), sigortacılık sektörüne yön veren trendleri incelediği Sigortacılık Sektörü 2021 Görünümü Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Sektörün gelecek 18 - 24 aylık dönemde izleyeceği büyüme stratejilerini ortaya koyan rapor, pandeminin sosyal ve ekonomik etkileriyle tüketicinin sigortacılık ihtiyaçlarını değiştirdiğine işaret ediyor. Raporda sigorta şirketlerinin değişen beklenti ve artan talebi karşılamak için sundukları çözümleri yeniden şekillendirdikleri belirtilirken, hedef odaklı dönüşüm, müşteri odaklılık, çeviklik ve maliyet ve sermaye optimizasyonunun sektör liderleri için en önemli gündem maddeleri olduğu belirtiliyor

Yeni ve yaratıcı iş stratejileri geliştirilmesi ihtiyacı var

Piyasa dinamiklerinin karmaşıklaştığı bir dönemde risk ve fırsatların iç içe geçmiş olduğunun ifade edildiği raporda; makroekonomik koşullar, jeopolitik gelişmeler, teknolojik ilerlemeler, demografik değişimler ve artan müşteri beklentilerinin sektörde yeni ve yaratıcı iş stratejileri geliştirilmesi ihtiyacını doğurduğuna işaret ediliyor. Sigortacılığın diğer sektörlerde yaşanan trend ve değişimlerden gittikçe daha fazla etkilendiği belirtiliyor

EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Damla Harman rapora ilişkin olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Sigorta şirketlerinin küresel ekonomik toparlanma sürecinden büyüyerek çıkmaları için yeni çözümler üretmeleri ve değişen beklentiler karşısında kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmaya hazır olmaları gerekiyor. Bu doğrultuda atılması gereken adımların başında yalın ve esnek bir maliyet tabanı oluşturulması geliyor. Bu, sigorta şirketlerinin hem kısa vadede karlılığını destekleyen bir etki yaratacak hem de inovasyonlar ve sürdürülebilir büyüme için sağlam bir zemin hazırlayacaktır.”

M&A faaliyetlerinde artış yaşanabilir

Rapora göre; küresel sigortacılık sektörünün pandeminin yarattığı değişimi, yeni normal ve farklı pazar ihtiyaçları doğrultusunda dönüşüm için bir fırsat olarak görmesi gerekiyor. Raporda, gelecek dönemde sektörde alternatif sermayenin çoğalması ve sektör oyuncularının somut getiri ve sürdürülebilir büyüme hedeflemesi ile birleşme ve satın alma faaliyetlerinde artış yaşanabileceği ifade ediliyor.

Dijitalleşme odağı korunmalı

Raporda; gelecek dönemin sektör için halen pek çok belirsizlik barındırdığına ve sigorta şirketlerinin bu küresel ortamda ana değer önerileri, dağıtım yaklaşımları, işgücü stratejileri ve veri ve teknoloji altyapılarına bütünsel olarak yaklaşmaları gerektiğine vurgu yapılıyor. Pandeminin ivmelendirdiği dijitalleşme sürecine yönelik odağın korunması ile operasyonlarda çevikliğin daha da önem kazandığı belirtiliyor
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/sigorta-ihtiyac-ve-cozumlerini-yeniden-sekillendiriyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/sigorta-ihtiyac-ve-cozumlerini-yeniden-sekillendiriyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/sigorta-ihtiyac-ve-cozumlerini-yeniden-sekillendiriyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/sigorta-ihtiyac-ve-cozumlerini-yeniden-sekillendiriyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/sigorta-ihtiyac-ve-cozumlerini-yeniden-sekillendiriyor/3722/</link>
			<pubDate>Fri, 30 Apr 2021 14:47:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ege İhracatçı Birlikleri 1 milyar 286 milyon dolar ihracat rakamına ulaştı</title>
			<description><![CDATA[2021’in ilk çeyreğinde Ocak-Mart döneminde yüzde 8,5 yükselişle 3 milyar 515 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandıran EİB, son 1 yıllık dönemde 13 milyar 278 milyon dolarlık ihracata imza attı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, EİB’in 2021’in ilk çeyreğinde 190 farklı ihraç pazarına ulaşarak, 105 ülke ve bölgeye ihracatını artırmayı başardığını söyledi.

“Avrupa Birliği’ne ihracatımız 2021’in ilk üç ayında yüzde 13 artışla 1 milyar 681 milyon dolarlık hacme ulaştı. 2021’in ilk çeyreğinde 18 AB ülkesine ihracatımız artarken, EİB’in toplam ihracatında AB’nin payı yüzde 48, Avrupa kıtasının ihracatımızdaki payı ise yüzde 55 olarak kayıtlara geçti. Eurostat’ın verilerine göre 2019 sonu itibarıyla AB ülkelerinin en fazla doğrudan yatırım yaptığı 10 ülke arasında ilk sıralarda yüzde 24 ile ABD, yüzde 21 ile Birleşik Krallık, yüzde 11 ile İsviçre, yüzde 4 ile Kanada ve Çin yer alıyor. Türkiye’nin bu kadar potansiyelle, coğrafi avantajla AB'den daha fazla doğrudan yatırım çekmesi gerekiyor. AB Yeşil Mutabakatı ile sanayinin yeşil dönüşümü ve yaratılacak yeni rekabet gücü paralelinde artık her alanda iş birliğinin daha fazla önem kazandığı bir dönemin içindeyiz. Paydaş temelli yeni nesil bir ekonominin içinde Birleşik Krallık ile yaptığımız gibi AB ile de artık ilişkilerimizde bir zemin değişikliğine gidilmesi şart.” 

Asya’nın küresel sanayi üretiminde payının giderek yükseldiğine değinen Jak Eskinazi, 2021’in ilk üç ayında EİB’in ihracatının, Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması RCEP’e imza atan 15 Asya-Pasifik ülkesinden ASEAN’a üye Kamboçya’ya yüzde 370, Malezya’ya yüzde 51, Singapur’a yüzde 1,3, Tayland’a yüzde 34 ve Vietnam’a yüzde 101 artış ile birliğin diyalog ortaklarından Çin’e yüzde 1, Japonya’ya yüzde 3, Güney Kore’ye yüzde 87 ve Yeni Zelanda’ya yüzde 12 artış gösterdiği bilgisini de verdi.

Eskinazi, “2021 yılının ilk üç ayında ülke gruplarına göre ihracatımızda dikkat çeken artışlar yaşandı. Amerika ülkelerine yüzde 23 artışla 393 milyon dolarlık, Ortadoğu ülkelerine 375 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Diğer Avrupa ülkelerine ise ihracatımız yüzde 8 artışla 251 milyon dolara, Asya ve Okyanusya ülkelerine yüzde 16 artışla 265 milyon dolara, Afrika ülkelerine 235 milyon dolara, Eski Doğu Bloku ülkelerine yüzde 20’lik artışla 191 milyon dolara, Serbest Bölgelere yüzde 26’lık artışla 75 milyon dolara ulaştı. Türk Cumhuriyetlerine ihracatımız ise 46 milyon dolarla geçen senenin aynı döneminin ihracat seviyesini korudu.” diye konuştu. 

2021’in ilk çeyreğinde Almanya’nın EİB’in ihracatında yüzde 10 artışla 412 milyon dolarla birinci sıradaki yerini koruduğunu açıklayan Eskinazi, “ABD yüzde 22’lik artışla 279 milyon dolarla ikinci sırada, Birleşik Krallık ise yüzde 11 yükselişle 211 milyon dolarla en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz üçüncü ticaret ortağımız arasında yer alıyor. İtalya’ya yüzde 5 artışla 205 milyon dolar, İspanya’ya yüzde 23 artışla 199 milyon dolar, Hollanda’ya yüzde 1 artışla 157 milyon dolar, Fransa’ya yüzde 23 artışla 166 milyon dolar, İsrail’e yüzde 9 artışla 95 milyon dolar, Belçika’ya yüzde 21 artışla 90 milyon dolar, Rusya’ya yüzde 19 artışla 84 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik.” dedi. 

EİB verilerine göre; Uganda yüzde 1866, Turks ve Caicos Adaları yüzde 462, Arjantin yüzde 441, Sierra Leone yüzde 383, Zimbabve yüzde 336, Maldiv Adaları yüzde 337, Honduras yüzde 377, Kamboçya yüzde 370, Jamaika yüzde 189, Pakistan yüzde 183, Haiti yüzde 166, İrlanda yüzde 165, Mayotte yüzde 153, Bahamalar yüzde 126, Zambia yüzde 112, Nikaragua yüzde 108, Vietnam yüzde 100, Gürcistan ve Ekvator Ginesi yüzde 97, Bangladeş ve Ruanda yüzde 92 ile en fazla ihracat artışı yaşanan 20 ülke arasında
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ege-ihracatci-birlikleri-1-milyar-286-milyon-dolar-ihracat-rakamina-ulasti.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ege-ihracatci-birlikleri-1-milyar-286-milyon-dolar-ihracat-rakamina-ulasti.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ege-ihracatci-birlikleri-1-milyar-286-milyon-dolar-ihracat-rakamina-ulasti_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ege-ihracatci-birlikleri-1-milyar-286-milyon-dolar-ihracat-rakamina-ulasti.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/ege-ihracatci-birlikleri-1-milyar-286-milyon-dolar-ihracat-rakamina-ulasti/3705/</link>
			<pubDate>Sun, 25 Apr 2021 14:12:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>AB'ye dış satımı yılın ilk çeyreğinde yüzde 13 arttı</title>
			<description><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Birlik üyelerinin bu yılın ilk 3 ayında Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yaptığı ihracatın yıllık bazda yüzde 13 artışla 1 milyar 681 milyon dolara yükseldiğini bildirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yaptığı yazılı açıklamada, 2021 Ocak-Mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre ihracatlarını yüzde 8,5 artışla 3 milyar 515 milyon dolara yükselttiklerini ifade etti.

İlk çeyrekte 190 farklı ihraç pazarına ulaşarak 105 ülke ve bölgeye ihracatı artırdıklarını belirten Eskinazi, şunları kaydetti:
"Avrupa Birliği'ne ihracatımız 2021'in ilk üç ayında yüzde 13 artışla 1 milyar 681 milyon dolarlık hacme ulaştı. 2021'in ilk çeyreğinde 18 AB ülkesine ihracatımız artarken, EİB'in toplam ihracatında AB'nin payı yüzde 48, Avrupa kıtasının payı ise yüzde 55 olarak kayıtlara geçti. Türkiye'nin bu kadar potansiyelle, coğrafi avantajla AB'den daha fazla doğrudan yatırım çekmesi gerekiyor. AB Yeşil Mutabakatı ile sanayinin yeşil dönüşümü ve yaratılacak yeni rekabet gücü paralelinde artık her alanda iş birliğinin daha fazla önem kazandığı bir dönemin içindeyiz. Paydaş temelli yeni nesil bir ekonominin içinde Birleşik Krallık ile yaptığımız gibi AB ile de artık ilişkilerimizde bir zemin değişikliğine gidilmesi şart."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ab-ye-dis-satimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-13-artti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ab-ye-dis-satimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-13-artti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ab-ye-dis-satimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-13-artti_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ab-ye-dis-satimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-13-artti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/ab-ye-dis-satimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-13-artti/3698/</link>
			<pubDate>Sat, 24 Apr 2021 19:44:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Tüketiciler seri çözüm sunan şirketlere yöneliyor</title>
			<description><![CDATA[KPMG’nin 16 ülkede 18 binden fazla kişiyle görüşerek yaptığı ‘Ben, Hayatım, Cüzdanım’ başlıklı büyük tüketici araştırması, Covid-19 sonrası tüketicilerin değişen ihtiyaçlarına, değişen davranışlarına ve beklentilerine ışık tutuyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Araştırmaya göre hayatın dijitalde geçtiği şu dönemde ‘güvende hissetmek’ en önemli kriter. Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 92’si kendisinin ve ailesinin güvende olmasına büyük önem veriyor. Tüketici, hizmet/ürün aldığı şirketlerin de güven beklentilerine yanıt vermesini ve destekleyici olmasını bekliyor

KPMG’nin bu yıl 16 ülkede, 18 binden fazla tüketiciyle görüşerek yaptığı araştırma yarının müşterisine ve değişen müşteri davranışlarına odaklanıyor. Araştırmayı değerlendiren KPMG Türkiye Perakende ve Tüketici Ürünleri Sektör Lideri Gökhan Kaçmaz, “2020’den itibaren Covid-19’un yıkıcı etkisi işletmeleri, pazarları, sektörleri, müşterileri, çalışanları paydaşlarıyla ilişkilerinde değişime zorladı. Çalışma ortamı değişti. İş yapma modelleri değişti. Yüz yüze etkileşim azaldı, hayat dijitalde akmaya başladı. Yaşlılar ilk kez dijital kanalları kullanırken gençlerin dijital alandaki varlıkları arttı. Bağlam ve içerik dijitalleşti. İşletmeler değişen tüketiciye hizmet vermek için bağlılık modellerini sürekli geliştirmek zorunda. Temel yol gösterici ise müşteri ihtiyaçları. Eskiden kalma içgörülerle hareket etmek çok tehlikeli. Müşteri ihtiyaçlarını anlamak için veri analizinden makine öğrenimine birçok yeni teknolojiyi kullanmak gerekiyor” dedi. 

Araştırmadan çıkan bazı başlıklar şöyle:

Covid-19’la birlikte beklentiler değişirken, şirketlerin dijital hizmetlere geçişiyle birlikte tüketicide önemli bir anksiyete duygusu ortaya çıktı

Araştırmaya katılanların büyük bölümü ‘endişeli’ olduğunu ifade ediyor. Yüzde 73’ü salgınla, yüzde 81’i ekonomik durgunlukla ve yüzde 61’i sağlıkla ilgili endişe duyuyor

Tüketici kendisini ‘güvende hissetmek’ istiyor ve bu beklenti şu anda çok kritik

Dünyadaki belirsizlik devam ettikçe tüketiciler de o kadar fazla alternatif çözümlerle günlük yaşamlarını güvence altına almak istiyorlar. Beslenme, spor, iş, eğitim, alışveriş, eğlence ve ibadet gibi alanlarda alışkanlıklarını dijital ve güvenli olarak sürdürmeye çalışıyorlar

İşletmelerin de bu değişime ayak uydurmasını ve destekleyici olmasını bekliyorlar

Online kanallara radikal ve hızlı geçiş, güvenlik ihtiyacının doğrudan bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Artık şirketler ‘en yakın rakibine’ göre değil ‘en iyi deneyim standardını sağlama’ kriterine göre seçiliyor. Tüketici güven endişesini en çok yaşadığı bu dönemde hizmet aldığı şirketin güvenlik ihtiyaçlarını da karşılamasını bekliyor

Tüketicilerin yüzde 55’inin bir şirketten en büyük beklentileri kişisel verilerinin korunması ve yüzde 47’si ise bu verilerin satılmamasını istiyor

Tüketicilerin yüzde 26'sı siber tehditlerden büyük ölçüde endişe duyuyor

Katılımcıların yüzde 76’sı e-ticaret ve online alışverişi çok önemli ve önemli olarak değerlendiriyor. Yüzde 62’si uygulamalar için aynı şeyi düşünüyor. Yüzde 92’si ailesinin ve kendisinin güvende olmasına büyük önem veriyor. Bu yeni beklentiler ve motivasyonlar kalıcı olacak. Tüketiciler sağlık, güvenlik, temizlik ve dijital deneyimlere önem vermeye devam edecek

Telefonumuz mu cüzdanımız mı

Tüketicilerin yüzde 40’ı telefonlarını kaybetmektense cüzdanlarını kaybetmeyi tercih ediyor.
Katılımcıların yüzde 44’ü Covid-19 öncesine göre daha fazla ve daha farklı teknolojilerden yararlandığını söylüyor

Tüketicilerin yüzde 31’i şirketlerin onları çok iyi tanımalarını etkileyici bulsa da müşterinin kendisinin ne istediğini daha bilmeden şirketin bilebilmesini ürkütücü buluyor

Tüketicilerin yüzde 80’i kendi değerleri ve inançlarıyla örtüşen markalardan alışveriş yapmayı tercih ediyor

Tüketicilerin yüzde 37’sinin önceliği sürdürülebilir ürünler

Tüketicilerin yüzde 90’ı kazandığını topluma geri veren, etik kuruluşlara daha fazla ödeme yapmaya istekli

Belirsizlik, bir kısım tüketiciyi birikim yapmaya yöneltmiş. Araştırmaya katılanların yüzde 49’u daha fazla para biriktirmeye başladığını belirtiyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-seri-cozum-sunan-sirketlere-yoneliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-seri-cozum-sunan-sirketlere-yoneliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-seri-cozum-sunan-sirketlere-yoneliyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-seri-cozum-sunan-sirketlere-yoneliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/tuketiciler-seri-cozum-sunan-sirketlere-yoneliyor/3689/</link>
			<pubDate>Fri, 23 Apr 2021 08:18:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Trafiğe 3 ayda 323 bin 635 aracın kaydı yapıldı</title>
			<description><![CDATA[Türkiye'de ocak-mart döneminde 323 bin 635 taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, 11 bin 836 aracın kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 311 bin 799 arttı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu, mart ayına ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı. Buna göre, mart sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,68 artarak 24 milyon 454 bin 396'ya yükseldi.

Bu araçların yüzde 54,4'ünü otomobil, yüzde 16,3'ünü kamyonet, yüzde 14,5'ini motosiklet, yüzde 8,1'ini traktör, yüzde 3,5'ini kamyon, yüzde 2'sini minibüs, yüzde 0,9'unu otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Martta trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı 130 bin 420 oldu. Bu taşıtlar arasında otomobil yüzde 61,3 ile ilk sırada yer aldı.

Otomobili, yüzde 15,4 ile motosiklet, yüzde 13,8 ile kamyonet, yüzde 5,7 ile traktör takip etti. Taşıtların yüzde 2,6'sını kamyon, yüzde 0,5'ini minibüs, yüzde 0,4'ünü otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtların oluşturduğu görüldü. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı martta bir önceki aya göre yüzde 71,8 arttı. Bu artış minibüste yüzde 117,8, otomobilde yüzde 87,2, motosiklette yüzde 61, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 56,4, kamyonette yüzde 52,7, kamyonda yüzde 47,3, otobüste yüzde 34,2 ve traktörde yüzde 30 olarak gerçekleşti.

Martta geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında ise yüzde 81 artış görüldü. Bu artış özel amaçlı taşıtlarda yüzde 183,5, kamyonda yüzde 134,2, kamyonette yüzde 86,6, otomobilde yüzde 84,8, traktörde yüzde 74,7, motosiklette yüzde 67,4 olarak kayıtlara geçti. Minibüste yüzde 15,6 ve otobüste yüzde 9,5 azalış kaydedildi.

Ocak-mart döneminde 323 bin 635 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı, 11 bin 836 taşıtın kaydı silindi. Böylece bu dönemde trafikteki toplam taşıt sayısı 311 bin 799 arttı.

DEVRİ YAPILAN ARAÇLAR 

Martta devri yapılan toplam 690 bin 994 taşıt içinde otomobil yüzde 65,4 ile ilk sırada yer aldı. Otomobili yüzde 17,7 ile kamyonet, yüzde 6,2 ile motosiklet, yüzde 4,2 ile traktör, yüzde 3,2 ile kamyon, yüzde 2,4 ile minibüs, yüzde 0,7 ile otobüs ve yüzde 0,2 ile özel amaçlı taşıtlar takip etti.

Mart ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 13 milyon 293 bin 727 otomobilin yüzde 38,2'si dizel, yüzde 36,4'ü LPG'li, yüzde 24,8'i benzinli, yüzde 0,4'ü elektrikli veya hibrit olurken yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,3 olarak hesaplandı.

Ocak-mart döneminde trafiğe kaydı yapılan 197 bin 236 otomobilin yüzde 30,4'ü 1401-1500, yüzde 26,7'si 1300 ve altı, yüzde 18,5'i 1301-1400, yüzde 17,6'sı 1501-1600, yüzde 5,8'i 1601-2000, yüzde 0,7'si 2001 ve üstü motor silindir hacme sahip araçlardan oluştu.
Bu dönemde kaydı yapılan otomobillerin yüzde 40,1'inin beyaz renkli olduğu görüldü.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/trafige-3-ayda-323-bin-635-aracin-kaydi-yapildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/trafige-3-ayda-323-bin-635-aracin-kaydi-yapildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/trafige-3-ayda-323-bin-635-aracin-kaydi-yapildi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/trafige-3-ayda-323-bin-635-aracin-kaydi-yapildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/trafige-3-ayda-323-bin-635-aracin-kaydi-yapildi/3679/</link>
			<pubDate>Tue, 20 Apr 2021 13:51:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Yaratıcı endüstriler, ekonomik toparlanmayı hızlandırabilir</title>
			<description><![CDATA[Zorlu Holding’in Zorlu PSM ile birlikte dijitalleşme üzerine merak uyandırmak ve disiplinlerarası diyalog geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği Digilogue’un Future Tellers/Gelecek Anlatıcıları serisinin, pandemi döneminde Zorlu PSM ve İKSV işbirliğiyle “Toplumsal Dönüşüm ve Yaratıcı Endüstriler” temasına odaklanarak hayata geçirdiği webinar’ların ardından ortaya çıkan rapor, ortak akıl yürütmeye ve yaratıcı endüstrilerin etkisine dikkat çekiyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[26 uluslararası kurum temsilcisinin; pandemi dönemine ilişkin değerlendirmeleri ve ileriye dönük yönlendirici öngörülerine dayanan rapor; kişileri ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel anlamda etkileyen yaratıcı endüstrilerin ekonomik ve sosyal toparlanma süreci için hızlandırıcı bir rol üstleneceğine vurgu yapıyor

Zorlu PSM, Digilogue ve İKSV işbirliğiyle; Ağustos-Ekim 2020 tarihleri arasında hayata geçirilen Future Tellers/Gelecek Anlatıcıları serisinin “Toplumsal Dönüşüm ve Yaratıcı Endüstriler” webinar oturumlarını ele alan rapor, İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Yüksek Lisans Programı Direktörü Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan’ın danışmanlığı ve sosyal inovasyon platformu imece’nin editöryel desteğiyle hazırlandı. Uluslararası kurumların temsilcilerinin kolektif içgörülerini içeren raporun, “Türkiye Kültür Sanat Kurumları”, “Uluslararası Kültür Sanat Sahnesi”, “Müzik Festivalleri”, “Yaratıcılık ve Teknoloji Odaklı Ekosistemler” ve “Dijital ve Hibrit Etkinlikler” başlıklarında, geleceğin nasıl tasarlanabileceğine dair yönlendirici bir kılavuz olması amaçlanıyor

Yaratıcı endüstriler, dijitalleşme ile tüm dünyada değişiyor, dönüşüyor

Yaratıcı endüstri aktörlerinin örnek alabileceği ve üstüne yeni modeller inşa edebilecekleri araç ve yöntemler de raporda yer alıyor. Kültür-sanat endüstrisindeki yerel kurum ve aktörlerin yanı sıra uluslararası kurumların da katılımcı olduğu raporda; pandemi döneminde fiziksel işlerin neredeyse durma noktasına geldiği kültür-sanat ve etkinlik sektöründe dijitalleşmenin açabileceği imkanlara değiniliyor. Seri kapsamında; Barbican Centre, Borusan Sanat, Cleveland Sanat Müzesi, Elbphilharmonie, Extrema Festival, Gray Area, Harpa, HeyMo The Experience Design Company, I-Mice Derneği, Illusionist Digital Arts Studio, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), İstanbul Modern, Jules Verne Travel&Event, Kapital Medya, Le Guess Who?, Loveland Events, Lincoln Center, Primary Talent International, SALT, Sonar+D, Sonar Barcelona, Southbank Centre, Stochastic Labs, TodaysArt ve Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nden sektör profesyonelleri, “Hem kurum hem katılımcı açısından dijital mecralarda nasıl verimli biçimde var olunabilir?”, “Kurumlar dijital mecralarda, çevrimiçi faaliyetlerinde ekonomik sürdürülebilirliği nasıl sağlayabilir?” “Sanatçı ve kurum arşivlerini daha erişilebilir kılmanın yolları nelerdir, nasıl gelir modeline dönüştürülür?”, “Festivaller başta olmak üzere canlı sanat ve eğlence endüstrisi geleneksel çerçevelerinden uzaklaştıkça hangi dinamikler etrafında şekillenebilir? “Pandeminin ardından değişen takipçi, izleyici deneyimleri festival gibi canlı sanat ve eğlence endüstrisine yönelik alışkanlıkları nasıl etkiler?” ve “Sanat üretimi ve iş yapma pratiğinde, sanatçıdan sahne emekçilerine, kurum çalışanlarından sanatseverine tüm paydaşların iyi olma halini gözeten değerler sistemi nasıl kurulabilir?” gibi pek çok sorunun cevabını birlikte arıyor.

Sorgulamanın ve beraber düşünme kaslarını güçlendirmenin faydalı olacağı bir dönemdeyiz

Endüstrinin karşılaştığı ve derinden etkilendiği sorunları tartışmaya açarak ortak öğrenimler oluşturma, bir tecrübe havuzu yaratma ve bu havuzu topluluk için potansiyel kaynaklara dönüştürme hedefiyle yayımlanan raporda; kesin cevapların olmadığı ve çözümlerin deneme yanılma yöntemiyle bulunduğu bu olağanüstü dönemde reaktif davranmaktan ziyade sorgulamanın ve beraber düşünme kaslarını güçlendirmenin önemine dikkat çekiyor.
Ortaya çıkan kolektif bilgiler ve benzer sorunlardan beslenen tecrübe havuzunu, dünyadan ve Türkiye'den örnekler ile sunan raporda, webinar konuklarının paylaşımlarına birebir sadık kalarak, onların öznel deneyimlerine ve iç görülerine dayanarak topluluğun ortak hafızası, benzediği ve ayrıştığı noktalar okuyucuya sunuluyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/yaratici-endustriler-ekonomik-toparlanmayi-hizlandirabilir.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/yaratici-endustriler-ekonomik-toparlanmayi-hizlandirabilir.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/yaratici-endustriler-ekonomik-toparlanmayi-hizlandirabilir_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/yaratici-endustriler-ekonomik-toparlanmayi-hizlandirabilir.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/yaratici-endustriler-ekonomik-toparlanmayi-hizlandirabilir/3671/</link>
			<pubDate>Mon, 19 Apr 2021 19:10:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Tüketicilerin yarısından fazlası yüksek bilinçli</title>
			<description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünce 26 ilde 18 yaş üstü 1952 tüketicinin katılımıyla ‘Tüketici Profili ve Bilinç Düzeyi Araştırma Raporu’ hazırlandı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Farklı yaş, meslek ve gelir grubundan katılımcılarla yapılan araştırmanın sonuçlarına göre tüketicilerin, yüzde 55.8'inin yüksek bilinç düzeyinde, yüzde 44.2'sinin orta bilinç düzeyinde olduğu tespit edildi. Düşük bilinç düzeyindeki tüketicilerin oranı çok az olduğu için söz konusu gruplamada yer almadı. Yüksek bilinç düzeyinde en yüksek oranın (yüzde 30.3) 4001-6000 lira gelir grubunda olduğu görüldü. Düşük ve orta bilinç düzeyinde 2022-4000 lira aylık hane gelirine sahip olanların oranının, yüksek bilinç düzeyindeki tüketicilerin oranından daha yüksek olduğu tespit edildi.

Katılımcıların 3'te 1'inin Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’nün vatandaşa yönelik hizmetleri hakkında bilgi sahibi olduğu görüldü. Yüzde 84.6'sının bu hizmetlerden memnun ve ‘Alo 175 Tüketici Danışma Hattının’ yüzde 66.2 ile tüketiciler tarafından en fazla bilinen hizmet olduğu ortaya çıktı. Katılımcılar, tüketicinin korunması amacıyla akıllarına ilk gelen kamu kuruluşunun ‘Tüketici Hakem Heyeti’ olduğunu belirtirken, Ticaret Bakanlığı da ikinci sırada yer aldı.

YÜZDE 30’U SORUN YAŞADI

Rapora göre, tüketicilerin yüzde 29.6'sı son bir yılda satın aldığı mal veya hizmetle ilgili sorun yaşadı. En fazla sorun yaşanan ürün grubu yüzde 36.4 ile giyim oldu. Son bir yılda satın aldığı ürüne ilişkin sorun yaşayan tüketicilerin yüzde 57.9’u çözüm için satın aldığı firma veya mağazaya, yüzde 43’ü Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurdu. Bu başvuruları yapan tüketicilerin yüzde 68.6’sının da sorunları çözümlendi
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketicilerin-yarisindan-fazlasi-yuksek-bilincli.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketicilerin-yarisindan-fazlasi-yuksek-bilincli.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketicilerin-yarisindan-fazlasi-yuksek-bilincli_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketicilerin-yarisindan-fazlasi-yuksek-bilincli.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/tuketicilerin-yarisindan-fazlasi-yuksek-bilincli/3659/</link>
			<pubDate>Sun, 18 Apr 2021 08:22:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Çocuk mülteciler sınır dışı edilme endişesi yaşıyor</title>
			<description><![CDATA[Ortadoğu başta olmak üzere birçok ülkede yaşanan iç çatışmalar sonrası aileler çocuklarıyla birlikte yeni bir yaşam umuduyla göç etmek zorunda kalıyorlar. Gittikleri ülkelerde mülteci olarak anılan bu insanların çocukları derin bir psikolojik sorunla karşı karşıya kalıyor. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Zeynep Emre, çocuk mültecilerin yaşadıkları sorunlara ilişkin oldukça dikkat çekici bir makale yazdı
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Avrupa, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası sağladığı ekonomik refah ortamı, güvenli ve özgürlükçü sosyal yapısı sayesinde çok tercih edilen bir göç merkezi haline gelmiştir. Bu durum Avrupa’nın, ülkesinde yaşadığı siyasi, hukuki ve sosyal sorunlar sebebiyle göç ve iltica eden kişilerin başvurduğu başat bölge olmasına yol açmıştır. Buna istinaden, Avrupa Birliği’nde dahili sınırların kaldırılması sonrası üye ülkeler, mülteci ve göçmenlerin kontrolünü sağlamak amacıyla ortak bir tutum içerisine girmek zorunda kalmıştır

AB ülkelerinin göç ve iltica programının amaçları kısaca iki aşamaya ayrılabilir. Birincisi, göçmenlerin sayısında meydana gelebilecek artışı kontrol etmek ve sınırlandırmak, tek taraflı göç yönetiminin sebep olacağı olumsuz etkilerden kaçınmak iken; ikincisi AB’ye üye olan ülkeler arasındaki sınır kontrollerinin kaldırılmasına yol açacak girişimlerde bulunmaktır.
 
Mülteci krizinin Avrupa’da en fazla etkilediği ülkelerden biri, en liberal göç politikasına sahip İsveç’tir. Öyle ki yalnızca 2015 yılında 200 bine yakın kişi sığınma başvurusu yapmıştır. İsveç, söz konusu yıl için, kişi başı gelire oranla en fazla sığınmacı kabul eden OECD ülkesi olmuştur. Ancak göçmen akışı, entegrasyon sorunlarını da beraberinde getiriyor. Özellikle, iltica başvurusunda bulunup bu süreç içerisinde İsveç’te ikamet eden, sosyal hayata ve değişime uyum sağlamaya çalışan mülteci çocuklar, iltica başvuruları kabul sürecinde reddedilme ve sınır dışı edilme korkusunun yarattığı belirsizlik ve stres sonucu klinik boyutta uzun süreli hayattan kopuşa sebep olan travmalarla boğuşuyor


İsveç’te yüzlerce mülteci çocuk, sınır dışı edilme stresi sonucu yaşadıkları, İsveççe "uppgivenhetssyndrom" olarak adlandırılan teslimiyet sendromundan muzdarip. Çocuklar, dünyadan uzaklaşıp koma benzeri bir duruma giriyor ve aylarca komadan çıkamayabiliyor



Bu sendromu yaşayan çocuklar ilk olarak 2000'lerin başlarında İsveç'te acil durum odalarında ortaya çıktı. Hastalar, kısa süre içerisinde Stockholm'ün çocuklar için tek yatılı psikiyatri ünitesindeki tüm yatakları doldurdu. 2005 yılı itibariyle, yaşları 8 ile 15 arasında değişen 400'den fazla çocuk bu rahatsızlığa yakalandı. Karolinka Üniversite Hastanesi'nde psikiyatri ünitesi direktörü Göran Bodegard, bu hastalıktan muzdarip hastanın belirtilerini "tamamen pasif, hareketsiz, içe kapanık, sessiz, yemek içmekten aciz, idrarını tutamaz halde, fiziksel bir uyarıya veya acıya tepki vermeyen" olarak sıralıyor. Çocuklar başlarda konuşmayı kesip sadece yatıyor, sonra gitgide yeme ve içmeyi kesiyor ve koma haline giriyor



Son üç yılda 200’den fazla yeni teslimiyet sendromu vakası ortaya çıktı. Avustralya’daki sığınmacı gözaltı merkezlerindeki çocuklar arasında da aynı belirtilerin görüldüğü bildirildi.

 İsveç, diğer tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla sığınmacı kabul ederek 1970'lerden beri mültecilere sığınak oldu. Fakat son yıllarda ülkenin siyasi mülteci tanımı daraltıldı. Savaş halinde olmayan ülkelerinden kaçan ailelerin sığınma talepleri sık sık reddedilmeye başlandı. İsveç halkının çok büyük bir kısmı hala göçmenlere ve mültecilere karşı destekleyici olsa da göçmen karşıtı düşünce gitgide büyüyor ve sığınmacı politikaları katılaşıyor

 “Ben ülkemde mülteci istemiyorum.” demeye ne kadar da aşinayız, oysa hissettirdiği bencil ve acımasız tavır da hiç yabancı gelmiyor. Mülteciler, ağır yaşam şartları altında nefes alamaz hale gelen ve bir umut kapısı olarak gördükleri ülkelerin sınırlarında, insanlarının yüzlerinde, bu nefret söylemleriyle inşa edilmiş aşılamaz bir duvarla karşı karşıya kalıyor. Geride bıraktıkları o acı dolu zamanlarına tekrar dönme, sevdikleri gibi ölecek olma düşüncesi bilhassa o hassas bedenleri yoruyor ve kendilerini korumaya almak üzere onlar da örüyor bir korunma duvarı dış dünyaya. Çünkü en güvenilir yer, hala yerinde olduğunu bildikleri canları ve tek sığınabildikleri güvenli liman da orası

Bu insanlık görevini tek başına üstlenmesi gereken yalnızca Avrupa değil, yalnızca Türkiye de değil, sen ben de değiliz. Tüm insanlık olarak üzerimize düşen sığınanlara sığınak olmak, çocuklarını çocuklarımız bilmek ve onlara kol kanat germek, güvenli bir yuva ortamı sağlayabilmektir. İş birliği içerisinde ve halden anlayan prosedürlerle mültecilere “işte yuvam” diyebilecekleri güvenilir bir ortam sağlayabildiğimiz, gelecek kaygılarına cevap verebildiğimiz müddetçe yaşanan mülteci krizlerini atlatabileceğiz.

Zeynep Emre
Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. Sınıf Öğrencisi]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/cocuk-multecilerin-yasadigi-teslimiyet-sendromu.png</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/cocuk-multecilerin-yasadigi-teslimiyet-sendromu.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/cocuk-multecilerin-yasadigi-teslimiyet-sendromu_t.png"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/cocuk-multecilerin-yasadigi-teslimiyet-sendromu.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/cocuk-multeciler-sinir-disi-edilme-endisesi-yasiyor/3655/</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2021 22:15:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Tüketiciler ekonomi içerikli bilgilere güveniyor</title>
			<description><![CDATA[Bu yıl 10’uncusu düzenlenen RepMan Forum “Kime neden güveniriz” temasıyla gerçekleştirildi. Türkiye’nin 16 ilinde, yaklaşık bin kişinin katıldığı RESPECT araştırmasının sonuçlarına göre kullanıcılar sosyal medya hesaplarındaki içeriklere değil, ekonomi içerikli bilgilere güveniyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi’nin bu yıl 10. kez düzenlediği RepMan Forum “Kime neden güveniriz?” temasıyla gerçekleştirildi. Allianz Türkiye, OrganikPR OPR, Panasonic Life Solutions Türkiye ve Zorlu Grubu destekleriyle düzenlenen etkinliğin konuklarından biri ise sanatçı ve AHBAP Derneği Başkanı Haluk Levent oldu. Levent’in AHBAP Derneği’nin kurulma öyküsünü ve halkla kurulan güven ilişkisini anlatmasının ardından, RepMan Danışma Kurulu Üyesi Serdar Kuzuloğlu yönetiminde Oy ve Ötesi Derneği Başkanı Mustafa Köksalan ve teyit.org Kurucusu Mehmet Atakan Foça’nın katılımıyla güven kavramının bileşenlerini inceleyen bir oturum daha gerçekleştirildi. İtibar ve güven ilişkisinin tüm boyutlarıyla ele alındığı etkinlik, Prof. Dr. Haluk Gürgen’in genel değerlendirmeleri ile son buldu.

RESPECT araştırması dijital dünyada “güven”e odaklandı

Forum öncesinde her yıl olduğu gibi bu yıl da bir RESPECT araştırması yapıldı.  Her yıl RepMan Forum öncesinde yapılan RESPECT araştırmasında bu yıl “Kime neden güvenelim” konusu üzerinde çalışıldı. Teknoloji dünyasındaki dezenformasyonun hayatımızı farklı yönlerden etkilediği günümüzde “güven”in önemli bir unsur olduğundan yola çıkan araştırma; bu kapsamda sosyal medya fenomenlerine, influencer’lara ve ünlülere odaklandı. Çalışmadan çıkan sonuçları ve özet bulguları ZENNA Danışmanlık Başkanı Nuran Aksu paylaştı.

Türkiye’nin 16 ilinden yaklaşık bin kişinin katıldığı RESPECT araştırmasında yükselen sosyal medya alışkanlığı ön plana çıktı. Katılımcıların günde ortalama 3,6 saatin sosyal medyada geçirildiği, gençlerde ise bu rakamın 4 saatlere çıktığı görüldü. En çok vakit geçirilen uygulamaların başında yüzde 83 ile Instagram gelirken, bu bulgu her 10 kişiden 8’inin “Instagram’da varım” dediğini ortaya koyuyor. Instagram’ı, Youtube ve Facebook takip ediyor. Son dönemin tartışılan uygulaması Tiktok’u genel katılımcıların yüzde 18’i kullanırken, 18-24 yaş arası gençlerde ise bu oran yüzde 35’e çıkıyor.

Satın alma alışkanlıklarında dijitalin etkisi

Satın alma tercihi konusunda insanlar önce arama motorlarına başvuruyor ve online alışveriş siteleri arasında fiyat karşılaştırması yapıyor. Katılımcıların yüzde 18’i, “Tercih anında influencer görüşlerini dinlerim” diyor. Ancak influencer etkisi, yaş grubuyla birlikte değişiklik gösteriyor. İnfluencer etkisi 18- 25 yaş arasında yüzde 30’lara çıkarken, 35 yaş üstü için bu oran yüzde 12’ye, 45 yaş üstü için yüzde 6’ya iniyor.

Sosyal medyada marka linçlerinde influencer etkisi  

Kişilere, “Marka linçlerine hiç denk geldiniz mi?” diye sorduğunda yüzde 30’u karşılaştığını, yüzde 43’ü ise hiç görmediğini, yüzde 27’lik kısım da hatırlamadığını söylüyor. Yüzde 56’lık kesim, bu linçlere fenomenlerin, youtuberlar ve influencerların etki ettiğini belirtiyor.

Sosyal medyada takip edilen hesaplara “güvenilmiyor”

Ankete katılanların yüzde 48’i ünlü sanatçıları, yüzde 44’ü influencer’ları takip ediyor. Ancak ünlü sanatçılara yüzde 15, influencerlara yüzde 16, youtuberlara yüzde 11, fenomenlere ise yüzde 10’luk kesim güveniyor. “Sosyal medyadaki influencer, youtuber ya da fenomenlerin önerdiği bir ürünü aldınız mı?” sorusuna ise yüzde 62’lik kesim “Hayır” yanıtını veriyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-ekonomi-icerikli-bilgilere-guveniyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-ekonomi-icerikli-bilgilere-guveniyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-ekonomi-icerikli-bilgilere-guveniyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-ekonomi-icerikli-bilgilere-guveniyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/tuketiciler-ekonomi-icerikli-bilgilere-guveniyor/3628/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Apr 2021 20:41:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ekonomi içerikli dijital yatırım yüzde 39 arttı</title>
			<description><![CDATA[2020 yılında toplam medya yatırımları 13 milyar 976 milyon TL’yi buldu. Dijital medya yatırımları yüzde 39 büyümeyle 8 milyar TL’ye yaklaştı. Medya yatırımları içinde dijitalin yüzde 54 oranında pazar payı bulunuyor. Dijitalin şampiyonları ekonomi içerikli haber partalları ve PR yönelimler oldu
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye’de Tahmini Medya ve Reklam Yatırımları Raporu’na göre, 2020 yılında toplam medya yatırımları 13 milyar 976 milyon TL olarak gerçekleşti. Dijital yatırımları, 2020’nin ilk 6 ayda 3 milyar 479 milyon TL’ydi. 2020 yılında dijital mecralarda 2019’a kıyasla yüzde 39 büyüme gerçekleşti. 2020’de dijitale 7 milyar 528 milyon TL’lik yatırım yapıldı. 2020 yılında advertorial PR yatırımlarını en çok artıran sektörler inşaat ve gayrimenkul sektörleri oldu

Medya yatırımları içinde dijitalin önemini değerlendiren dijital performans ajansı EG Bilişim Teknolojileri “Tüketici tutum ve davranışlarında yaşanan değişimler dijitalde büyük sıçramaların yaşanmasına zemin hazırladı. Markalar, tüketiciye ulaşmak için yoğun olarak dijital mecraları tercih etti. Toplam medya yatırımları içinde dijitalin yüzde 54 oranında pazar payının bulunması, dijitalin gücünü daha net görmemizi sağlıyor. Medya yatırımlarında ölçümlenebilir ve karlı çözümler dijitalde.” açıklamasında bulundu

Rapora göre, 2020 yılında dijital medya yatırımları içerisinde arama bazlı ekonomi içerikli portalların pazar payı yüzde 38, gösterim bazlı mecraların payı yüzde 35 oldu. Arama bazlı reklam yatırımları, 2019’a göre yüzde 37 oranında artarak, 2 milyar 849 milyon TL oldu

 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ekonomi-icerikli-dijital-yatirim-yuzde-39-artti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ekonomi-icerikli-dijital-yatirim-yuzde-39-artti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ekonomi-icerikli-dijital-yatirim-yuzde-39-artti_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/ekonomi-icerikli-dijital-yatirim-yuzde-39-artti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/ekonomi-icerikli-dijital-yatirim-yuzde-39-artti/3610/</link>
			<pubDate>Sun, 11 Apr 2021 10:44:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>TAİDER üyesi şirketlerin yüzde 66’sı kurumsallaştı</title>
			<description><![CDATA[TAİDER Aile İşletmeleri Derneği tarafından gerçekleştirilen TAİDER Üye Profil ve Eğilimler Araştırması'na göre aile şirketlerinin gelecek planları için en önemli iki konu Halefiyet Planlaması/Nesil Devri ve Aile Anayasası'nın tamamlanması olarak görülüyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İşletmenin kurumsallaşmasına benzer şekilde, ailede kurumsallaşmaya da yüksek önem veriliyor. Araştırmaya göre ortalama 44 yaşında olan TAİDER üyesi aile şirketlerinin yüzde 75'i sanayi, yüzde 25'i hizmet sektöründe faaliyet gösteriyor. Şirketlerin yüzde 53'ünü 100 milyon TL-1 milyar TL arasında konsolide ciro üreten işletmeler, yüzde 40'ını da 100 milyon TL altında ciro üreten işletmeler oluşturuyor. Bir milyar TL üzeri ciro üreten işletmeler ise yüzde 5 oranında.
 
Türkiye'deki aile şirketlerinin kurumsallaşmasını ve kârlı sürdürülebilir büyümesini destekleyerek, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren TAİDER Aile İşletmeleri Derneği, TAİDER üyesi aile işletmelerinin birbiriyle kesişen “Aile, İş ve Ortaklık” boyutlarında yapılanmalarını, liderlik ve devir süreçlerini, işletmenin ve ailenin kurumsallaşma adımlarını, gelecek ile ilgili endişe ve planlarını ortaya koyduğu TAİDER Üye Profil ve Eğilimler Araştırması'nı gerçekleştirdi.
 
Araştırmaya, ortalama 44 yıldır faaliyet gösteren, birçok farklı sektörden aile işletmelerine mensup 201 TAİDER üyesi katıldı. Aile şirketlerinin profiline bakıldığında, işletmelerin yüzde 50'sinde ikinci neslin liderlik yaptığı görülüyor, yani birinci nesilden ikinci nesile geçiş süreci işletmelerin yarısında tamamlanmış durumda. Aile işletmelerinin yüzde 14'ünde üçüncü nesile geçiş gerçekleşirken, liderlerin üçte ikisi bu görevi 20 yıl ve üzerinde bir süredir sürdürüyor. Anket sonuçlarına göre nesilden nesile geçişte ailenin liderliği değişmiyor olsa da, işin lideri değişiyor ve bu durumda lider sayısı artıyor.
 
Ortalama iş tecrübesi 20 yıl ve üzeri

Çalışmaya katılan TAİDER üyeleri ağırlıklı olarak 50 yaş civarındayken; katılımcıların yüzde 48'ini kadın ve yüzde 52'sini erkek üyeler oluşturuyor. Katılımcıların yüzde 53'ü ikinci nesili, yüzde 26'sı ise üçüncü nesili temsil ediyor. Araştırmaya katılan üyelerin ortalama iş tecrübesi 20 yıl ve üzerinde. Bu sürenin ortalama 17 yılını kendi aile şirketlerinde geçiren katılımcılar, ortalama üç yıl aile işletmeleri dışında çalışmış gözüküyor.
Katılımcıların yüzde 56'sı yönetim kurulunda yer alırken, yüzde 30'u icra kurulunda, yüzde 13'ü ise hem icra hem de yönetim kurulunda görev alıyor. Aile liderliği ile işletme liderliğini üstlenen kişilere bakıldığında yüzde 53 oranında ayrı, yüzde 47 oranında aynı kişiler olduğu görülüyor. İşletme liderliğini devretse dahi, aile büyüğü ailenin liderliğini sürdürüyor. Yüzde 67 oranında şirkete katılım konusunda kadın ve erkeklere eşit fırsat tanınıyor.

Katılımcıların yüzde 48'i yeni alanlara yatırım yapmayı düşünüyor

Ortalama 44 yaşında olan TAİDER üyesi aile şirketlerinin yüzde 75'i sanayi, yüzde 25'i hizmet sektöründe faaliyet gösteriyor. Ankete katılan aile şirketlerinin yüzde 53'ünü 100 milyon TL-1 milyar TL arasında konsolide ciro üreten işletmeler, yüzde 40'ını da 100 milyon TL altında ciro üreten işletmeler oluşturuyor. Bir milyar TL üzeri ciro üreten işletmeler ise yüzde 5 oranında

Katılımcıların yüzde 48'i gelecek dönemde aile işlerini yeni alanlara yatırım yaparak çeşitlendirmeleri gerektiğini düşünüyor. İşletmelerin yüzde 69'unda yönetim kurulu, yüzde 40'ında icra kurulu etkin olarak çalışıyor. Bağımsız üyeler bulunan yönetim kurulu oranı ise yüzde 27. Üye işletmelerin yüzde 90'ının İstanbul ve/veya İzmir'de en az bir operasyonları bulunuyor.

Ankete katılan aile şirketlerinin yüzde 60'ında hisseler çekirdek ailenin elindeyken, hissedar olan aile üyelerinin sayısı beş kişiden az ve şirket hisselerinin yüzde 81 ailenin kontrolünde bulunuyor. Aile dışı ortaklıklarda yerli hissedar oranı yüzde 13, yabancı hissedar oranı yüzde 4, halka açıklık oranı ise yüzde 3. Ankete katılan aile işletmelerinin yüzde 66'sı kendisini kurumsallaşma yolunda görürken, kurumsallaştığını düşünenlerin oranı ise yüzde 23.

Kararlar yüzde 34 uzlaşı yoluyla alınıyor

Üst düzey yöneticilerde aile üyesi hiç bulunmayan ya da yüzde 10'dan az olan işletmelerin oranı yüzde 60 olarak görülüyor. Yönetim kurullarında uzlaşı kültürünün yaygınlığına işaret eden verilere göre ankete katılan aile işletmelerinin yönetim kurullarında yüzde 34 oranında uzlaşı, yüzde 29 oranında da oybirliğiyle kararlar alınıyor.

Şirketlerin yüzde 41'inde hissedarlar sözleşmesi var

Ailelerin yüzde 72'si, üzerinde anlaşılmış sözlü ya da yazılı kurallara sahip iken, şirketlerin yüzde 41'inde hissedarlar sözleşmesi ve politikaları bulunuyor. Üyelerin 1/3'ü ise aile anayasasını devreye almış veya hazırlamaya başlamış durumda.

Şirketlerin yüzde 60'ı gelecek nesillerden endişe etmiyor

Katılımcıların yüzde 65'i aile işletmelerinde liderlerinin ortalama 21 yıl ve daha fazla görev yaptığını ifade ediyor. Ankete katılan aile şirketlerinin 1/3'ünde devir süreci planlamasının yetersizliği nedeniyle rahatsızlıkların ortaya çıktığı görülüyor. Şirketlerin yaklaşık yüzde 60'ı gelecek nesillerin aile işletmelerini en iyi şekilde yönetebilmesi konusunda endişeli olmadığını ifade ederken, bu sıkıntıları engellemek için liderin ya da lider seçim sürecinin önceden belirlenmesi ve yeni lider ile eski liderin birlikte çalışması işletmelerin yüzde 25'i tarafından benimseniyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/taider-uyesi-sirketlerin-yuzde-66-si-kurumsallasti.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/taider-uyesi-sirketlerin-yuzde-66-si-kurumsallasti.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/taider-uyesi-sirketlerin-yuzde-66-si-kurumsallasti_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/taider-uyesi-sirketlerin-yuzde-66-si-kurumsallasti.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/taider-uyesi-sirketlerin-yuzde-66-si-kurumsallasti/3609/</link>
			<pubDate>Sat, 10 Apr 2021 20:16:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Tüketicilerin satın alma kararını PR belirliyor</title>
			<description><![CDATA[We Are Social verilerine göre tüketiciler ilgilendikleri ürünle ilgili internette yaptığı araştırma yaptıkları ve o şirketin medya’da çıkan haberlerin satın alma motivasyonları önemli ölçüde etkilediği ortaya çıktı
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tüm Etkin Sanayici İş Adamları ve İş Kadınları Federasyonu (TESİAD) tarafından gerçekleştirilen E-Ticaret Zirvesi, e-ticaret uzmanlarını bir araya getirdi. Bu yıl online olarak gerçekleşen zirvede “E-Ticaret Nedir, Nasıl Yapılır?” konusu işlendi

Zirvede konuşmacı olarak yer alan dijital performans ajansı EG Bilişim uzmanları, E-ticarette en kritik konunun dijital pazarlama kanallarını doğru yönetmek olduğuna dikkat çekerek, ‘We Are Social verilerine göre, tüketicilerin yüzde 74’ü alacağı ürün hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için ilgili markaların internette çıkmış haberlerini okuyor. Online alışverişte farkındalık arttı. Şirketler pazarlama kabiliyetlerini geliştirmek için güçlü PR çalışmalarına yönelmeleri ve kararlı alıcı kitlesi oluşturması gerekiyor. Özellikle inşaat şirketi ürettikleri lüks konut projeleri artık advertorial pr çalışmalarıyla yapmaya başladı’ değerlendirmesinde bulundu

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, geçen yıl 213 milyar lira düzeyinde bulunan e-ticaret hacminin bu yıl 240 milyar liraya yükselmesi bekleniyor. 2019’da yüzde 34,1 seviyesinde olup, 2020’de yüzde 36,5 seviyesine yükselen internet üzerinden alışveriş yapanların oranının ise 2021'de yüzde 38'e çıkacağı tahmin ediliyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-satin-alma-kararini-pr-belirliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-satin-alma-kararini-pr-belirliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-satin-alma-kararini-pr-belirliyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/tuketiciler-satin-alma-kararini-pr-belirliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/tuketicilerin-satin-alma-kararini-pr-belirliyor/3593/</link>
			<pubDate>Mon, 05 Apr 2021 19:48:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Enflasyon rakamları açıklandı</title>
			<description><![CDATA[Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) martta aylık bazda yüzde 1,08, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 4,13 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 16,19, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 31,2 oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TÜFE'de (2003=100) 2021 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %1,08, bir önceki yılın Aralık ayına göre %3,71, bir önceki yılın aynı ayına göre %16,19 ve on iki aylık ortalamalara göre %13,18 artış gerçekleşti.

TÜFE yıllık değişim oranları (%), Mart 2021

Yıllık en düşük artış %2,87 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, %7,43 ile giyim ve ayakkabı, %8,01 ile haberleşme ve %8,33 ile eğitim oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, %24,85 ile ulaştırma, %23,64 ile ev eşyası ve %21,49 ile çeşitli mal ve hizmetler oldu.

TÜFE ana harcama gruplarına göre yıllık değişim oranları (%), Mart 2021

Aylık en az artış gösteren grup %0,04 ile alkollü içecekler ve tütün oldu

Ana harcama grupları itibarıyla 2021 yılı Mart ayında ulaştırma grubunda değişim gerçekleşmedi. En az artış gösteren diğer ana gruplar %0,54 ile ev eşyası ve %0,70 ile konut oldu. Buna karşılık, 2021 yılı Mart ayında artışın yüksek olduğu gruplar ise sırasıyla,%3,70 ile sağlık, %2,77 ile eğitim ve %2,60 ile lokanta ve oteller oldu.

TÜFE ana harcama gruplarına göre aylık değişim oranları (%), Mart 2021

Mart 2021'de, endekste kapsanan 415 maddeden, 93 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 35 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 287 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.
 
Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %17,49, aylık %1,26 arttı

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'de 2021 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %1,26, bir önceki yılın Aralık ayına göre %3,73, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,49 ve on iki aylık ortalamalara göre %13,25 artış gerçekleşti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/son-dakika-enflasyon-rakamlari-aciklandi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/son-dakika-enflasyon-rakamlari-aciklandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/son-dakika-enflasyon-rakamlari-aciklandi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/son-dakika-enflasyon-rakamlari-aciklandi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/enflasyon-rakamlari-aciklandi/3586/</link>
			<pubDate>Mon, 05 Apr 2021 12:05:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İklimlendirme sektöründen 3 ayda 1,4 milyar dolarlık ihracat</title>
			<description><![CDATA[Türkiye iklimlendirme sanayisi, martta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38,1 artışla 547 milyon 44 bin dolarlık ihracat yaparken, ilk çeyrekte 1 milyar 393 milyon 256 bin dolarlık ihracata imza attı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin ihracatı, martta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42,2 artarak 18 milyar 985 milyon 472 bin dolara, yılın ilk çeyreğinde de yüzde 17,3 artışla 50 milyar 23 milyon 412 bin dolara çıktı.

Mart ayında Türkiye'nin toplam ihracatından iklimlendirme sektörünün aldığı pay yüzde 3,2 olarak kaydedildi. Geçen yılın mart ayında 396 milyon 9 bin dolarlık dış satıma imza atan iklimlendirme sanayisi, bu yılın aynı döneminde 547 milyon 44 bin dolar ihracat gerçekleştirerek yüzde 38,1'lik artış kaydetti. Sektörün bu yılın ilk çeyreğinde yaptığı ihracat da yüzde 21,7'lik artışla 1 milyar 393 milyon 256 bin dolar seviyesine yükseldi.

EN ÇOK İHRACAT ALMANYA'YA 
Mart ayında en çok ihracat yapılan ülke, 54 milyon 789 bin dolarla Almanya olarak belirlendi. Almanya'yı, 45 milyon 257 bin dolarla Birleşik Krallık, 30 milyon 984 bin dolarla İtalya, 22 milyon 889 bin dolarla Fransa ve 22 milyon 496 bin dolarla Polonya takip etti. En çok ihracat yapılan diğer ülkeler ise sırasıyla Özbekistan, Irak, Romanya, İspanya ve Rusya oldu.

İklimlendirme sanayisinde geçen ay en çok ihracat yapan şehir, 207 milyon 877 bin dolarla İstanbul olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u, 77 milyon 461 bin dolarla Manisa, 55 milyon 926 bin dolarla Kocaeli, 39 milyon 449 bin dolarla İzmir ve 30 milyon 454 bin dolarla Bursa izledi.

165 ÜLKEYE İHRACAT 
Türkiye iklimlendirme sanayisi, geçen ay 165 ülkeye ihracat yaptı. Sektörün en çok ihracat yaptığı ilk 10 ülke arasında Avrupa ülkelerinin yoğunlukta olması dikkati çekti. Sektörün mart ayında yaptığı toplam dış satımın 246 milyon 623 bin dolarlık kısmını AB ülkelerine yapılan ihracat oluştururken, bu oran toplam ihracatın yüzde 45'i olarak kayıtlara geçti.

AB ülkeleri grubunu 77 milyon 616 bin dolarla Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri takip etti. Diğer Avrupa ülkelerine yapılan ihracat 64 milyon 754 bin dolar, Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracat 53 milyon 471 bin dolar ve Afrika ülkelerine yapılan ihracat 43 milyon 719 bin dolar seviyesinde kaydedildi
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/iklimlendirme-sektorunden-3-ayda-1-4-milyar-dolarlik-ihracat.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/iklimlendirme-sektorunden-3-ayda-1-4-milyar-dolarlik-ihracat.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/iklimlendirme-sektorunden-3-ayda-1-4-milyar-dolarlik-ihracat_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/iklimlendirme-sektorunden-3-ayda-1-4-milyar-dolarlik-ihracat.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/iklimlendirme-sektorunden-3-ayda-1-4-milyar-dolarlik-ihracat/3583/</link>
			<pubDate>Sun, 04 Apr 2021 15:18:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bankalarla ilgili en çok nelerden şikayet ediliyor?</title>
			<description><![CDATA[Şikayetvar bankalarla ilgili en çok sorun yaşanan konuları derledi. Verilerine göre, tüketicilerin bu sektörde en çok şikayet ettiği konu, kart aidat ücretleri oldu. Özel bankalar ve kamu bankalarına ilişkin en çok şikayet Nisan ayında gelirken 2020’de 1 milyonu aşkın kişi bankalara dair araştırma yapmak için Şikayetvar’ı ziyaret etti.  
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gündelik yaşamlarımızın ayrılmaz parçalarından biri olan bankalar, birikimlerimizi güvenle korurken ticarette de ekonomik destek sağlayarak nefes almamızı sağlıyor. 120 bin markanın, 6 milyon bireysel üyenin ve milyonlarca ziyaretçinin buluştuğu Şikayevar, geçen yılın verilerine göre bankalarla ilgili en çok şikayet edilen konuları mercek altına aldı. Milyonlarca kullanıcısı bulunan bankalarla ilgili çözüm bekleyen konuları derleyen Şikayetvar verilerine göre, bu alanda en çok şikayet edilen konu kart aidat ücretleri ve iadesinde yaşanan sorunlar oldu. Bunu, banka kartı ve  kredi kartının teslim edilme sorunu, ATM'den yatırılan paranın hesaba geçmemesi ve ATM’nin işlem yaparken kartı yutması gibi sorunlar izledi.

Bir önceki yılın aynı dönemine oranla 2020’de bankalarla ilgili araştırma yapmak için Şikayetvar’ı 1 milyon 361 bin 507 kişi ziyaret etti. Alt kırılımlara bakıldığında özel bankaları 731 bin 383, kamu bankalarını 607 bin 139, katılım bankalarını 69 bin 784 ve kalkınma ve yatırım bankalarını 17 bin 187 kişi Şikayetvar’da inceledi.

Çalışmada özel bankalar, kamu bankaları, katılım bankaları ve kalkınma-katılım bankaları kategorileri incelendi. Bu 4 kategori toplamında banka sektörü özelinde 2020’de şikayet artış oranı yüzde 99 oldu. Platforma özel bankalarla ilgili 2020’de toplam 124 bin 693 şikayet geldi. Bu kategoride bir yıllık şikayet artış oranı yüzde 39 seviyesinde gerçekleşti. 2020’nin Nisan ayı 13 bin 929 şikayetle özel bankalarla ilgili en çok şikayet edilen ay oldu. 8 bin 173 ile Şubat ayı özel bankalarla ilgili şikayetin en az geldiği ay oldu.

Nisanda kamu bankalarında şikayet artışı tepeyi gördü

Şikayetvar verilerine göre kamu bankalarıyla ilgili 2020 yılında toplam 113 bin 988 şikayet geldi. Bu kategoride şikayet artış oranı bir önceki yıla göre yüzde 261 arttı. Mart’ta 5 bin 91 olan şikayet sayısı Nisan ayında pik yaparak 25 bin 596 oldu. 

2020’de katılım bankalarında şikayet artış oranı yüzde 189’u buldu. 2019’da 2 bin 504 olan şikayet sayısının 2020’de 7 bin 247 olduğu gözlemlendi. 1.236 şikayet sayısıyla Mart, bu yılda şikayetin en çok arttığı ay oldu. Kalkınma ve yatırım bankaları sektörü incelendiğindeyse şikayet artış oranının yüzde 144 olduğu gözlemleniyor.

Bankalarla ilgili en çok nelerden şikayet ediliyor?

Banka kart aidat ücretinin alınması ve iadesinin olmaması
Banka kartı ve  kredi kartının teslim edilme sorunu
ATM'den yatırılan paranın hesaba geçmemesi
ATM’nin işlem yaparken kartı yutması
İnternet ve mobil bankacılığa girişte sorun olması
Müşteri hizmetlerine bağlanmada hatta çok fazla bekleme ve bağlanamama
İhtiyaç kredisi çekme-ödeme kanallarının yetersiz olması
Sicil affının reddedilmesi ve buna bağlı olarak kredi alamama
İnternet alışverişlerinde 3D secure kod onayı gelmeden işlemin yapılması
Kredi kartı limit artırım talebinin olumsuz olması]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/bankalarla-ilgili-en-cok-nelerden-sikayet-ediliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/bankalarla-ilgili-en-cok-nelerden-sikayet-ediliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/bankalarla-ilgili-en-cok-nelerden-sikayet-ediliyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/bankalarla-ilgili-en-cok-nelerden-sikayet-ediliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/bankalarla-ilgili-en-cok-nelerden-sikayet-ediliyor/3578/</link>
			<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 18:12:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Mart ayı rekor getirdi</title>
			<description><![CDATA[Türkiye otomotiv pazarı geçtiğimiz yıla oranla ilk 3 ayda yüzde 60’lık büyüme yakalayarak 198 bin 600 adede ulaştı. Otomobil ve hafif ticari satışlarının 96 bin seviyesinin üzerine çıktığı mart ayı ile birlikte 2021 ilk çeyreği, tüm zamanların en yüksek değerine ulaştı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Otomotiv Distribü-törleri Derneği (ODD) düzenlediği online basın toplantısı ile mart ayının ve ilk 3 ayın otomobil ve hafif ticari araç satış rakamlarını açıkladı. Gerçekleştirilen toplantıda açıklanan rakamlara göre rekor kırılan mart ayı ile birlikte tüm zamanların en yüksek satışının gerçekleştiği ilk çeyreği de gerçekleşmiş oldu. Ocak-mart döneminde Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı 198 bin 660 adet olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 59.7 oranında büyüdü. Sadece otomobil satışları ise yüzde 57 artarak 156 bin 464 adet olurken, hafif ticari araç pazarı da yüzde 70.3 yükselişle 42 bin 196 adede ulaştı.

MARTTA YÜZDE 93

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı martta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92.8 büyüyerek 96 bin 428 adede ulaştı. Otomobil satışları yüzde 91.4 artarak 76 bin 357 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 98.3 yükselerek 20 bin 71 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ve hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık mart ortalama satışlarına göre yüzde 42.8 büyüdü. 10 yıllık mart ortalama satışlara göre otomobilde yüzde 49.6, hafif ticarilerde yüzde 21.8 yükseliş yaşandı.


2020 İLE PARALEL

Pazarda ilk 3 ayda gerçekleşen büyümeyi değerlendiren ODD Başkanı Ali Bilaloğlu, “Nisan ayının da ilk 3 ayda olduğu gibi hareketli geçmesini bekliyorum. Ancak mayıs ve haziran ayları için bir çok belirleyici nokta var onlardan en önemlisi de nisan ayından sonra faizlerin ne ölçüde değişeceği olacak. Ekonomik gidişat belirleyici olacak. Bununla birlikte küresel çip krizinden dolayı markalar üretimleri azalttı. Bunun haziran ayına kadar çözüleceği belirtiliyor. Ancak eğer çözülemezse o zaman yaşanan sorunların büyüme ihtimali var. Bütün bunlar ışığında toplam pazarın sene sonunda 2020 ile paralel gerçekleşeceğini öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

YETKİSİZ İTHALAT GÜMRÜKTE DURDURULMALI

Ootomotiv sektörünün son günlerdeki en büyük gündem maddelerinden bir tanesi olan galerilerdeki sıfır araçlara değinen ODD Genel Koordinatörü Hayri Erce, “Bazı galericiler ve satıcılar bu araçları satma ve ithal etme yetkilerine sahip olmadıkları halde gümrükten bu araçları geçirebiliyorlar. Paralel ithalatı yapılarak getirilen araçlar yetki belgesi olmadan ülkeye giriş yapıyor. Bizim bu konuda distribütörler olarak elimizden gelen bir şey olmuyor. Ticaret Bakanlığı’nın yetkilendirdiği operatör kartı ile bu tarz ithalat ve satışın gerçekleştirilebilmesi gerekiyor. Bu tarz yetkisiz kişilerin gümrükten bu araçları geçirmesinin önünde durulmalı” diye konuştu.

‘TÜRKİYE DIŞINDA ELEKTRİKLİDE VERGİ YOK’

Elektrikli araçların satış rakamlarını değerlendiren Hayri Erce, “Türkiye dışında bir ülkede elektrikli araçlarda vergi yok. Bizim durumumuzda elektrikli araçların hızlı yükselişi sebebiyle vergi kaybı yaşanma ihtimali göz önünde bulundurularak ÖTV artışı kararı verildi. Ancak bu dünden bugüne alınmış bir karar değil 2019’da da bu konuşuluyordu ancak içten yanmalıların yanında elektriklilerin fiyatları çok düşük kaldı algısı oluştu. Oysaki onları karşılaştırmak doğru değil. İçten yanmalılar ve elektriklilerin durumu ayrı, elma ile elmayı karşılaştırarak kararlar alınmalı” değerlendirmesinde bulundu.

TÜKETİCİ DÜŞÜK VERGİLİYİ TERCİH ETTİ

İLK çeyrekte pazarın yüzde 86.5’ini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti 88 bin 244 adetle yüzde 56.4 pay, B segmenti ise 46 bin 177 adetle yüzde 29.5 pay aldı. Gövde tiplerine göre en çok tercih edilen yüzde 40.7 ile sedan, yüzde 34.4 ile SUV, yüzde 22.9 ile hatchback otomobiller oldu. İlk üç ayda benzinliler yüzde 63.4’lük pay aldı. Yüzde 24.1 ile dizel, yüzde 7.9 ile hibrit, yüzde 4.3 ile otogazlı araçlar takip etti. Söz konusu dönemde 312 adet elektrikli otomobil satıldı
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/mart-ayi-rekor-getirdi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/mart-ayi-rekor-getirdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/mart-ayi-rekor-getirdi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/04/mart-ayi-rekor-getirdi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/mart-ayi-rekor-getirdi/3574/</link>
			<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 11:22:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>2028'e kadar bu sektörler büyüyecek</title>
			<description><![CDATA[Koronavirüs pandemisi, küresel açıdan özellikle sağlık sektörü ve online alışveriş tarafında hareketlilik meydana getirdi. Yapılan araştırmalar sonucunda  pandemiyle birlikte 'acil aranan' meslekler açıklandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Pandemiyle birlikte çalışma hayatında da değişimler yaşandı ve birçok sektör ön plana çıkarken, küresel anlamda olumsuz etkilenenler de oldu.

The  Balance Careers’in küresel verilerden derlediği bilgilere göre koronavirüs pandemisi sürecinde özellikle inşaat  ve madencilik alanında istihdam azaldı.
222025 ve sonrasında en çok talep görecek meslekler açıklandı! İlk sırada bakın hangisi var

PANDEMİ BU SEKTÖRLERE YARADI

Pandemi bazı meslekler için zor bir sürecin başlangıcı olsa da dünyada yükseliş yaşayan meslekler de oldu.

Indeeed’den aktarılan verilere göre özellikle hemşire, kamyon şoförü ve servis teknisyenleri bu listede yerlerini aldı.

ACİL ARANAN MESLEKLER

Bazı sektörler acil ibaresiyle aranırken, bu etki tüm dünyada hissedildi. Bu meslekler şunlardı:

 

Hemşireler

Özellikle dünya virüsle başa çıkmaya çalışırken, küresel anlamda acil aranan işler arasına hemşireler girdi.

Bu yıl sağlık sektörüne büyük görev düşerken hemşireler listenin ilk sırasında yer aldı. Öte yandan hemşireler için açılan iş ilanlarının 2028 yılına kadar artarak devam edeceği öngörülüyor.
20İşte dünyanın en stressiz meslekleri

Teslimat Sürücüsü

Yine koronavirüs pandemisiyle yükselen bir sektör olan teslimat sürücüsü, listenin ikinci sırasına yerleşti. Dijitalleşme ve online alışveriş pandemi sürecinde hiç olmadığı kadar hız kazandı.

Tabii bu durum da bazı mesleklere daha çok yük bindirirken, aynı zamanda istihdam da yarattı. Kargo şirketleri, market zincirleri gibi işverenlerin aradığı teslimat sürücüsü ilanları yılın acil kategorisinden açılanlardandı.

Çevrimiçi Öğretmen

Küresel anlamda eğitim tarafı da pandeminin en çok etkilenenlerindendi. Beklenmedik hızda dünya online sisteme geçiş yaptı.  Sadece okullar değil kurslar da bu şekilde devam ederken, yapılan araştırmaya göre acil aranan meslekler listesine çevrimiçi öğretmenlik de girdi.

Birçok çevrimiçi öğrenim şirketi, öğretmenler ve eğitmenler için işe alıyor. Örneğin USA Today, çevrimiçi eğitim şirketi Outschool'un bu yılın başlarında 5.000 çevrimiçi öğretmeni için işe aldığını belirtti.
20Geleceğin meslekleri belli oldu! Bu işi yapanlar çok aranacak...

Öte yandan çevrimiçi öğretmenlik sadece bu yılla da sınırlı kalmayacak. 2028’e kadar yüzde 11 artış yaşanacağı tahmin ediliyor.

Solunum Terapisti

Solunum güçlüğü çeken hastalarla çalışan solunum terapistleri, sağlık hizmetlerinin ön saflarında yer alan diğer bir kilit gruptur.

Solunum terapistlerinin özellikle koronavirüs sonrası 2028’e kadar yüzde 21 artması bekleniyor.

Diş Hekimi Asistanı

Diş hekimleri ofisleri arttıkça ve pandemi sürecinde daha az etkilenilecek yollar aranırken,  diş hekimleri asistanları da en çok arananlar listesine girdi.

Bunlar dışında restaurant yöneticisi, emlakçı, sigorta acentası ve servis teknisyeni de acil aranan işler arasında yer aldı
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/2028-e-kadar-bu-sektorler-buyuyecek.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/2028-e-kadar-bu-sektorler-buyuyecek.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/2028-e-kadar-bu-sektorler-buyuyecek_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/2028-e-kadar-bu-sektorler-buyuyecek.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/2028-e-kadar-bu-sektorler-buyuyecek/3566/</link>
			<pubDate>Wed, 31 Mar 2021 15:41:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İzmir’den Muğla’ya göç arttı</title>
			<description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu Muğla bölge müdürlüğünün açıkladığı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre Muğla 41 Bin 468 kişi yeni göç aldı. 4 bine yakın kişi İzmir’den Muğla’ya göç etti
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TÜİK’in açıkladığı verilere göre 31 Aralık 2020 tarihinde ikamet ettiği yerleşim yeri ile 31 Aralık 2019 tarihinde ikamet ettiği yerleşim yeri farklı olan kişiler, göç eden nüfus olarak tanımlandı. Buna göre 2019-2020 döneminde; Muğla 41 bin 468 kişi yeni göç aldı

Muğla ilinin en çok göç aldığı il 10 373 kişi (%25,01) ile İstanbul oldu. İstanbul’u 3.752 kişi (%9,05) ile İzmir ve 3.450 kişi (%8,32) ile Ankara illerinden göç edenler izledi

Muğla ilinden diğer illere 28 bin 088 kişi göç etti. Buna göre Muğla ilinin en çok göç verdiği il 3 868 kişi (%13,77) ile İstanbul oldu. İstanbul’u, 3.096 kişi (%11,02) ile İzmir ve 2 106 kişi (%7,50) ile Aydın illerine göç edenler izledi

Belirli bir yerleşim yerinin aldığı göç ile verdiği göç arasındaki fark olarak tanımlanan net göç değeri Muğla için 13.380 olarak gerçekleşti. Göç edebilecek her bin kişi için net göç sayısını ifade eden net göç hızı değeri Muğla için binde 13,46 olurken Muğla bu değerle Türkiye genelinde en yüksek net göç hızına sahip 3. il oldu

 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-mugla-ya-goc-artti.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-mugla-ya-goc-artti.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-mugla-ya-goc-artti_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-mugla-ya-goc-artti.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/izmir-den-mugla-ya-goc-artti/3521/</link>
			<pubDate>Wed, 24 Mar 2021 19:11:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Trafiğe şubatta 75 bin 902 aracın kaydı yapıldı</title>
			<description><![CDATA[Trafiğe kayıtlı araç sayısı, şubatta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artarak 24 milyon 328 bin 780'e yükseldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trafiğe şubat ayında 75 bin 902 aracın kaydı yapılırken, 3 bin 525 aracın trafikten kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam araç sayısı şubatta 72 bin 377 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu, şubat ayına ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, şubatta trafiğe kaydı gerçekleştirilen taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42,8 artarak 75 bin 902'ye yükseldi. Söz konusu dönemde kaydı silinen taşıt sayısı ise yüzde 24,2 azalarak 3 bin 525'e düştü. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı, şubatta 72 bin 377 arttı.

Söz konusu ayda trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 56,3'ünü otomobil, yüzde 16,5'ini motosiklet, yüzde 15,6'sını kamyonet, yüzde 7,5'ini traktör, yüzde 3'ünü kamyon, yüzde 0,4'ünü otobüs, yüzde 0,4'ünü minibüs ve yüzde 0,3'ünü ise özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre, motosiklette yüzde 19,2, traktörde yüzde 10,1 artarken, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 55,8, kamyonette yüzde 47,3, minibüste yüzde 46,7, otomobilde yüzde 42,6, otobüste yüzde 30,8 ve kamyonda yüzde 27,5 azaldı.

TRAFİĞE KAYITLI ARAÇ SAYISI ŞUBAT SONU İTİBARIYLA 24,3 MİLYON OLDU 

Trafiğe kayıtlı araç sayısı, şubatta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artarak 23 milyon 293 bin 489'dan 24 milyon 328 bin 780'e yükseldi.
Şubat sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 54,3'ünü otomobil, yüzde 16,3'ünü kamyonet, yüzde 14,5'ini motosiklet, yüzde 8,1'ini traktör, yüzde 3,6'sını kamyon, yüzde 2'sini minibüs, yüzde 0,9'unu otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubatta 497 bin 153 taşıtın devri (noterler aracılığı ile bir veya daha fazla el değiştiren taşıtlar) yapıldı.

Söz konusu ayda trafiğe kaydı yapılan 42 bin 729 otomobilin markalara göre dağılımına bakıldığında ilk üç sırayı, yüzde 14,2 ile Fiat, yüzde 10,4 ile Volkswagen ve yüzde 9,7 ile Toyota'nın aldığı görüldü.

Şubatta trafiğe kaydı yapılan otomobillerin, yüzde 55,4'ü benzin, yüzde 30,6'sı dizel, yüzde 9,1'i elektrikli veya hibrit, yüzde 4,9'u LPG yakıtlı olarak kayıtlara geçti.

OCAK-ŞUBAT DÖNEMİNDE 193 BİN 215 ADET TAŞITIN TRAFİĞE KAYDI YAPILDI 

Ocak-şubat döneminde geçen yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 30,8 artarak 193 bin 215 adet, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı ise yüzde 25,2 azalarak 7 bin 391 adet oldu. Böylece bu dönemde trafikteki toplam taşıt sayısında 185 bin 824 adet artış gerçekleşti.

Söz konusu dönemde trafiğe kaydı yapılan 117 bin 234 otomobilin, yüzde 53,9 ile benzin, yüzde 33,9'u dizel, yüzde 6,8'i elektrikli veya hibrit, yüzde 5,4'ü LPG yakıtlılardan oluştu.

Bu yılın ilk iki ayında en fazla 1401-1500 silindir hacimli otomobilin kaydı yapıldı.
Bu dönemde kaydı yapılan otomobillerin 47 bin 761'i (yüzde 40,7) beyaz renkli olduğu görüldü
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/trafige-subatta-75-bin-902-aracin-kaydi-yapildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/trafige-subatta-75-bin-902-aracin-kaydi-yapildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/trafige-subatta-75-bin-902-aracin-kaydi-yapildi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/trafige-subatta-75-bin-902-aracin-kaydi-yapildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/trafige-subatta-75-bin-902-aracin-kaydi-yapildi/3510/</link>
			<pubDate>Tue, 23 Mar 2021 12:33:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Evden çalışma iş değiştirmelerini artıracak</title>
			<description><![CDATA[Kaspersky'nin "İşin Geleceğini Güvence Altına Almak" başlıklı raporunda ortaya koyulduğu üzere, COVID-19 salgını koşullarında Türkiye’deki çalışanların %23’ü önümüzdeki 12 ay içinde farklı bir işe geçmeyi düşünüyor. İnsanların kariyer değişikliği için öne sürdükleri en büyük itici güçler arasında daha yüksek bir maaş alma arzusu (%50) ve daha iyi bir iş-yaşam dengesine kavuşmak (%46) yer alıyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Seçim hangi yönde olursa olsun, iş değişiminin en büyük motivasyonu daha iyi maaş beklentisi olarak öne çıkıyor (%50). Ankete katılanların %46’sını motive eden ikinci en yaygın neden ise daha iyi bir iş-yaşam dengesine kavuşmak. Zira pandemi evde aileyle daha fazla zaman geçirme fırsatı sunmanın yanı sıra, kişisel ilgi alanlarını ve hobileri takip etmenin önemini ortaya çıkardı. Çalışanlar bu fırsatı kaybetmek istemiyor.

Maaş ve iş yaşam dengesinin ardından üçüncü öne çıkan neden ise daha değerli ve anlamlı bir role duyulan ihtiyaç (%29). 2020’de yaşananlar çalışanların mevcut rollerini yeniden düşünmelerine, zamanlarının değerini ve neye harcamak istediklerini fark etmelerine olanak tanımış gibi görünüyor.

Kaspersky, sonuçları şöyle yorumluyor

Arzu ve yeteneklerini yeniden ele alan insanlar yeni bir çalışma gerçekliği yaratmanın peşinde. Ya işlerini değiştirecek ya da mevcut rollerinde kalarak uzaktan çalışmanın faydalarını ve kavuştukları rahat ortamı sürdürmek için çaba gösterecekler. Ancak bunu başarmak için çalışanların uygun bir tutum içinde olması, esnekliği öğrenmesi ve daha akıllı çalışması gerekiyor. Elbette bu noktada çalışma ortamlarını düzenlemek ve güvenlik için sorumluluk almak şart. Ne de olsa bu durum işverenlerin gözünde bir rekabet avantajı haline gelebilir
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/evden-calisma-is-degistirmelerini-artiracak.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/evden-calisma-is-degistirmelerini-artiracak.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/evden-calisma-is-degistirmelerini-artiracak_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/evden-calisma-is-degistirmelerini-artiracak.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/evden-calisma-is-degistirmelerini-artiracak/3507/</link>
			<pubDate>Mon, 22 Mar 2021 19:44:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Hisse senedi varlıkları yüzde 120 büyüdü</title>
			<description><![CDATA[Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), 2021 yılı Şubat ayı özet finansal piyasa verilerini açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TSPB tarafından açıklanan veriler, son üç ayda yaşanan gerilemeye rağmen yurtiçi yerleşiklerin (yerli yatırımcılar) finansal varlıklarında son bir yılda önemli bir artış yaşandığını ortaya koydu. TSPB verilerine göre, 2020 Şubat ayında 3.8 trilyon lira olan yerli yatırımcıların finansal varlıkları, yüzde 35.3 artarak 2021 Şubat ayında 5.2 trilyon lira oldu.

TSPB’nin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kaynaklarından derleyerek hazırladığı 2021 yılı Şubat ayı özet finansal piyasa verileri, son bir yılda yerli yatırımcıların finansal varlıklarında en yüksek artışın ise sermaye piyasası varlıklarında yaşandığını gösteriyor. TSPB verilerine göre, geçen yıl şubat ayı sonunda 188.7 milyar lira olan yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları, yüzde 120 artarak 2021 yılı Şubat ayı sonunda 414.6 milyar liraya çıktı. Bu tutarın 118 milyar lirası kurumsal, 232 milyar lirası ise bireysel yatırımcılara ait.

Yaşanan bu artışla bir yılda yerli yatırımcıların hisse senedi varlıklarının, toplam varlıkları içerisindeki payı da yüzde 5’ten, yüzde 8’e yükseldi. 2020 yılı Şubat ayı sonunda 1,3 milyon olan Borsa İstanbul hisse senedi piyasasında bakiyeli yatırımcı sayısı, 2021 yılı Şubat ayı sonunda 2,1 milyona çıktı. TSPB verilerine göre, 2020 yılı Şubat ayında 593 bin olan hisse senedi piyasasında aktif işlem yapan yatırımcı sayısı ise bu yılın ocak ayında 1.6 milyonun üzerine çıktı
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/hisse-senedi-varliklari-yuzde-120-buyudu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/hisse-senedi-varliklari-yuzde-120-buyudu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/hisse-senedi-varliklari-yuzde-120-buyudu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/hisse-senedi-varliklari-yuzde-120-buyudu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/hisse-senedi-varliklari-yuzde-120-buyudu/3499/</link>
			<pubDate>Sun, 21 Mar 2021 15:02:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Türk tüketicinin tercihi sıfır araçtan yana</title>
			<description><![CDATA[EY’ın (Ernst & Young) ‘Otomotiv Perakendeciliğinde Tüketici Tercihleri’ araştırmasına göre; Türk tüketicilerin araç tercihlerinde fiyat ve yakıt ekonomisi ilk sırada yer alıyor. Tüketicilerin %50’si satın alma fiyatında teşvik verilmesi halinde elektrikli araç alabileceğini ifade ediyor. Bununla birlikte Türk tüketicilerinin satın alacakları araçlardaki yakıt tercihinin birinci sırasında dizel araçlar geliyor.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY, tüketicilerin otomobil satın alma ve kullanım tercihlerini ortaya koymak amacıyla hazırladığı ‘Otomotiv Perakendeciliğinde Tüketici Tercihleri’ araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Türkiye, Rusya, Macaristan, Romanya ve Çekya’dan yaklaşık 4.000 tüketiciyle yapılan anket sonucu oluşturulan araştırma; sıfır ve ikinci el araç satın alma süreçlerine, araç kullanım alışkanlıklarına ve otomotiv sektörünün geleceğini etkilemesi beklenen yeni teknolojilere ilişkin bulgular içeriyor

Türk tüketicilerin %60’ı 2 yıl içinde; %90’ı ise 5 yıl içinde yeni bir araç almayı planlıyor. Araç almayı planlayan Türk tüketicilerin %60’ı sıfır araç almayı planlarken, sıfır araca olan ilginin araştırma kapsamındaki diğer ülkelere göre daha yüksek olduğu görülüyor. Türk tüketiciler duydukları pozitif yorumlara diğer ülke tüketicilerinden daha fazla değer veriyor

Avantajlı satış kampanyaları araç alımlarında en önemli kriter

Avantajlı satış kampanyaları, Türk tüketicinin araç alma kararı vermesinde en büyük öneme sahip etken olarak görülüyor. Türk tüketicilerinin %60’ı satış kampanyalarını en önemli kriter olarak görürken, diğer ülkelerde kişisel deneyimlerin daha ön planda olduğu göze çarpıyor. Türk ve Rus tüketiciler satın alacakları aracın markasına daha fazla önem veriyor ve markanın kendi kişiliklerini yansıttığını düşünüyor

Yakıtta ilk tercih dizel

Türk tüketicilerinin satın alacakları araçlardaki yakıt tercihinin birinci sırasında dizel araçlar geliyor. Ankete katılan Türk tüketicilerin yalnızca %20’si benzinli araç tercih ediyor. Anket kapsamındaki diğer ülkelerle kıyaslandığında dizel araç tercih etme oranının Türkiye’de çok daha yüksek olduğu görülüyor. Bu durumun yakıt maliyetlerinin yüksek olmasından ileri geldiği ifade ediliyor

İkinci el alımlarda aracın çıkış yeri ve kilometre garantisine dikkat ediliyor

Türk tüketiciler ikinci el araç alırken %67 oranla en çok aracın çıkış yeri ve kilometre garantisine dikkat ettiğini belirtirken, bunu %35 ile ek garanti süresi ve %26 ile bayideki araç seçeneklerinin çeşitli olması takip ediyor. İkinci el araç satın alırken tercih edilen satıcı kanallarında ise Türk tüketicilerin genellikle birden fazla bayisi bulunan oto galerilerini ve yetkili satıcıların ikinci el araç satış hizmetlerini tercih ettiği görülüyor. Diğer ülkelerde ise internetten ikinci el araç satın alma seçeneğinin Türkiye’ye göre çok daha fazla tercih edilmesi dikkat çeken bir unsur olarak göze çarpıyor

Araç bakım ve tamirinde yetkili servisler tercih ediliyor

Türk tüketicilerin araç bakım ve tamir ihtiyaçları için ağırlıkla yetkili servisleri tercih ettiği, diğer ülkelerdeki tüketicilerin ise bağımsız araç servislerine daha çok rağbet gösterdiği dikkat çekiyor. Yetkili servislerin tercih edilme nedenlerin başında ise %45 ile servisin yetkinliği ve teknik bilgisi gelirken, bunu %45 ile aracı teslim etme ve teslim alma hızı ve %35 ile servis hizmetini uzun süre beklemeden alabilme imkânı takip ediyor

Otomotiv perakendesinde özellikle satış sonrası hizmetlerde pandeminin de hızlandırıcı etkisiyle çeşitli dijital hizmetlerin ön plana çıktığını söyleyen EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Kıdemli Müdürü İnanç Engin, “Temassız araç teslim etme ve alma, bakım ve tamir işleri için yetkili servislerdeki uzmanlardan uzaktan destek alma, mobil servis ve bakım hizmetleri gibi yenilikçi hizmetler özellikle SSH tarafında öne çıkıyor. Satış tarafında ise otomobil bayilerinin bir dönüşüme girerek dijital satış kanallarına ağırlık vereceği bir döneme girdiğimizi görüyoruz” dedi

Elektrikli ve hibrit araç alımında fiyat belirleyici

Araştırma sonuçları, Türk tüketicilerin elektrikli ve hibrit araçlara yüksek ilgi gösterdiklerini ancak fiyat yüksekliğinin tercihlerinde etkili olduğuna işaret ediyor. Ankete katılan Türk tüketicilerin %23’ü gelecekte mutlaka bir elektrikli araç alacaklarını belirtiyor. Cazip fiyat teklifleri sunulması durumunda bu oranın %86’ya kadar çıktığı görülüyor. Türk tüketicilerin elektrikli ve hibrit araçlara olan ilgisinin anket kapsamındaki diğer ülkelere kıyasla daha yüksek olması da dikkat çekici diğer bir unsur oldu. Tüm anket katılımcılarının elektrikli ve hibrit araçların başlıca tercih edilme nedenleri üzerine ortak görüşünün içten yanmalı araçlara kıyasla daha düşük olan idame masrafları ve düşük karbon salınımı olduğu görülüyor

Vergi indirimi ve teşvikler elektrikli araç satışlarını destekler

Araştırma; elektrikli ve hibrit araçlara olan talebin arttırılmasının olası yöntemlerine de ışık tutuyor. Türk tüketiciler elektrikli araç alma isteklerini negatif etkileyen en önemli unsur olarak %42 oranında araçların fiyatlarının yüksek olmasını belirtiyor. Araç fiyatlarının yüksekliğinin ardından %19 ile tek şarj ile gidilebilen mesafe ve %18 oranıyla yeterli şarj istasyonu yaygınlığı olmaması nedenleri sıralanıyor. Elektrikli araç satın alma konusunda ilgi ve talebin hangi şartlar gerçekleşirse artacağı yönündeki soruya ise %55 oranında vergi indirimleri, %53 oranında da satın alma fiyatı üzerinden verilecek teşvikler şeklinde yanıtlar veriliyor

“Elektrikli araçların yaygınlaşması global ölçekte kaçınılmaz görünüyor, ancak ülkemizdeki altyapının bu araçlara hazır hale gelmesi ve tüketici ilgisinin artırılması önem taşıyor” diyen EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve İleri Üretim Sektör Lideri Arda Karaçelebi, “Ülkemizdeki tüketici ilgisinin yüksek olduğunu çalışmamızdan görebiliyoruz ancak hem elektrik şebeke altyapısındaki iyileştirme ihtiyacı hem şarj istasyonlarının henüz yaygınlaşamamış olması hem de elektrikli araçların neredeyse tamamının ithal ve yüksek fiyatlı olması nedeniyle Türkiye pazarı elektrikli araçlarda arzu edilen konuma erişmekten şu anda uzakta. Özellikle ev ve iş yerlerindeki AC/DC şarj imkânlarının öncelikli olarak geliştirilmesi, sonra da otoyol ve şehir içi gibi sık kullanılan ve zaman açısından kısıtlayıcı konumlarda DC şarj imkânlarının artırılmasının bu noktada oldukça kritik olduğunu düşünüyoruz” değerlendirmesini yaptı]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/turk-tuketicinin-tercihi-sifir-aractan-yana.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/turk-tuketicinin-tercihi-sifir-aractan-yana.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/turk-tuketicinin-tercihi-sifir-aractan-yana_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/turk-tuketicinin-tercihi-sifir-aractan-yana.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/turk-tuketicinin-tercihi-sifir-aractan-yana/3490/</link>
			<pubDate>Fri, 19 Mar 2021 19:49:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>ASKON İzmir şubesinden faiz artışına tepki</title>
			<description><![CDATA[Anadolu Aslanları İşadamları Derneği İzmir Başkanı Şerafettin Gücü, Merkez Bankası (MB) Para Politika Kurulu tarafından politika faizini 200 baz puan artırarak yüzde 19’a çıkarmasını eleştirdi
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yüksek faizin canlarını yaktığını belirten ASKON İzmir Şube Başkanı  Şerafettin Gücü, ‘yatırıma ve harcamalara ihtiyacımız olduğu bir ortamda faiz artışı yaşanması canımızı yakıyor. Bu alanda farklı kategoride yer almak ise canımızı sıkıyor.’ dedi

ASKON İzmir Şube Başkanı Gücü konuya ilişkin şunları ifade etti;

Merkez Bankası enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki riskler dikkate alınarak önden yüklemeli ve güçlü bir ilave parasal sıkılaştırma yapılmasına karar veriliğini belirterek politika faizini baskılayıcı unsur olarak arttırma yönünde karar verdi. Lakin ülke olarak istihdamın artması, ekonomi çarklarının hızlanması açısından yatırım ve harcamalara ihtiyacımız var. Faizler yukarı yönde olduğu sürece yatırım ve harcama ortamından bahsetmek çok zor. Birçok sektör bu karardan olumsuz etkilenmektedir. İnşaatçı binalarını, otomotivci otomobilini satamaz. Ha keza hane halkı ve küçük esnaf pandemi döneminde sıkıntı çekmektedir. Yatırım yapmak isteyen de riske girmeyi tercih etmeyip cazip faizle kolaya kaçmayı tercih eder.  Yüzde 19’a çıkan bir politika faizi bu alanda bizi ayrı bir kategoriye sokuyor. Dünyanın gelişmiş ülkeleri eksi değerlerde faiz politikası yürütürken, ekonomik ambargo altındaki İran ile bile yarışır seviyeye geldik. Bu da açıkçası canımızı sıkıyor.
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/askon-izmir-subesinden-faiz-artisina-tepki.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/askon-izmir-subesinden-faiz-artisina-tepki.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/askon-izmir-subesinden-faiz-artisina-tepki_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/askon-izmir-subesinden-faiz-artisina-tepki.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/askon-izmir-subesinden-faiz-artisina-tepki/3485/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 22:26:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İzmir'den göç edenlerin sayısı artıyor</title>
			<description><![CDATA[Bir zamanların en fazla göç alan şehri olan İzmir artık göç vermeye başladı. TÜİK’in adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarına göre 2020 yılında İzmir’den tam 92.400 kişi göç etti
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2010 yılından bu yana her yıl artan oranlarda göç alan İzmir, artık göç vermeye başladı. ADNKS sonuçlarına göre geçtiğimiz yıl rekor artışla İzmir’i tam 92 bin 400 kişinin terk ettiği ortaya çıktı. İzmir’den göç edenler en yoğun 19-26 yaş gurubu olurken ikinci sırada 26-40  gurubu yer aldı

Her yıl ortalama 120 bin ila 140 bin arasında göç alan İzmir’in 2020 yılında aldığı göç sayısı düştü. 2020 yılında İzmir’e 107 bin 172 kişi yerleşti. İzmir’e yerleşenlerin ağırlıklı yaş ortalaması ise 45-60 yaş alan gurup oldu

Türkiye’de birçok kişinin emeklilik hayatını geçirmek için yerleştiği İzmir, genç ve dinamik nüfusunu kaybetmeye başladı. Bunda en önemli etken, İzmir ekonomisinin cansız ve isteksiz oluşu, iş olanaklarının yetersizliği, İzmir iş dünyasında uzun yıllardır süregelen rehavet ve rahatlığın egemen olması öne sürülüyor. İzmir depreminden sonra taşınma hareketliliği artarken, depremin İzmir’den göçü önemli ölçüde etkilediği tahmin ediliyor. İzmir’den göç edenlerin tercihi sırasıyla İstanbul, Ankara, Bursa, Muğla ve Antalya oldu

 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-goc-edenlerin-sayisi-artiyor.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-goc-edenlerin-sayisi-artiyor.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-goc-edenlerin-sayisi-artiyor_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/izmir-den-goc-edenlerin-sayisi-artiyor.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/izmir-den-goc-edenlerin-sayisi-artiyor/3484/</link>
			<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 22:30:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Mutlu insanlar daha üretken, daha verimli ve daha zengin</title>
			<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler tarafından 2013’ten bu yana her yıl Dünya Mutluluk raporu yayınlandığını belirten Doç. Dr. Tayfun Doğan, mutlu insanların daha üretken, verimli ve yaratıcı olduğunu söyledi Doğan, araştırmaların mutlu insanların daha yardımsever, paylaşımcı, nazik ve merhametli ve daha zengin olduklarını gösterdiğine dikkat çekti
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tayfun Doğan, Mutlulukla önemli analizler hazırladı. İşte o analizden özet bölüm

Kişinin olumlu duyguları sık yaşaması, olumsuz duyguları daha az yaşaması ve genel olarak hayatından memnun olmasıdır. Hayatı keyif alarak anlamlı bir şekilde yaşamaktır

Mutluluk düzeyleri arttıkça üretkenlik artar

Mutluluk hazdan daha öte, değerli ve sürekliliği olan bir karakter durumudur. Kişi haz alabilir, haz dolu olabilir ama aynı anda mutsuz da olabilir. Yaşamdaki haz ve acılar birazcık denizin dalgalarına ya da yüzeydeki köpüklere benzetiliyor. Haz ve acılar geçicidir. Yukarıda fırtınalar koparken denizin derinliklerinde müthiş bir sükûnet olabilir. Gerçek ve içsel mutluluk, kâmil mutluluk budur. Bunun dışında, mutluluğu bencillik olarak görmek de yanlış bir düşünce ve inançtır. Araştırmalar mutlu insanların daha yardımsever, paylaşımcı, nazik ve merhametli olduklarını ortaya koymaktadır. Bu anlamda mutluluk bir avantajdır. Toplumların nasıl ki dürüst, çalışkan, başarılı insanlara ihtiyacı varsa, mutlu insanlara da ihtiyacı vardır. Yakın zamanda kendi yaptığımız bir araştırmada, bireylerin mutluluk düzeyleri arttıkça saldırganlık, sözel saldırganlık, fiziksel saldırganlık, öfke ve düşmanlık düzeylerinin düştüğünü gördük. Bu toplumsal yaşam açısından çok değerli bir bulgu. Her şey bir yana mutlu insan ailesi, çevresi ve toplumu için bir armağandır aslında. Düşünsenize mutlu bir anneniz babanız var, öğretmeniniz var, işvereniniz var ya da çalışanınız var. Bu çok değerli bir armağandır

Araştırmalar mutlu insanların daha üretken, daha verimli ve yaratıcı olduklarını ortaya koymaktadır. Mutlu bir birey iş yeri için her anlamda değerlidir. Pek çok kişi mutlu olma söz konusu olduğunda bunun sürekli ve lekesiz bir şekilde olması gerektiği inancındadır. Sanki mutluluk hiçbir derdin, tasanın olmaması ve sürekli bir neşe ya da sevinç hali gibi algılanıyor. Oysa bu, mutlulukla ilgili ne kadar yanlış bir değerlendirme. Kişi mutlulukla ilgili olarak sadece bu düşünce ve inanç içinde olduğundan dolayı bile mutsuz olabilir. Çünkü bu tür bir mutluluğa ulaşılması imkansızdır. Örneğin Peyami Safa da bu konuya değinmiş ve ‘Kedersiz, saf, ebedi ve mutlak bir saadet aramak, insanlığın tabiatı haline gelmiş bir gafletidir. Elemsiz haz, hazsız elem tasavvuru, pek mücerred ve batıldır’ demiştir
 
Sadece psikoloji bilimi de değil, bugün ekonomi, sosyoloji, nörobiyoloji gibi pek çok farklı disiplin mutluluğu araştırmaktadır. Mutlulukla ilgili saygın ve nitelikli çok sayıda bilimsel dergi bulunmakta ve her yıl dünyanın farklı yerlerinde yapılan binlerce araştırma bu dergilerde yayınlanmaktadır. Elde edilen çarpıcı bulguları özet olarak söyleyecek olursam bunları iki kategoride ifade etmem gerekir. Mutlulukla ilgili kötü haberler nelerdir? Mutluluğun yaklaşık olarak %50’si genetik faktörler tarafından belirlenmektedir. Bu biraz olumsuz bir haber olarak nitelendirilebilir. Çünkü genetik özelliklerimiz üzerinde çok fazla değişiklik yapamıyoruz. Bir başka kötü haber de ‘hedonik uyum’la ilgilidir. Başlangıçta bizi mutlu eden şeyler bir süre sonra mutlu etmemeye başlıyor. Her şeye alışıyoruz ve genetik olarak mutluluk seviyemize geri dönüyoruz. İyi haberlere gelecek olursak, genetik faktörler her ne kadar etkili olsa da genetiğin esiri değiliz ve net bir şekilde söyleyebiliriz ki, ‘Mutluluk bir beceridir ve öğrenilebilir.’ Tüm mesele mutluluğu ve umudu, iyimserliği, erdemli olmayı alışkanlık haline getirmektir. İbn-i Sina bu konuda, ‘Erdemler alışkanlık haline geldiğinde saadet doğar.’ demektedir. Eğer mutluluğu karakterimiz haline getirebilirsek, hangi ortama gidersek gidelim, nerede ve hangi koşulda yaşarsak yaşayalım mutlu olmaya devam ederiz. Gerçek mutluluk da budur zaten. Yani dışsal koşullara bağlı olmayan ve şartlara göre değişmeyen bir mutluluk

Mutlu bireylerin şükran ve minnettarlık duyguları daha yüksektir

Mutlu bireylerin daha az mutlu ya da mutsuz bireylere göre farklı özellikleri olduğuna dikkat çeken Doğan, “Mutlu insanların öz-saygıları daha yüksektir, kendilerinden daha hoşnutturlar, kendilerine karşı daha merhametli ve anlayışlıdırlar. Yine mutluluk düzeyi yüksek kişilerin, sosyal ve duygusal zekalarının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Umut ve iyimserlik mutlu bireylerde gördüğümüz evrensel özelliklerden ikisidir. Mutlu insanların daha anlamlı bir yaşamları vardır. Yaşamlarına anlam katan bir hayat felsefesine sahiptirler. Ayrıca kendilerine verilen bu yaşamla ne yapacaklarına ilişkin bir yaşam amaçları vardır. Mutlu bireylerin şükran ve minnettarlık duyguları daha yüksektir

Mutluluk erdemli ve insanca yaşamının bir sonucudur

Mutluluk, iyidir ve iyi olmaktır. Dolayısıyla da kötü yollardan mutluluğa ulaşılamaz. Bir insan hem kötü hem yalancı hem hırsız hem arsız hem de mutlu olamaz. Olsa olsa geçici haz duyabilir ama mutlu olamaz. Mutluluk erdemli ve insanca yaşamının bir sonucudur]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/mutlu-insanlar-daha-uretken-daha-verimli-ve-daha-zengin.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/mutlu-insanlar-daha-uretken-daha-verimli-ve-daha-zengin.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/mutlu-insanlar-daha-uretken-daha-verimli-ve-daha-zengin_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/mutlu-insanlar-daha-uretken-daha-verimli-ve-daha-zengin.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/mutlu-insanlar-daha-uretken-daha-verimli-ve-daha-zengin/3480/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Mar 2021 20:17:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Adnan Bali: Türkiye ekonomisi dinamik bir ekonomi</title>
			<description><![CDATA[İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye ekonomisinin sıkıntıya girdiğinde bir şekilde kendini yeniden hareketlendirebilen dinamik bir ekonomi olduğunu ifade ederek, Ben zamanında şöyle tarif etmiştim; akordeon gibi büzülebiliyor da genişleyebiliyor' dedi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İş Bankası tarafından 2008 yılından bu yana Dünya Gazetesi iş birliği ile düzenlenen İşle Buluşmalar Toplantısının 43üncüsü, Yeniden Şekillenen Dünyada Türkiye'yi Geleceğe Taşımak başlığıyla tüm Türkiye'den iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla çevrimi içi olarak düzenlendi.

TÜRKİYEYİ GELECEĞE TAŞIMANIN BİRİNCİ ADIMI MAKROEKONOMİK İSTİKRAR

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, toplantıda yaptığı konuşmada, yeni dönemde Türkiye'yi geleceğe taşımanın birinci adımının makroekonomik istikrarı sağlamak olduğunu, makroekonomik istikrarın fiyat istikrarından daha geniş bir kavram olduğunu belirtti.

Bali, Bir ekonomik politikanın bütün amaçlarını optimize edecek şekilde bir makroekonomik istikrar. Bundan ne anlıyoruz? Bundan öngörülebilirlik anlıyoruz. Öngörülebilirlik şudur; hane halkı, üretici, ticari kesim dahil bütün ekonomik aktörlerin doğru işleyen bir mekanizmada ve öngörülebilirliği olan bir ortamda buna göre hareket etmesi, ekonomik etkinlik anlamına gelir. Bu bozulduğu zaman, kararlar buna göre oluyor. Yatırımcı, tüketici kararlarında rasyonel davranamaz hale geliyor. Kesintiler oluşuyor. Burada da serbest piyasa çok önemli. Serbest piyasa mekanizmalarının göstergelerini şu veya bu amaç için kısa dönemli bazı etkilerle değiştirmeye kalktığınızda, karar alıcılara yanlış sinyaller veriyorsunuz. O karar alıcılar ona göre hareket ettikleri için, kısa dönem içerisinde doğru çalıştığını zannettiğiniz işlerin karşılığı olmuyor, tahrip edici sonuçları çıkıyor. Onun için karar alıcılara öngörülebilir bir makroekonomik istikrar sunmalısınız dedi.

"EKONOMİNİN YETENEĞİ DEVAM EDİYOR"

Bali, Bizim ekonomimiz sıkıntıya girdiğinde bir şekilde kendini yeniden hareketlendirebilen dinamik bir ekonomidir. Ben zamanında şöyle tarif etmiştim; akordeon gibi büzülebiliyor da genişleyebiliyor da. Koşulları gördüğü anda ona göre hareket ediyor. Bunu hızlı bir şekilde yapabiliyor ifadelerini kullandı.

2008in son çeyreğindeki global krizden sonra 2009da ilk çeyrekte Türkiye ekonomisinin çift basamaklı daraldığını, ikinci yarıdan itibaren de yukarı hareket olduğunu hatırlatan Bali, Bunlar dış taleple de birleşerek, ekonomik konjonktürle mümkün olabiliyordu. Pandemi, bu defa elimizden bunu aldı. Türkiye ekonomisi, ekonomik aktiviteyi ivmelendiremediği için bugünkü sorunlarını göreceli olarak azaltma imkanı bulamadı. Bu sürecin seyrini çok kritik görmekle birlikte, Türkiye ekonomisinin bu yeteneğinin hala devam ettiğini düşünüyorum diye konuştu.

Merkez Bankasının verdiği mesajların kuvvetli olduğunu aktaran Adnan Bali, "Sadece mesaj da değil uygulamalar da var. Enflasyonda kalıcı olduğuna ikna olunmayan bir süreç yaşanmadığı sürece, sıkı para politikasının değiştirilmeyeceği, hatta enflasyon anlamında üste doğru sapmalar görürlerse, ilave sıkılaştırma yapmaktan da kaçınmayacaklarını ifade ettiler. Öyle de yaptılar. Şu anda bunun kurlar üzerinde olumlu etkileri görülmekle birlikte, ABD'deki tahvil faizi ile başlayan dış konjonktür kaynaklı durumun Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde değer kaybına yol açtı. Bunlar dönem dönem olabilir" dedi.

Bali, Ben bunun ekonomideki reel bir bozulmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının kritik olduğunu düşünüyorum. Şu aşamada böyle bir teşhiste bulunmak henüz erken. Ama bu tür konjonktürler çok kalıcı bir şekilde devam ederse, bu defa gerekçesi her ne olursa olsun, yine ekonomik sonuçları olabiliyor. Geri tekrar rayına girebilecek gelişme göreceğiz diye düşünüyorum diye konuştu.

İŞ BANKASI İSTİKRARIN ADIDIR

Adnan Bali, İş Bankasını bu ekosistemin doğal bir parçası gibi konumlandırmaya çalıştıklarını belirterek, Kısa dönemli politikalar uğruna orta ve uzun dönemi riske etmemek lazım. Onun için yeri gelir bilançolarınız bundan zarar da görebilir. Maalesef problemler, bankacılık sistemine de yansıyabiliyor. Bütün bunları geniş perspektifle görerek yönetmek gerektiğini düşünüyorum. Bu kurum da onu yapıyor dedi.

Banka olarak çok ince ayar çalıştıklarını, fiyatlamadan kredi tahsis kararlarına kadar birçok noktada hızlıca tavır aldıklarını belirten Bali, Kendi içimizde yaptığımız değişimlerin, dönüşümlerin müşteri tarafında sürprizler yaratmamasına çok özen gösteriyoruz. Dur kalk politikaları, kesintili işler öngörüyü bozan şeyler. Onun için İş Bankası bana göre iş dünyasında istikrarın adıdır diye konuştu.

İş Bankasının kredi politikalarının ve sosyal politikalarının dayandığı temel felsefenin yaygınlık, uzun solukluluk ve sürdürülebilirlik olduğunu vurgulayan Bali, Müşterilerimiz bunu hissettikleri ölçüde bu bankayla çalışmaya devam ediyor. Bu, uzun bir yol arkadaşlığıdır ifadelerini kullandı.

HER ÇEVRİLDİĞİNDE AKAN MUSLUK İLE AKMAYAN SUYUN FİYATI AYNI OLMAZ

Bali, kredi faizlerinin yüksek olduğu eleştirilerine dair de şunları söyledi:

Bizde kredi, uzun vadeli taahhütkar bir anlayışla veriliyor. Konjonktür nereye giderse gitsin, o musluk her çevrildiğinde akıyorsa onun fiyatı ile ikide bir musluğu açtığınızda akmadığını gördüğünüz suyun fiyatı aynı olmaz. Çünkü biz orada bir istikrarı ifade ediyoruz. Aslında nakdi kredi verirken, yanında bir gayrinakdi kredi daha veriyoruz. O ne yapıyor? Müşteriye bu kredinin usulünce kullandırılacağını taahhüt eden bir teminat mektubu da veriyoruz. O mektubun komisyonu yok mu? Müşterilerimiz bunu kötü deneyimler sırasında hissederler. Ama bunlar olağan konjonktürlerde unutulur. Onun için bu, bizim taahhütkarlığımızın karşılığıdır. Aynı ürünler değildir, aynı mallar değildir, aynı şekilde fiyatlanmazlar. Ben bu bakımdan baktığımızda çeyrek bazlı değil, orta-uzun vadeli bir perspektifle bankayı yönettiğimizi düşünüyorum. İşlerimizi yaparken de ihtiyaç duyduğumuz perspektif budur. Sizin bir rotanız, perspektifiniz olmalı. Bu, ikide bir o yöne bu yöne kayarak olmaz. Zaten muhataplarınıza sapmayacağınız görüntüsünü verdiğiniz zaman, yolculuğunuz daha istikrarlı oluyor. İş Bankasının bugün bu ülkede hemen her sermaye grubunun temelinde harcı varsa, bu anlayış sayesinde oldu.

ARAN: İŞLETMELER, DÖNÜŞÜMÜ EN KISA SÜREDE YAPMALI

Mart sonunda yapılacak İş Bankası Genel Kurulu sonrasında, yetkili kurulların onayının ardından, Bali'den Genel Müdürlük görevini devralacak olan Genel Müdür Yardımcısı Hakan Aran da her dönemin beraberinde getirdiği müşteri davranışlarındaki değişimi görebilmenin, bunu okuyabilmenin ve müşterinin yanında yer almaya devam etmenin önemine dikkat çekti.

İş Bankasının geldiği yer itibarıyla, teknolojiyi kullanma ve bankacılığı yorumlama şekliyle müşterisi için değer yaratmaya devam ettiğini ifade eden Aran, Her dönem müşteri ile etkileşimin değişikliğe uğradığı, müşteri tercihlerinin değiştiği dönemler oluyor. Bizim de bunu yakalayabilmemiz gerekiyor dedi.

Dijitalleşme ile ilgili konuların daha önceki İşle Buluşmalar Toplantılarında da ele alındığını hatırlatan Aran, şöyle konuştu:

Biz o toplantılarda hep şunu söyledik; Dijitalleşme bir trend değil, gerçekten bir ihtiyaç. Bu yapılmak zorunda. Yapılsa da olur kategorisinde değil. Hayati, yaşamsal bir dönüşümden bahsediyoruz. Nitekim pandemi ile beraber bu netlik kazandı. Bu noktada dijitalleşme fırsatı varken yapamayan kurumların yapacaklarıyla, dijitalleşme fırsatında işi fiziksel etkileşime, yüz yüze temasa dayalı olan sektörlerin yapacakları birbirinden ayrışıyor. Çünkü herkes eşit oranda dijitalleşme imkanına sahip değildi. Bizim işletmeleri yöneten insanlar olarak, bazı ürün ve iş modelleriyle vedalaşmaları yapabilmemiz lazım. Yeni ürünlere, yeni iş modellerine geçmeyi başarabilmemiz gerekiyor. Mevcut yetkinliklerimizin ne olduğunu iyi bilmemiz gerekiyor. Bizi ürettiğimiz ürün, iş modeli başarılı kılmıyor. Onun içinde geliştirdiğimiz yetkinlikleri bulmak gerekiyor. Benim önerim; o temel yetkinliklerin farkında olarak, o yetkinliklerin uygulanacağı yeni alan ve hizmetlere dönüşümü mümkün olan en kısa sürede yapmak. Finansman desteği kullanılacaksa, bunu mevcut işteki aksayan nakit akışı için değil mevcut işi yüzdürmek için değil; katma değer yaratan bir işe ve yeni dönemin iş modeline çevirmekte kullanmak çok akıllıca olacaktır.

Müşteri davranışlarındaki eğilim ve trendlerdeki değişimin pandemi döneminde hızlandığını, müşteri davranışlarında kalıcı dönüşümler meydana geldiğini ifade eden Aran, işletmelerin teknolojik dönüşümleri yapmaları gerektiğini pandemi zorladığında çok daha iyi fark ettiklerini söyledi.

BANKACILIĞIN GELECEĞİ GÖRÜNMEZ BANKACILIK

Önümüzdeki dönemde, müşteri davranışlarındaki kalıcı değişikliklerle beraber, bankacılık işlemleri ile ticari platformların, ticaretin iç içe geçtiğinin daha çok görüleceğini ifade eden Aran, şöyle konuştu:

Bankacılık; ıslak imzaların atılmadığı, tüm işlemlerin tamamen internet üzerinden yapıldığı, hatta bunun ötesinde bir banka sistemine girme zorunluluğunun olmadığı, hangi iş yapılıyorsa o işin bir parçası olarak bankacılık hizmetlerinin alındığı bir yöne doğru gidiyor. Genel çerçevesi itibarıyla bu; ister bireysel ister ticari olsun müşterilerin, bir banka şubesine gitmesine veya herhangi bir bankanın dijital uygulamasına girmesine gerek kalmadan o andaki ihtiyacını karşılayabileceği bir yapı olacak. Bu yöndeki gelişmelere baktığımızda ben bankacılığın geleceğini, görünmez bankacılık olarak tanımlıyorum. Esasında burada çatı kavramın platform bankacılığı olduğunu düşünüyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz teknoloji çağında hayat platformlar üzerinden yürüyor, platform ekonomisi diye bilinen, çok sayıda alıcı ve satıcının birbirleriyle sorunsuz bir şekilde ve dijital ortamlarda etkileşim içerisine girmesini sağlayan ekonomik modeller öne çıkıyor. Geleceğin bankacılığı; fiziksel para yerine dijital paranın olduğu, dijital paranın ödeme sistemleriyle iç içe geçtiği, ihracatın da ithalatın da platformlar üzerinden yapılabildiği, block zincir teknolojisinde mal gönderimi ve sözleşme alımının insansız otomatik olarak yapılabildiği, aracıya ihtiyaç duyulmadığı, sistemin kendi başına güvenlik endişelerini giderdiği bir tarzda olacak. Bankaların araya giren değil bu sistemleri işleten, bu platformların yöneticisi olduğu ve bu platformlara kendi ürün ve hizmetlerini görünmez bir şekilde monte ettiği bir gelecek olacak.

Hakan Aran, teknolojiyi aynı zamanda kişiselleştirilmiş ve özelleştirilmiş bir şekilde müşterilerinin yanında olacak tarzda, her bir müşterinin, kendisini İş Bankasının tek müşterisiymişçesine özel hissedeceği bir deneyim tasarlamakta kullandıklarını vurguladı.

GÜLLE: OCAK VE ŞUBAT AYLARINDA EN YÜKSEK DÖNEMSEL PERFORMANSLARA İMZA ATTIK

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle de şöyle konuştu:

Kur saldırılarına, ticaret savaşlarına ve pandemiye rağmen, Türk ihracat ailesi önemli başarılara imza attı. Bu dönemde, tüm ihracat hedeflerimizi bir bir aşma başarısını gösterdik. 2018 yılında, 177,1 milyar dolarlık rekor bir ihracatla başladığımız bu yolda, 2019 yılında, Cumhuriyet tarihi ihracat rekorunu 180,8 milyar dolarla kırmayı başardık. 2020 yılında ise dünya ticaretindeki rekor daralmaya ve pandemi sürecinin tüm olumsuz etkilerine rağmen, ihracat hedefimiz olan 165,9 milyar doları aşmayı başardık. Hatta bu rakamın da üzerine çıkarak, 169,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Burada, özellikle yılın son çeyreğindeki ihracat performansımızın altını çizmemiz gerekli. Öyle ki son çeyrekte 51,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu performans, bizi 200 milyar dolarlık ihracat hedefimiz için oldukça heyecanlandırıyor. 2021 yılına da oldukça güzel başlamış durumdayız. Ocak ve Şubat aylarında, Cumhuriyet tarihinin en yüksek dönemsel performanslarımıza imza attık. Mart ayında da rakamlarımızda iyi gidişat devam ediyor. İnanıyorum ki tüm bu başarıları yıl geneline yayarak, dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefimize adım adım yaklaşacağız.

TURAN: DİJİTALLEŞME GİBİ YEŞİL DÖNÜŞÜM DE KOBİLERİN REKABETÇİLİĞİNDE ÖNEMLİ BİR KALDIRAÇ

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan da konuşmasında şunları söyledi:

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de KOBİ'ler, toplam çevresel etkinin önemli bir kısmını üretiyor. Yeşil mutabakat ve döngüsel ekonomi odaklı bir dönüşümde KOBİ'ler; mali kaynak eksikliği, müşteri talebi ve karlı olmayacağı endişesi taşıyor. Bununla birlikte KOBİ'ler, düşük karbonlu ekonomiye geçişte, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamaları ile yeşil dönüşümün katalizörü olma potansiyeli de taşıyor. Dijitalleşme gibi yeşil dönüşüm de KOBİ'lerin rekabetçiliğinde önemli bir kaldıraç. KOBİ'lerin dijital ve yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik edecek politikalar, süreci hızlandıracak destek ve teşvikler ile birlikte ele alınmayı gerekli kılıyor. KOBİ'lerin eko-tasarım ve dijitalleşme kanalları ile eğitim ve beceri seviyelerini artırmak, başarılı olan en iyi uygulamalardan ders alabilecekleri platformları oluşturmak, endüstriyel iş birliklerinde farklı paydaşlar ile birlikte çalışmaya yönlendirmek gerekiyor.

ERDEM: AŞILAMA ÇALIŞMALARI EKONOMİDE OLUMLU BEKLENTİLER YARATIYOR

İş Bankası İktisadi Araştırmalar Müdürü ve Baş Ekonomisti İzlem Erdem ise pandemi nedeniyle dünya ekonomisinde global krizde bile görülmeyen ölçüde daralmalar yaşandığını, bu dönemde politika yapıcıların hem ekonomileri harekete geçirmek hem de sağlık sorunuyla baş etmek üzere genişleyici ekonomi politikaları ile sosyal hayatı kısıtlayıcı tedbirleri birlikte uyguladığını hatırlattı. Ülkelerin pandemide ekonomik aktivitenin ayakta tutulması amacıyla dünya milli gelirinin yaklaşık %15i büyüklüğünde destek paketleri uygulamaya koyduğunu hatırlatan Erdem, Pandemide gelinen nokta itibarıyla halen bazı riskler devam ediyor. Ama diğer taraftan pandemi koşullarına bir şekilde adaptasyon söz konusu. 2021 yılına başlarken en umut verici gelişme, aşılama çalışmaları oldu. Aşılama, hem sağlık açısından hem ekonomik aktivite açısından geleceğe dair daha olumlu beklentiler yaratıyor dedi
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/adnan-bali-turkiye-ekonomisi-dinamik-bir-ekonomi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/adnan-bali-turkiye-ekonomisi-dinamik-bir-ekonomi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/adnan-bali-turkiye-ekonomisi-dinamik-bir-ekonomi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/adnan-bali-turkiye-ekonomisi-dinamik-bir-ekonomi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/adnan-bali-turkiye-ekonomisi-dinamik-bir-ekonomi/3475/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Mar 2021 18:53:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Z Kuşağının önceliği popüler olma ve rahat yaşam</title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Türkiye genelinde 15-71 yaşları arasında 1.026 kişiye uygulanan ölçek ile Z kuşağının diğer kuşaklardan istatistiksel olarak farklılaştığı ortaya çıktı. Sonuçlar, Z kuşağının popüler olma, kolay yoldan kazanç elde etme ve kolay harcama, hayattan zevk almayı amaçlama, uğruna zorluk çekeceği hedeflerden kaçınma, geleceğe yatırım yapmak için sıkıntı çekmektense bugünü rahat geçirmek gibi davranışları benimsediklerini ortaya koyuyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan liderliğinde geliştirilen ölçek kapsamında Türkiye genelinde 1026 katılımcıyla bir araştırma yapıldı

Araştırmada Z kuşağı 15-29 yaş aralığı olarak ele alındı, 30-45 yaş arasındakiler Y kuşağı, 45 yaş üzerindekiler X kuşağı olarak gruplandırıldı. Zorluklarla başa çıkma becerisinin henüz gelişmediği ortaya çıkan Z kuşağının somut anlam becerileri, soyut anlam becerileri, ölüm inancı, doyum erteleme becerisi, iç kontrol becerisi, orta ve uzun vadeli planlama becerisi ve ego ideali algısı için çalışmaların yapılması gerekmektedir

İşte Z kuşağının beklentileri

1.         Zengin olma hayali kurarım.

2.         Ünlü olma hayali kurarım.

3.         En büyük isteğim her şeyden önce sağlıklı olmaktır.

4.         Makam sahibi olmak çok önemlidir.

5.         Öldükten sonra nasıl bir insan olarak anılacağımı pek önemsemem.

6.         Hayatımın sonlandıktan sonra mezar taşımda ne yazılacağı benim için önemlidir.

7.         Ardımda iyi bir hikâye bırakmak için attığım adımlara dikkat ederim.

8.         Geleceğe yatırım yapmak için sıkıntı çekmektense, bugünü iyi geçirmeyi tercih ederim.

9.         Zorluklarla karşılaştığımda kendimi fazla zorlamam, konuyu değiştiririm.

10.       Uğrunda zorluk çekeceğim hedeflerden kaçınırım.

11.       “Bayrak”, “Vatan”, “Tanrı” kavramları benim için büyük önem taşır.

12.       Daha büyük kazanç için beklemeyi sevmem, hemen sonuç almak benim için daha önemlidir.

13.       Alışveriş tutkumu kontrol edemem.

14.       Kolay âşık olurum.

15.       Ders çalışırken veya bir iş yaparken sıkılınca hemen bırakırım.

16.       Sevmediğim işleri yaparken orta ve uzun vadede bana kazandıracaklarını düşünüp devam edebilirim.

17.       Maddi olarak daha fazla şeye sahip olabilmek için sıkıntıya girmeyi istemem.

18.       İnsanlığa faydası olan bir kâşif, mucit ya da Nobel ödülü alan bir bilim insanı olmayı hayal ederim.

19.       Benim için kendi ihtiyaçlarım, milli değerlerden daha önceliklidir.

20.       Benim için kendi ihtiyaçlarım, dini konulardan daha önceliklidir.

21.       Emek verdiğim bir konuda başarılı olmak, insani ilişkilerden daha önemlidir.

22.       “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır” sözüne inanırım.

23.       Ölüm ve ölümden sonrasını düşünmemeyi tercih ederim.

24.       Beğenilen ve özenilen biri olmayı, topluma faydalı biri olmaya tercih ederim.

25.       Amaç daha başarılı ve mutlu olabilmekse, ailemi ihmal etmek beni çok üzmez.

26.       Başkalarının benden överek söz etmesini çok önemserim.

27.       Biraz risk alıp yeni ve farklı işler yapmayı severim.

28.       Kendi mutluluğum ve isteklerim, diğer birçok konudan daha önemlidir.
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/z-kusaginin-onceligi-populer-olma-ve-rahat-yasam.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/z-kusaginin-onceligi-populer-olma-ve-rahat-yasam.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/z-kusaginin-onceligi-populer-olma-ve-rahat-yasam_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/z-kusaginin-onceligi-populer-olma-ve-rahat-yasam.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/z-kusaginin-onceligi-populer-olma-ve-rahat-yasam/3471/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Mar 2021 18:04:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ücretli çalışan sayısı ocakta yıllık bazda yüzde 5,2 arttı</title>
			<description><![CDATA[Ocakta ücretli çalışan sayısı sanayi sektöründe yıllık bazda yüzde 8,4, inşaat sektöründe yüzde 22,1 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,5 artış kaydetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ücretli çalışan sayısı, ocakta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ocak ayına ilişkin "ücretli çalışan istatistikleri" haber bültenini yayımladı. Söz konusu istatistikler, 2009'dan başlamak üzere ilk kez duyurulmuş oldu.

Buna göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı Ocak 2020'de 11 milyon 969 bin 591 kişi iken bu yıl ocakta yüzde 5,2 artışla 12 milyon 589 bin 820 kişiye yükseldi.

Alt detaylara bakıldığında, ocakta ücretli çalışan sayısı sanayi sektöründe yıllık bazda yüzde 8,4, inşaat sektöründe yüzde 22,1 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,5 artış kaydetti.

AYLIK DEĞİŞİM 

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ücretli çalışan sayısı ocakta Aralık 2020'ye göre yüzde 0,8 arttı.
Bu dönemde ücretli çalışan sayısı sanayi ile ticaret-hizmet sektörlerinde de yüzde 0,8 artış gösterirken, inşaat sektöründe yüzde 1,4 yükseldi
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/ucretli-calisan-sayisi-ocakta-yillik-bazda-yuzde-5-2-artti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/ucretli-calisan-sayisi-ocakta-yillik-bazda-yuzde-5-2-artti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/ucretli-calisan-sayisi-ocakta-yillik-bazda-yuzde-5-2-artti_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/ucretli-calisan-sayisi-ocakta-yillik-bazda-yuzde-5-2-artti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/ucretli-calisan-sayisi-ocakta-yillik-bazda-yuzde-5-2-artti/3467/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Mar 2021 12:10:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bitcoin yine rekor kırdı</title>
			<description><![CDATA[Kripto para birimi Bitcoin bir süredir devam eden düşüşünü rekor kırarak son verdi. Bitcoin 61 bin 600 dolar seviyesini aştı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kurumsal alımların yanında, birçok sektörde ücretlendirmede kripto para kabul eden şirket sayısının da giderek artmasıyla, Bitcoin 61,683.86 dolarlık yeni zirveyi gördü. Kripto para piyasalarının en büyük hacimli birimi Bitcoin’in önceki zirvesi, 21 Şubat’ta gördüğü 58,330.57 dolardı.

Son 24 saat içinde 56,373.28 ve 61,683.86 dolar arasında dalgalanan Bitcoin, yüzde 9.00 artışla 61,315.00 dolara yükselirken, birimin haftalık kazancı da yüzde 24.25 olarak hesaplandı. Bitcoin’in toplam piyasa hacmi de, 1.0 trilyon 141 milyar dolara yükseldi.

Kripto para piyasalarının ikinci büyük birimi Ethereum da son 24 saatte yüzde 9.59 artışla 1,805.79 dolara yükselirken, haftalık kazancı da yüzde 15.16 düzeyindeydi; birimin piyasa hacmi de 219.39 milyar dolara yükseldi.

Tüm piyasalarda toplam piyasa hacmi de, 1 trilyon 831 milyar dolara yükseldi. Kripto para piyasalarına yönelik kurumsal ilginin artmasının ardından yaşanan hızlı tırmanışla, toplam piyasa hacmi ilk kez 7 Ocak’ta 1.0 trilyon dolar ve ilk kez 15 Şubat’ta 1.5 trilyon dolar sınırını aşmıştı.

Kripto para piyasalarındaki toparlanma hareketlerinin etkisiyle, son 24 saatte en yüksek hacimli 100 birimden dokuz birimin değeri düşerken, düşenlerden bir birim de ilk 10 birim arasındaydı.

Toplam 8,795 kripto para biriminin işlem gördüğü 36,375 piyasadaki toplam piyasa hacminin yüzde 62.1’ini Bitcoin, yüzde 12.0’sini de Ethereum oluşturuyordu. Tüm piyasalarda 24 saatlik işlem hacmi 147 milyar dolar düzeyindeydi.

ABD merkezli elit otel markası olan Kessler Collection, kripto para ödemelerini kabul edeceğini açıkladı.

Cointelegraph’ın haberine göre otel zinciri, Bitcoin ödemelerini kabul etmek için kripto ödeme ağ geçidi hizmeti BitPay ile ortaklık kurdu.

Kabul edilen diğer kriptolar arasında Ether (ETH) ve Dogecoin (DOGE) gelirken; USD Coin (USDC), Paxos Standard (PAX), Binance USD (BUSD) ve Gemini dollar (GUSD) isimli stablecoin’lere de destek veriliyor.

Kessler Collection, sunduğu ürün ve hizmetler için kripto para ödemelerini mümkün kılmak üzere BitPay ile ortaklık yapan lüks markalar arasına katıldı.

Kripto ödemelerini benimseyerek, dünyanın dört bir yanından gelen konukların üzerindeki "forex" yükünü azaltmaya yardımcı olacaklarını vurgulayan, Kessler Collection Finans Müdürü Fravy Collazo, "Bu gelişme, konaklama sektöründeki en yenilikçi konseptlerden biri. Kripto para biriminin kesinlikle kabul göreceğine inanıyorum ve BitPay ile ortaklığımız ödeme sürecinde daha fazla seçenek sunmamızı sağlıyor" dedi.

Seyahat acentesi Travala’nın Şubat raporunda, şirketin en büyük aylık gelir kalemleri arasında yüzde 68 ile sanal para birimlerinin geldiği açıklandı.
Kripto paralarda hareket hızlandı! Kazanç yüzde 100'e ulaştı]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/bitcoin-yine-rekor-kirdi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/bitcoin-yine-rekor-kirdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/bitcoin-yine-rekor-kirdi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/bitcoin-yine-rekor-kirdi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/bitcoin-yine-rekor-kirdi/3447/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 13:23:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>TÜSİAD’dan Hukukta Yapısal Reform Vurgusu</title>
			<description><![CDATA[TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski açıklanan “Ekonomik Reform Paketi'ne ilişkin bir fiyat istikrarının korunmasını olumlu bulduklarını söyledi
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ülkemizin ekonomi ve hukuk gibi yapısal alanlarda reforma olan ihtiyacı nettir. Açıklanan ekonomi reform paketinde, fiyat istikrarının sağlanması, yatırım ikliminin iyileştirilmesi, istihdamın desteklenmesi, özellikle bütçenin disipline edilmesi ve harcamaların kontrol altına alınmasına yönelik adımları olumlu buluyoruz

Dijital dönüşüm ve sanayide yeşil dönüşümü destekleyici adımlar küresel rekabet gücümüzü artırmak açısından çok değerlidir

Ekonomi reformlarının hedefleri arasında, kurumsal yapının güçlendirilmesi, dış dengenin ve büyümenin sürdürülebilir bir zemine taşınmasına yönelik teşvikler ve rekabet ortamını güçlendiren adımlar da yer alıyor.

Pandeminin olumsuz etkileriyle ekonomimizin içinden geçtiği bu zorlu dönemde, iş dünyası açısından bu reformlara yönelik uygulama süreci aciliyet taşımaktadır.

 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/tusiad-dan-hukukta-yapisal-reform-vurgusu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/tusiad-dan-hukukta-yapisal-reform-vurgusu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/tusiad-dan-hukukta-yapisal-reform-vurgusu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/tusiad-dan-hukukta-yapisal-reform-vurgusu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/tusiad-dan-hukukta-yapisal-reform-vurgusu/3432/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Mar 2021 19:33:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>GSYH, Kriz Öncesi Seviyelere Çoktan Ulaştı</title>
			<description><![CDATA[Lider alacak sigortası şirketi Euler Hermes, Türkiye’nin 2021 yılındaki ekonomik görünümüne dair tahminlerini paylaştı. Euler Hermes ekonomistleri, Türkiye’nin GSYH büyümesinin 2021 yılında yüzde 5 olacağını, toparlanma sinyalleri ile birlikte ihracatın da bir önceki yıla kıyasla yüzde 15 artacağını tahmin ediyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Euler Hermes ekonomik araştırmalar birimine göre Türkiye, kriz öncesi GSYH seviyelerine 2020 yılının üçüncü çeyreğinde çoktan ulaştı. Türkiye bu bakımdan, Polonya, Rusya ve Çekya’yı geride bıraktı. Rusya’nın 2021 yılının ikinci çeyreğinde, Çekya’nın ise 2022 yılının ikinci yarısında, kriz öncesi seviyelere ulaşması bekleniyor.

2021 yılında Türkiye ihracatının, bir önceki yıla kıyasla 30 milyar dolar artış göstererek toparlanmaya başlayacağını belirten Euler Hermes, kriz öncesi seviyelere ise ancak 2022 yılında ulaşılabileceğini öngörüyor

Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı Brexit nedeniyle biraz gerilemiş olsa da İngiltere’nin 2020 yılında da en büyük 2. ihracat noktası olmayı sürdürdüğünü belirten Euler Hermes, bu ülkeye ihracatın daha da artacağı tahmininde bulunuyor. Kısa bir süre önce imzalanan ticaret anlaşmasının etkisiyle İngiltere’nin Türkiye’nin ihracatındaki payının önümüzdeki beş yıl içinde yeniden yüzde 8’e çıkması bekleniyor.

Sanayi üretimi hızlı toparlandı

Öte yandan Türkiye’de sanayi üretiminin 2009'dakine benzer bir şekilde ciddi düşüş sergilemiş olmasına rağmen, hızlı bir şekilde toparlandığına dikkat çeken Euler Hermes, Ocak ayında 54,4 olan PMI endeksinin de üretimdeki, yeni siparişlerdeki, ihracattaki ve istihdamdaki büyümeyi yansıttığını düşünüyor. Ekonomistler ayrıca, perakende satışlarının Covid-19 şokunun ilk aşamasından sonra, yüzde 11,9 oranında yükselişle, toparlanmaya başladığını vurguluyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/gsyh-kriz-oncesi-seviyelere-coktan-ulasti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/gsyh-kriz-oncesi-seviyelere-coktan-ulasti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/gsyh-kriz-oncesi-seviyelere-coktan-ulasti_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/gsyh-kriz-oncesi-seviyelere-coktan-ulasti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/gsyh-kriz-oncesi-seviyelere-coktan-ulasti/3417/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 15:48:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EİB’in Avrupa Birliği’ne İhracatı Yüzde 16 Arttı</title>
			<description><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri'nin Şubat ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artarak 1 milyar 172 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Ocak-Şubat döneminde yüzde 4 yükselişle 2 milyar 234 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege İhracatçı Birlikleri, son 1 yıllık dönemde 13 milyar 83 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştı
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 65’lik artışla 27 milyon doları Türkiye’ye kazandırarak Şubat ayının artış rekortmeni oldu

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Şubat ayında ihracatını yüzde 42 artışla 155 milyon dolara taşıyarak birinci sırada, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ise 116 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 11 yükselterek 90 milyon dolarla Şubat ayını geride bıraktı

Yaş meyve sebze ihracatı yüzde 12’lik artışla 19 milyon dolara yükselirken, meyve sebze mamulleri ihracatı ise yüzde 22’lik yükselişle 59 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği toplamda yüzde 19 artışla 79 milyon dolarlık ihracata imza attı

Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 17 artışla 68 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise yüzde 5 artışla 63 milyon dolar ihracat rakamıyla Şubat ayını geride bıraktı

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği yüzde 64 yükselişle 53 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 52 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı.

Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin ihracatı ise 45 milyon dolar olarak kayıtlara geçti

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ise yüzde 4 artışla 15 milyon doları, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise 12 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı

Sanayi ürünleri ihracatında yüzde 20, tarım ürünleri ihracatında yüzde 9 artış

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “12 ihracatçı birliğimizin 8 tanesi Şubat ayında ihracatını arttırdı, iki Birliğimiz geçen seneki ihracat seviyesini korurken, diğer iki Birliğimizin ihracatı ise geçen yılki performansının gerisinde kaldı. Üyelerimizin sanayi ürünleri ihracatı yüzde 20 artarak 702 milyon dolara ulaştı. Tarım ürünleri ihracatı ise yüzde 9 yükselişle 402 milyon dolar olarak gerçekleşti. Madencilik sektörümüzün ihracatı ise yüzde 17 artışla 68 milyon dolara ulaştı. Şubat ayında 164 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. 95 ülkeye ihracatımızı artırmayı başardık. En çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk 10 ülke arasında; 142 milyon dolarla Almanya, 88 milyon dolarla ABD, 75 milyon dolarla Birleşik Krallık, 64 milyon dolarla İtalya ve İspanya, 61 milyon dolarla Fransa, 47 milyon dolarla Hollanda, 33 milyon dolarla Belçika, 30 milyon dolarla İsrail, 27 milyon dolarla Polonya yer alıyor.” dedi.

Avrupa Birliği’ne yüzde 16 artış

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Avrupa Birliği ülkelerine ihracatının Şubat ayında yüzde 16’lık artışla 563 milyon dolara ulaştığını söyleyen Eskinazi, EİB’in ihracatının Ocak ayına nazaran güçlü bir ivme kazandığının altını çizdi.

 “Ortadoğu ülkelerine 131 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Amerika ülkelerine ihracatımız yüzde 44 artarak 125 milyon dolara, Asya ve Okyanusya ülkelerine ise yüzde 62 yükselişle 90 milyon dolara ulaştı. Diğer Avrupa ülkelerine yüzde 19’luk artışla 90 milyon dolarlık, Afrika ülkelerine 69 milyon dolarlık, Eski Doğu Bloku ülkelerine yüzde 19 artışla 64 milyon dolar, Serbest Bölgelere yüzde 24 artışla 25 milyon dolar, Türk Cumhuriyetleri’ne yüzde 14 artışla 14 milyon dolarlık ürün satıldı.”]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/eib-in-avrupa-birligi-ne-ihracati-yuzde-16-artti.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/eib-in-avrupa-birligi-ne-ihracati-yuzde-16-artti.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/eib-in-avrupa-birligi-ne-ihracati-yuzde-16-artti_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/eib-in-avrupa-birligi-ne-ihracati-yuzde-16-artti.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/eib-in-avrupa-birligi-ne-ihracati-yuzde-16-artti/3410/</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2021 08:04:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Büyümenin En Büyük Destekçisi Ve İtici Gücü İhracat Oldu</title>
			<description><![CDATA[BM, Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler Raporu'na göre; gelişmiş ülkelerin ekonomileri geçen sene yüzde 5,6 küçülürken, gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri yüzde 2,5 daraldı. Pandemi dünya ekonomisinde geçen sene yüzde 4,3 küçülmeye neden oldu. Türkiye ekonomisi, dünyanın pandemi kriziyle geçirdiği 2020 yılını yüzde 1,8'lik büyümeyle geride bıraktı
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin üçüncü çeyrekte yüzde 6,7’lik büyüme oranıyla G20 ve OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak şöyle devam etti

“Türkiye ekonomisi son çeyrekte de yüzde 5,9 büyüyerek, küresel salgınla mücadeleyle geçen 2020 yılını yüzde 1,8’lik büyüme oranıyla tamamladı. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bir araya geldiği G20 ülkeleri arasında sadece Türkiye yüzde 1,8’lik ve Çin yüzde 2,3’lük büyüme oranıyla diğer ülkeler arasında pozitif olarak öne çıktı. Ülkemiz 2020 yılında Çin’in ardından dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi oldu. Büyümenin gerçekleştiği kalemler de önemli. Tarım sektöründe yüzde 4,8, sanayi de yüzde 2 artış söz konusu. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisini analizine göre beklentiler de büyümenin 2020 ve önümüzdeki yıllar için hız kazanacağı yönündeydi.”

Eskinazi, Türkiye’nin 2020 yılında pandemi koşullarına rağmen 169,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğine değinerek, bu yılın ilk ayında da 15,5 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek Ocak ayı ihracat rakamına ulaşıldığını sözlerine ekledi

“IMF, Türkiye ekonomisinin 2021'de yüzde 6 oranında büyümesini öngörüyor. Bütün gelişmiş ülke ekonomileri resesyon gerçeğiyle yüz yüze gelirken Türkiye’yle ilgili pozitif büyüme beklentisinde ihracat sektörünün payı büyük. Büyüme rakamlarının en büyük itici gücü ve destekçisi ihracat olmuştur. Pandemide devreye alınan birçok tedbir ve destekle, ticarette geliştirdiğimiz yeni yöntemlerle, dijitalleşme hamlelerimizle ülkemizi dünyadan ayrıştıracak bu pozitif büyüme verisine ulaştık. Hedefimiz yüksek hızlı büyüme değil, yüksek kaliteli sürdürülebilir bir ekonomik büyüme. Türkiye, fiyat istikrarı ve finansal istikrar mücadelesini sürdürürken, üretim ve ihracatı arttırmaya dayalı büyüme stratejilerini, reform adımlarıyla destekledikçe önümüzdeki dönemde bu standardı yakalayabilir. Böylelikle doğrudan yatırımlar ve uluslararası ticaretteki gelişimin önünü daha da açılacak ve artacaktır.” dedi

Türkiye ekonomisinin 2020 yılındaki performansı şöyle oldu:

-İlk çeyrek: Yüzde 4,5 büyüme

-İkinci çeyrek: Yüzde 9,9 daralma

-Üçüncü çeyrek: Yüzde 6,7 büyüme

-Dördüncü çeyrek: Yüzde 5,9 büyüme]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/buyumenin-en-buyuk-destekcisi-ve-itici-gucu-ihracat-oldu.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/buyumenin-en-buyuk-destekcisi-ve-itici-gucu-ihracat-oldu.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/buyumenin-en-buyuk-destekcisi-ve-itici-gucu-ihracat-oldu_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/03/buyumenin-en-buyuk-destekcisi-ve-itici-gucu-ihracat-oldu.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/buyumenin-en-buyuk-destekcisi-ve-itici-gucu-ihracat-oldu/3391/</link>
			<pubDate>Mon, 01 Mar 2021 17:36:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Uzaktan Çalışma Yetenekli Çalışanlar Ve Şirketler İçin Verimli Oldu</title>
			<description><![CDATA[Citrix tarafından gerçekleştirilen yeni bir araştırma, uzaktan çalışmanın kalıcı olduğunu teyit eden sonuçları ortaya koydu. Tüm katılımcıların %82'si, uzaktan çalışmanın pandemi sonrasında daha yaygın olacağını kabul ediyor. Araştırma, uzaktan ve esnek çalışma seçeneklerinin yetenekli çalışanları cezbetmek ve elde tutmak için anahtar rolü oynadığını gösteriyor. 
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Katılımcıların %55'i, işletmelerin esnek çalışma seçenekleri sunmamaları durumunda yetenekli çalışanları ellerinden kaçıracaklarını ve %45'i, iş değiştirecek olsaydı, yalnızca esnek ve uzaktan çalışma seçenekleri sunan bir pozisyonu kabul edeceğini söylüyor. Tüm katılımcıların yarısından fazlası (%53), bir adım daha ileri giderek uzaktan çalışma politikalarının devlet tarafından düzenlenmesini istiyor.

Şaşırtıcı biçimde, tüm katılımcıların yalnızca %21'i pandeminin çalışma yaşamları ve kariyerleri üzerinde olumsuz etkisi olduğunu hissediyor ve hatta %28'i, zaman yönetimi, esneklik ve genel performans bakımından olumlu etkisi olduğunu söylüyor. Buna ek olarak %41, işe gidip gelmek zorunda olmamasının ailesi ile daha fazla zaman geçirmesine (%17), bir hobi edinmesine (%12) veya daha fazla uyumasına (%15) olanak sağlayarak özel yaşamını olumlu etkilediğine inanıyor.

Buna bağlı olarak, katılımcıların yarısı (%52) pandemi sonrası için hem ofisten hem de uzaktan çalışabileceği bir hibrit modeli tercih ederken yalnızca %14'ü yeniden her gün ofise gitmek istiyor.

Şirket kültürünün çalışanların duygusal esenliğini daha iyi destekleyecek şekilde uyum sağlaması gerekiyor

Uzaktan çalışma sonucunda pek çok kişinin pratikte tecrübe ettiği avantajlara karşın, katılımcıların %36'sı akıl sağlığının son 12 ayda bozulduğunu hissediyor. Araştırma ayrıca, katılımcıların %89'unun zihinsel ve/veya fiziksel esenliği destekleyen bir şirket kültürünü aynı ölçüde önemli olarak gördüğünü gösteriyor ve işletmelerin şirket kültürünü artık çalışanların uzun vadede üretken biçimde çalışmaya devam etmesini sağlayacak bir çalışan deneyimi sunacak şekilde yeniden tanımlaması gerektiğine işaret ediyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/uzaktan-calisma-yetenekli-calisanlar-icin-ve-sirketler-icin-verimli-oldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/uzaktan-calisma-yetenekli-calisanlar-icin-ve-sirketler-icin-verimli-oldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/uzaktan-calisma-yetenekli-calisanlar-icin-ve-sirketler-icin-verimli-oldu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/uzaktan-calisma-yetenekli-calisanlar-icin-ve-sirketler-icin-verimli-oldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/uzaktan-calisma-yetenekli-calisanlar-ve-sirketler-icin-verimli-oldu/3388/</link>
			<pubDate>Fri, 26 Feb 2021 18:00:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>E-Ticaret Yeni Trendleri Belirliyor</title>
			<description><![CDATA[2015-2019 yılları arasında yüzde 35 büyüyen e-ticaret pazarında, 2020'de bir önceki yıla kıyasla yüzde 60'ın üzerinde bir artış olduğu öngörülüyor. Tüm bu gelişmelerin yeni bir bakış açısını zorunlu kıldığını söyleyen ekonomistler tüm süreçlerini tüketiciyi merkeze alarak, tüketici beklentisine göre şekillendiren firmaların fark yaratabileceklerini belirtiyorlar
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2015-2019 yılları arasında ortalama yüzde 35 büyüyen e-ticaret pazarının, 2020 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 60 seviyelerinde artış gösterdi. 2020'nin ilk yarısında 97 milyar TL olan e-ticaret cirosunun 2020 yılı sonu itibarıyla 220-230 miyar TL bandında gerçekleşmesi bekleniyor. E-ticaretin toplam ticaretin içindeki payının ise yüzde 20 bandına yaklaştığını öngörülüyor
 
Ticaretin genelini etkileme potansiyeli çok daha yükselen e-ticaret, artık ticaretin ta kendisi olurken, firmaların büyümesi için de büyük bir öneme kavuştu. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 64'ü kişi bir ürünü veya gayrimenkulü satın almadan önce o konuyla ilgili internetten araştırma yapıyor ve advertorial içeriklerle güçlendirilmiş haberler kararlı belirliyor

Türkiye'deki bireysel internet kullanımı yüzde 72,9 oranıyla “gelişmekte olan ülkeler” ortalamasının üzerinde yer alıyor. Online perakende satışta tüketicilerin yüzde 70'ten fazlası mobil kanalları kullanıyor
 
E-ticaret alışverişi yapanların sayısı 39,3 milyon

Türkiye'de e-ticaret kanalları üzerinden alışveriş yapan kişi sayısı ise 39,3 milyona ulaşmış durumda. Müşterilerin yüzde 71'i aradığı ürünleri daha ucuza bulduğunu düşünürken; yüzde 69'u internette daha fazla çeşit bulduğunu; yüzde 57'si daha hızlı alışveriş yaptığını ve yüzde 21'i aradığı ürünü yalnızca internette bulabildiğini söylüyor. Banka kartlarının e-ticarette kullanımı her yıl yüzde 10 oranında artıyor
 
E-ticaret ticaretin ta kendisi haline geliyor

Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte hız, verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramlarının oldukça önem kazandığını belirten uzmanlar, ekonomik kriz ortamının mutlaka bir kazananı oluyor. ETBİS verilerine göre 2019 yılının başında yüzde 8,1 olan toplam ticaret içindeki e-ticaret payı, 2020 yılının ilk yarısında yüzde 17,3'leri gördü. Bu oranın 2020 yılının sonunda yüzde 20'lere yaklaştığını öngörüyor. Dolayısıyla e-ticaret her geçen gün ticaretin ta kendisi haline geliyor ve küresel ticarette tarihin en önemli dönüşümü yaşanıyor. Bu dönüşüme uyum sağlamak ürün ya da hizmeti satmakla sınırlı bir anlayıştan uzaklaşıp; üreticiler, markalar ve tüketiciler arasındaki ilişkiye ve beklentiye uygun bir hizmet yaklaşımını benimsemekten geçiyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/e-ticaret-yeni-trendleri-belirliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/e-ticaret-yeni-trendleri-belirliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/e-ticaret-yeni-trendleri-belirliyor_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/e-ticaret-yeni-trendleri-belirliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/e-ticaret-yeni-trendleri-belirliyor/3372/</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2021 10:50:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Şirketler Nakit Akışını Doğru Yönetebilmeli</title>
			<description><![CDATA[Son yıllarda ekonomik anlamda durağan seyreden global piyasalar, COVID-19 pandemisinin etkisiyle belirgin bir kriz dönemine girdi. İnsan odaklı bir global krizin ortaya çıkması, üretimde ve tüketimde ucu insana dayanan tüm sektörleri derinden etkiledi. Değişen dinamikler ve teknolojinin ön plana çıktığı bu dönemde, bu durumu avantaja çeviren sektörler de mevcut
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ekonomiyi ayakta tutan ve istihdam sağlayan firmalar, bu dönemi atlatmak için kriz masaları kurarak stratejilerini güncellediler. Değişen dünyanın yeni düzeninde yerlerini sağlamlaştırmak ve yeni atılımlar yapmak için büyük enerji sarf etmeye devam ediyorlar

Şirketlerin sürdürülebilirliğini sağlaması ve bu dönemi pozitif bir ivme ile atlatması için akılcı, profesyonel bir bakış açısına ihtiyaçları olduğunu belirten Dinamo Danışmanlık Kurucu Ortağı, Kamu Özel Ortaklığı (PPP) ve Proje Finansmanı Uzmanı Fatih Kuran, “Kriz dönemlerinde şirketlerin ilk önceliği mevcudiyetlerini devam ettirmek ve şirketin krizden yara almadan çıkmasını sağlamak olmalıdır. Krizi sağ salim atlatabilmenin sırrı iyi bir nakit akış yönetiminden geçer. Şirket satışları ve karlılıkları düşse de zaman için de kendini toparlayabilir. Oysa nakit akışının eksiye düşmesi bir şirketin edimlerini yerine getirememesi anlamına gelir. Başlangıçta önemli itibar kayıplarına neden olur ve bu durumun devam etmesi şirketleri iflasa kadar sürükleyebilir.  Kriz döneminde şirketlere satışlarını arttırmaya yönelik tedbirler almalarını, müşteri portföylerini özellikle yurt dışına açılarak geliştirmelerini, maliyetlerini azaltmalarını, alacak ve stok yönetimine odaklanmalarını önerebiliriz. Ayrıca alacak ve borç yönetiminde paranın zaman değerini dikkate almaları ve kriz dönemlerinde tahsilat riskinin arttığının bilincinde olmaları da önemlidir. Tüm bunları doğru bir planlama ve doğru uygulama ile hayata geçirmeleri gerekmektedir.” dedi
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sirketler-nakit-akisini-dogru-yonetebilmeli.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sirketler-nakit-akisini-dogru-yonetebilmeli.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sirketler-nakit-akisini-dogru-yonetebilmeli_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sirketler-nakit-akisini-dogru-yonetebilmeli.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/sirketler-nakit-akisini-dogru-yonetebilmeli/3368/</link>
			<pubDate>Mon, 22 Feb 2021 18:07:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kadınların Tercihi Online Alışveriş Oldu</title>
			<description><![CDATA[Tüketicinin online alışverişe olan eğilimi Sevgililer Günü satışlarında da etkisini gösterdi. On binlerce e-ticaret sitesinin altyapı sağlayıcısı iyzico’nun veri analizi sonuçlarına göre Sevgililer Günü’nde kadınların sepet ortalamasında artış yaşandı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2021 Sevgililer Günü’nde erkeklerin sepet ortalaması 2020’ye göre %13 azalarak 235 TL olurken; kadınların sepet ortalaması %18 artarak 189 TL oldu. İşlem adedi olarak en fazla alışveriş yapılan saat ise 13.00-15.00 aralığı oldu

Debit kart kullanımında artış

Bu yıl sevgililer kredi kartı yerine banka kartı kullanmayı tercih etti. 2020 yılına göre işlem hacmi bazında kredi kartı kullanımı %5 azalırken, debit kart kullanımı %5 artış gösterdi.

Sepet tutarında artış

2020 yılında Sevgililer Günü’nde kredi kartlı işlemlerde 189 TL olan sepet tutarı, 2021’de 196 TL olurken; debit kartlı işlemlerde 85 TL olan sepet tutarı 90 TL’ye yükseldi. Sepet tutarı iki ve üzeri taksitli işlemler de iki kat artış gösterdi. 2020’de işlem hacminin %73’ü tek çekimdi. Bu yıl ise tek çekim alışverişte işlem hacmi %66’ya geriledi.

Çiftler mobil cihazları tercih etti

2020 Sevgililer Günü’nde %61’i mobil cihazlardan yapılan online alışveriş, bu yıl %65’e yükseldi. 2020’de mobil cihazlar ile yapılan alışverişte 106 TL olan ortalama sepet tutarı 2021’de 119 TL’ye ulaştı]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlarin-tercihi-online-alisveris-oldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlarin-tercihi-online-alisveris-oldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlarin-tercihi-online-alisveris-oldu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlarin-tercihi-online-alisveris-oldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/kadinlarin-tercihi-online-alisveris-oldu/3360/</link>
			<pubDate>Fri, 19 Feb 2021 19:57:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Sosyal Medya Ruh Sağlığımızı Olumsuz Etkiliyor</title>
			<description><![CDATA[Formteg Danışmanlık Merkezi narsisizm ve narsistik kişilik bozukluğu arasındaki farkları anlatarak, bağımlılık derecesinde sosyal medya kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini paylaştı. Merkezin analizine göre sosyal medya kullanımı kişilik bozukluklarına neden olurken, narsisizme yönelik ileri düzeyde yönelim sağlıyor
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, sosyal medyayı kullanan gençlerin, akranlarından daha fazla narsistik eğilimler gösterdiğini ortaya koymuştur.  Sosyal ağlar narsistik eğilimler yaratmaktadır. Bu platformlar teşhirci, dikkat çekme ve kendi kendini teşvik eden davranışlarda bulunmalarına imkân yarattığı için daha fazla narsist sosyal medyada aktif olacaktır. Çünkü narsistik karaktere sahip insanların başkalarından hayranlık duymalarına ihtiyaçları vardır. Sosyal medyadaki görkemli görünüşleri ile beğeniler, paylaşımlar veya yeni takipçiler elde etmek kolay olduğundan sosyal medyada onaylanmaktadırlar. Böylelikle onay ve kabul görme ihtiyaçları bir nevi giderilmektedir. Bu da normalden daha fazla paylaşım yapmalarına sebep olmaktadır. Ayrıca narsist özelliğe sahip kişiler diğerleriyle yüzeysel bağlantı kurmayı tercih ederler. Empati kurma ve karşıdakini dinleme konusunda iyi olmadıklarından dolayı da sosyal ağlar onlar için oldukça cazip hale gelir. Narsist eğilimleri olan insanlar resimlere çok önem verirler. Örneğin, fotoğraflarda pahalı, gösterişli giysiler giyme olasılıkları daha yüksektir ve genel görünümleri fotoğrafın öncesinde çok fazla hazırlık yapıldığını gösterir

Narsist bireyler başkalarını izlemeye dayanamıyor

Bulgular narsisizmi olan insanların daha çekici fotoğraflar yayınladığını, diğerlerinden daha fazla arkadaşı veya takipçisi olduğunu, genel olarak daha fazla gönderi oluşturduğunu ve daha çok kendini tanıtıcı gönderi oluşturduğunu ve sayfalarının ‘Hakkında’ bölümünde daha uzun açıklamalar yazdıklarını keşfetti. Her ne kadar daha çok paylaşım yaparak sosyal ağlarını aktif kullansalar da narsisizm ve sosyal medya kullanımı arasındaki ilişki güçlü değil. Yani narsist bireylerin daha sık paylaşımlar yapmaları akıllı telefonlarında diğerlerinden daha fazla zaman geçirdikleri anlamına gelmesin. Şaşırtıcı bir şekilde narsist bireylerin dokunmatik ekranlara diğerlerinden daha az bağımlı olduğu ortaya çıktı. Bunun nedeni ise başkalarının sosyal medyada ne yaptıklarını izlemek veya diğerleri tarafından paylaşılan yerlerde olamadıkları için bir şeyleri kaçırdıkları korkusunu yaşamak istememeleridir

Sosyal medya bağımlılığı düşük benlik saygısı ile ilintili

Araştırmalar, sosyal medya kullanımının, ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ve düşük benlik saygısı ile arasında yadsınamaz bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Sosyal medya platformlarının faydaları olsa da onları çok sık kullanmak insanları giderek daha mutsuz ve izole hissettirmektedir. Bu olumsuz duygusal tepkiler yalnızca bir şeyleri başkalarıyla paylaşmanın sosyal baskısı nedeniyle değil, aynı zamanda bu sitelerin teşvik ettiği maddi şeylerin ve yaşam tarzlarının karşılaştırılması nedeniyle de üretilir
Araştırmalar, genç yaşlardan itibaren sosyal medyayı sıklıkla kullanan ergenlerin sosyal etkileşim becerilerini ciddi şekilde azalttığını göstermiştir. Kullanıcıların bu platformlarda birbirleriyle etkileşime girmesine rağmen, birçoğu gerçek dünyada etkileşim kurmakta güçlük çekiyor. Araştırmalar, anket yapıldığında bu bireylerin gruplarda sosyal kaygıyı kötüleştirdiğini, daha yüksek depresyon oranlarını, olumsuz beden imajını ve başkalarına karşı empati ve şefkat düzeylerini düşürdüğünü bulmuştur

Sosyal medyada görünen mükemmel şekilde filtrelenmiş fotoğrafların sürekli paylaşılması genç yetişkinlerde düşük özgüvene ve yeme alışkanlıklarındaki bozulmalara neden olmaktadır. Pek çok genç, yaşıtlarının sosyal medyada yalnızca en iyi fotoğraflarını ve anlarını paylaştığını bilse de karşılaştırma yapmaktan kaçınmak oldukça zordur. Sosyal ağ siteleri aracılığıyla gerçekçi olmayan güzellik standartlarına sürekli maruz kalmak, gençlerin kendi vücutlarını nasıl algıladıklarını etkilemektedir. Pittsburg Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırma, sosyal medya uygulamalarında gezinirken harcanan zaman ile olumsuz vücut imajı arasında bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, sosyal medyada daha fazla zaman geçirenler, daha az zaman harcayan akranlarına kıyasla 2 kat daha fazla yeme ve beden imajı endişeleri taşıyor. Dolayısıyla, sosyal medyada beğeni kazanma ihtiyacı, anksiyete seviyelerini arttırmakta üstelik gençlerin görünüşlerini değiştirmelerine neden olmaktadır]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sosyal-medya-ruh-sagligimizi-olumsuz-etkiliyor.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sosyal-medya-ruh-sagligimizi-olumsuz-etkiliyor.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sosyal-medya-ruh-sagligimizi-olumsuz-etkiliyor_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/sosyal-medya-ruh-sagligimizi-olumsuz-etkiliyor.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/sosyal-medya-ruh-sagligimizi-olumsuz-etkiliyor/3345/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Feb 2021 16:38:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Koç Holding 2020 Yılında 183,8 Milyar TL Konsolide Ciro Elde Etti</title>
			<description><![CDATA[Koç Holding, 2020 yılında konsolide bazda toplam 183,8 milyar TL ciro elde ederken, 10,7 milyar TL kombine yatırım gerçekleştirdi. 2020 yılı sonuçlarını değerlendiren Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “Pandemi sürecinde çalışma arkadaşlarımızın, iş ortaklarımızın, bayilerimizin, tedarikçilerimizin ve ailelerinin sağlığı birinci önceliğimizdi. Aynı hassasiyetle, bu zor dönemde istihdamın korunmasını ve çalışma arkadaşlarımızın gelir kaybının önlenmesini de öncelik olarak kabul ettik’ dedi
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Belirsizliklere rağmen Koç Topluluğu’nun yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüğünü belirten Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, ”2020 yılında yaptığımız 10,7 milyar TL kombine yatırımla, toplam yatırımlarımız son 5 yılda 42 milyar TL’ye ulaştı. Arçelik, Güneydoğu Asya pazarının önemli oyuncusu Hitachi’nin beyaz eşya sektöründeki Japonya dışındaki tüm faaliyetlerinin bir şirket altında toplanması ve kurulacak şirketin yüzde 60’ının Arçelik tarafından satın alınması için ortaklık anlaşması imzaladı. Topluluğumuzun stratejik büyüme alanlarından biri olarak belirlediğimiz ve daha öncesinde yatırımlara başladığımız bu bölgede, Hitachi gibi güçlü bir oyuncu ile kurduğumuz iş birliğinin Arçelik’in küresel büyüme yolculuğunu hızlandıracağını düşünüyoruz. Öte yandan Aygaz, Bangladeş yatırımında süreci tamamlayarak, dünya evsel LPG tüketiminde en büyük paya ve en hızlı büyüme trendine sahip olan Asya pazarına açıldı. Bangladeş pazarına yönelik olarak LPG temini, dolumu ve dağıtımı konularında faaliyette bulunmak üzere, ülkenin en köklü şirketlerinden United Enterprises & Co. Ltd. ile ortaklık sözleşmesi imzalanarak eşit yönetim esaslarına dayalı bir Ortak Girişim Şirketi kuruldu” dedi.

Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, otomotiv sanayinin dönüşümüne öncülük edecek olan elektrikli araç yatırımına Ford Otosan ile başladıklarını da vurgularken, “Dünyanın en çok tercih edilen ticari araç modeli Transit’in ilk tam elektrikli versiyonunu Gölcük fabrikamızda üretme sorumluluğunu üstlendik. Ford Avrupa'nın en büyük ticari araç üretim merkezi olan Kocaeli fabrikalarımızda Ford Otosan mühendisliği ile batarya montaj yatırımımızı da hayata geçireceğiz” dedi.  Böylelikle Türkiye’nin ilk ve tek entegre elektrikli araç üretim tesisi olma yolunda önemli bir adım atıldığına dikkat çeken Çakıroğlu, “Bu yatırım sadece Ford Otosan için değil, ülkemiz için de önemli bir kazanım olup, sanayimize uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlayacak” dedi.

Levent Çakıroğlu: “Topluluk şirketlerimiz faaliyet gösterdikleri sektörlerde fark yaratan çalışmalar hayata geçirmeye ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlamaya devam etti.”

“Pandeminin tüm zorluklarına karşın Topluluk şirketlerimiz faaliyet gösterdikleri sektörlerde fark yaratan çalışmalar hayata geçirmeye ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlamaya devam etti” diyen Levent Çakıroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Tofaş çatısı altındaki Fiat markası, 2019 yılında elde ettiği pazar liderliğini 2020 yılında devam ettirdi. Tofaş, otomotiv sanayii toplam hafif araç üretiminin yüzde 19’unu gerçekleştirdi. 14 yıldır kesintisiz şekilde sektörün lider üreticisi olan TürkTraktör tarım sektörüne destek vermeyi sürdürdü. Türkiye traktör üretiminin yüzde 68’ini ve ihracatının yüzde 86’sını tek başına gerçekleştirdi. Otokar ise 2020 yılında ciro bazında yüzde 20 büyüdü. Şirket, faaliyet gösterdiği segmentlerde üst üste 12’nci kez Türkiye’nin en çok tercih edilen otobüs markası oldu. Ar-Ge çalışmaları kapsamında da bir ilki gerçekleştirerek, Covid-19’un bulaşma riskini azaltan ‘Güvenli Otobüs’ü geliştirdi. Savunma sanayii alanında iki yeni ihracat siparişi aldı.”

Levent Çakıroğlu, Türkiye’nin en büyük rafinaj kapasitesine sahip olan Tüpraş’ın 2020 yılında 800 milyon TL’nin üzerinde yatırım yaptığını ve yurt içi akaryakıt talebini her şart altında karşılamaya devam ettiğini vurguladı. Ayrıca entegre ve öncü bir enerji piyasası oyuncusu olmayı hedefleyen Entek ile de, kaynak çeşitliliğine ve yenilenebilir enerji yatırımlarına öncelik verdiklerine dikkat çekti.  

Finans sektöründeki gelişmeleri de değerlendiren Çakıroğlu, “Yapı Kredi, ekonomiye verdiği kesintisiz desteği sürdürerek 2020 yılında 382,7 milyar liralık kaynak sağladı. Bu yılın başında da, uluslararası piyasalardan 500 milyon ABD doları tutarında sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi. Dünyanın dört bir yanından, 200’den fazla yatırımcının katıldığı bu işleme, ihraç tutarının 6 katından fazla talep geldi. Bu, ülkemiz ekonomisine ve bankamıza duyulan güvenin bir göstergesi” diye konuştu.

Levent Çakıroğlu: “Topluluğumuzun geleceğini içinde yaşadığımız toplumun ve dünyanın geleceğinden ayrı düşünemeyiz.”

2020 yılında çevresel, toplumsal ve kurumsal yönetim konularının Koç Topluluğu’nun ajandasının üst sıralarında yer aldığına  dikkat çeken Levent Çakıroğlu, “Sürdürülebilir büyüme yaklaşımımız ‘Geleceğe.Birlikte’ ile vurguladığımız gibi Topluluğumuzun geleceğini içinde yaşadığımız toplumun ve dünyanın geleceğinden ayrı düşünemeyiz. Bugün tüm paydaşlar, şirketlerden uzun vadeli bakış açısıyla sürdürülebilirlik önceliklerini, stratejilerini, risk ve fırsatlarını belirlemelerini bekliyor. Koç Topluluğu olarak, iklim krizine ilişkin dünyadaki gelişmeleri takip ediyoruz. Bu çerçevede, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın en iyi şekilde hayata geçirilebilmesi için özel sektörün rolünü tanımlamak üzere Dünya Ekonomik Forumu bünyesinde oluşturulan CEO Eylem Grubu’nda Türkiye’yi temsil ediyoruz. Bu kapsamda küresel yeşil toparlanma için gerekli yol haritasının oluşturulmasına Koç Topluluğu olarak katkı sunacağımızı taahhüt ediyoruz. Özellikle AB üyesi olmayan ülkelerdeki şirketlerin fonlama mekanizmalarından yararlanması ve sürdürülebilirlik performansının değerlendirmede dikkate alınmasına yönelik önerilerimizin, yayınlanan ortak bildiride yer almasından memnuniyet duyuyoruz” dedi]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/koc-holding-2020-yilinda-183-8-milyar-tl-konsolide-ciro-elde-etti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/koc-holding-2020-yilinda-183-8-milyar-tl-konsolide-ciro-elde-etti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/koc-holding-2020-yilinda-183-8-milyar-tl-konsolide-ciro-elde-etti_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/koc-holding-2020-yilinda-183-8-milyar-tl-konsolide-ciro-elde-etti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/koc-holding-2020-yilinda-183-8-milyar-tl-konsolide-ciro-elde-etti/3337/</link>
			<pubDate>Mon, 15 Feb 2021 20:31:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Tasarruf Etmeyi Planlayanların Oranı Yüzde 39,5’e Yükseldi</title>
			<description><![CDATA[ING Türkiye tarafından gerçekleştirilen Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’na göre, yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların oranında yükseliş eğilimi devam etti. Yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların oranı yüzde 39,5’e ulaşarak 2014 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek seviyeye geldi. ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Ozan Kırmızı, “Küresel pandeminin belirsizlikleri tasarrufa yönelimi artırırken, ING Türkiye olarak, müşterilerimize tasarruf ederken kazanç sağlayabilecekleri ürün, hizmet ve yatırım araçları sunarak onların tasarruf eğilimlerini destekliyoruz” dedi
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ING Türkiye, kentsel yerleşim bölgelerinde yaşayan yetişkin bireylerin tasarruf eğilimlerini izlemek amacıyla 2011 yılından bu yana IPSOS iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın (TTEA) 2020 yılı dördüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı. Türkiye’nin lider tasarruf bankası olma vizyonuyla faaliyet gösteren ING Türkiye’nin araştırmasına göre, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 37,5 olan yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların oranı, dördüncü çeyrekte 2014’ten bu yana en yüksek seviyesine çıkarak yüzde 39,5’e ulaştı. Tasarruf sahibi olanlar içerisinde düzenli tasarruf yapanların oranı bir önceki çeyrek ile benzer seviyede gerçekleşti. Düzenli tasarruf yapmayanlar arasında son 3 ay içerisinde tasarruf yapmış olanların oranı üçüncü çeyreğe göre 7 puan artarak yüzde 46'ya; gelecek 3 ay içerisinde tasarruf yapmayı planlayanların oranı ise 5 puan artarak yüzde 48'e çıktı

Üçüncü çeyrekte hem çocuklu hem çocuksuz bireylerde artan tasarruf sahipliği, genel tasarruf sahipliği oranını yüzde 20,2’ye taşımıştı. 2020 yılının son çeyreğinde ise çocuklu bireylerin tasarruf sahipliğinde gözlenen düşüş nedeniyle, genel tasarruf sahipliği oranı da yüzde 18 seviyesine geldi. Tasarruf sahipliğine yaş grupları açısından bakıldığında, 25-34 yaş grubundaki tasarruf sahipliği 7 puanlık bir düşüşle yüzde 24’e gerilerken; 18-24 yaş grubundaki tasarruf sahipliği 6 puan artış göstererek yüzde 26’ya yükseldi.

Tasarruf yapma gerekçeleri arasında "geleceğe yatırım" yükselişte

Tasarruf yapma gerekçeleri arasında geleceğe yatırım unsuru 7 puan yükselişle yüzde 50'ye ulaşarak ilk sıradaki yerini koruyor. Diğer unsurlar arasında 5 puanlık düşüşle yüzde 23'e gerileyen “çocuklarım için” unsurunda dikkat çekici bir değişim gözleniyor

Tasarruf araçları tercihinde sistem içi altın ve BES 2020’yi artış trendi ile kapattı

Son çeyrekte en çok tercih edilen tasarruf aracı yüzde 25 ile bireysel emeklilik fonları olurken, 2018 yılında başlayan yükselişini sürdüren sistem içi altın yüzde 18 pay ile en çok tercih edilen tasarruf araçlarından biri oldu. En çok tercih edilen tasarruf araçlarından bir diğeri de son çeyrekte meydana gelen 5 puanlık kayba rağmen yüzde 20 ile yastık altı altın ve nakit oldu]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/tasarruf-etmeyi-planlayanlarin-orani-yuzde-39-5-e-yukseldi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/tasarruf-etmeyi-planlayanlarin-orani-yuzde-39-5-e-yukseldi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/tasarruf-etmeyi-planlayanlarin-orani-yuzde-39-5-e-yukseldi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/tasarruf-etmeyi-planlayanlarin-orani-yuzde-39-5-e-yukseldi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/tasarruf-etmeyi-planlayanlarin-orani-yuzde-39-5-e-yukseldi/3326/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 18:15:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İhracatçılar Döviz Kurunun Düşmesinden Rahatsız</title>
			<description><![CDATA[Kasım ayında 8,58 seviyesinde olan dolar kuru 3 aylık süreçte yüzde 18’lik erimeyle 7,03 seviyesine geriledi. Egeli ihracatçılar ihracatı destekleyen döviz kuru istediklerini dile getirerek, Merkez Bankası ve hükümete de seslendi
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya mal ticaretinde yüzde 8-9 artış öngörüleri olduğundan bahseden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı arttırmak ve hedeflere ulaşmak için uygun bir iklim olduğunu söyledi

“Türk ihracatçılarında da ihracatını arttıracak azim ve kararlılık mevcut. İhracat hedeflerine ulaşmak için Ar-Ge, Tasarım, Dijitalleşme, İnovasyon, Lojistik, sanal fuarlar ve ticaret heyetleri yoğunlaştığımız konular. Daha az karbon izi bırakarak yeşil ekonomiye uyumlu sürdürülebilir üretimle ihracat hedeflerine ulaşmayı hedefliyoruz. Bu hedeflerimize ulaşmada önemli parametrelerden birisi de döviz kurları. Türk ihracatçısı olarak, öngörülebilir bantta dalgalanan bir döviz kuru beklentimiz var. Herkesi empati yapmaya davet ediyoruz. Kasım ayında dolar kuru 8,58 iken sipariş almış yüklemesini yapmış ihracatçının ödemesinin bugünlerde 7,03’ten geldiğini düşünün. Enflasyonun zirve yaptığı günümüzde; İhracatçımız hammadde ihtiyacını nasıl karşılayacak, Asgari ücretin yüzde 22 arttığı süreçte çalışanlarının ücretlerini nasıl ödeyecek, Hemen hemen her ay zamlanan elektrik, doğal gaz ve diğer giderlerini nasıl ödeyecek.”

Kalıcı fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın asli görevidir

Eskinazi, “1 doların 7.35 TL’nin, 1 Avro’nun 9 TL’nin altına düşmesi Türk ihracatçısına zarar ettirir. Bugünlerdeki döviz kurları devam ettiği takdirde 2021 yılındaki 184 milyar dolar ihracat hedefimizin gerçekleşmesi imkânsız hale gelir, sayıları 100 bine ulaşan ihracatçılarımızdan bir bölümünün ticari faaliyetinin sona ermesine yol açabilir. Bunu hiçbirimiz arzu etmeyiz. İhracatçılarımızın rekabetçi olacağı bir döviz kurunu sağlayacak tek kurumda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Kalıcı fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın en önemli, asli görevidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da döviz rezervleri ortada. Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini toparlayabileceği uygun bir ortam var. Merkez Bankası, açacağı ihalelerle dolar kurunu 7,35’in üzerine taşıyabilir. Bu durum, Türk ihracatçısına da nefes aldıracaktır. Merkez Bankası yönetiminin bu süreçte Türk ihracatçılarıyla bir araya gelmesini ve ihracatçıların sesine kulak vermesini bekliyoruz.” diye konuştu

Türk ihracatçısının yaptığı 169,5 milyar dolar ihracatı büyük başarı

Türkiye’nin dünya ihracatından 2019 yılında yüzde 0.96’lık pay alarak en yüksek seviyeye ulaştığını anlatan Jak Eskinazi, yüzde 1,5 pay alma hedefine ulaşmanın en önemli enstrümanlarından birisinin ihracatın rekabetçiliğini koruyacak döviz kuru olduğunu açıkladı

“ “Dövizin yükseldiği dönemlerde Türkiye’nin ihracatı artmadı. Dolayısıyla döviz, ihracatçılarımızın rekabetçiliğinde çok önemli bir unsur değil” şeklinde değerlendirmeleri okuduk. İhracatın sürdürülebilir olması ile ilgili pek çok parametre var. En güncel yaşadığımız konulardan bir tanesi pandemi biliyorsunuz yerli ürün tüketimine yönelişi arttırdı. 2020 yılında dünya mal ticareti yüzde 7 daraldı. En önemlisi tüketim azaldı. Dünya genelinde koruma önlemleri hat safhaya ulaştı. Gümrük vergileri arttırıldı. İthalat zorlaştırıldı. Bu ortamda Türk ihracatçısının yaptığı 169,5 milyar dolar ihracatı büyük başarı olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu ihracatın artması içinde ihracatçımızı desteklememiz ve yüreklendirmemiz gerekiyor. 2020 yılında Ticaret Bakanlığımız ihracatımızın artması için mevcut desteklere ilave olarak; sanal fuarlar, sanal ticaret heyetleri, e-ticaret sitelerine üyelik, yurtdışında lojistik merkezlerinin desteklenmesi başta olmak üzere pek çok desteği hayata geçirdi.”

  ‘Kararsız kur’ ihracatçımızın doğru fiyat vermesine engel oluyor

2020 yılında döviz kurlarının ihracatı olumsuz etkilemez, hatta destekler bir pozisyonda olduğunun altını çizen Eskinazi, “Bizim beklentimiz istikrarlı bir döviz kuru.” diyerek sözlerini şöyle tamamladı:

“Döviz kurlarının aşırı dalgalandığı süreçte, ‘kararsız kur’ ihracatçımızın doğru fiyat vermesine engel oluyor. Türkiye’nin ihracatında markalı ürünlerin payı az olduğu için ihraç ürünlerinin fiyat hareketlerinden çok daha sert etkileniyor. Dolar kurunun son aylarda Türk Lirası karşısında yaşadığı değer kaybı rakip ülkelerin hiçbirinde yaşanmadı. Türkiye kredi borçlanma maliyetlerini artıran risk primi CDS’in çok daha üzerinde borçlanıyor. Türkiye, borçlanırken çok daha cesur hareket etmeli. Bu sayede döviz kurlarındaki dalgalanma bu denli büyük olmayacaktır. Türk ihracatçısı üretimde verimliliğini arttırıyor, sürdürülebilirlik, tasarım, inovasyon, A-Ge ve dijitalleşme başta olmak üzere dünyadaki gelişmelere ve değişime göre dönüşüyor. Toplum içinde de bu değişim ve dönüşüme en hızlı uyum sağlayan gruplardan biri olduğumuza inanıyoruz. Ülkeye bir dolar bile döviz kazandıran tüm ihracatçılarımızın faaliyetlerini sürdürebileceği bir ekonomik sistemi hak ettiklerine ve hükümetimizin kısa sürede adımlar atacağına inanıyoruz.”

Kaya: Yeni yatırım yapmayı düşünen firmalarımız yatırımlarını askıya aldı

İhracatçının yüksek faizle finansman sıkıntısı çektiğini, döviz kurlarındaki düşüş nedeniyle toplam gelirlerde azalma yaşandığını açıklayan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya şunları söyledi:

“İhracatçı bırakın kar etmeyi, sermayesinden harcıyor. Kurdaki istikrarsızlık devam ederse 2000’li yıllardaki gibi yüksek faiz düşük kur kısır döngüsüne girilir. Finansal istikrarı kaybettiğimiz an arkasından gelen etkileri gidermek uzun zaman alıyor. Bu olursa ihracat hedefimiz tutmaz. Merkez Bankası’nın ivedilikle döviz rezervlerini güçlendirmesi gerekiyor. Madencilik sektörü pandemi döneminde talep nazlıydı, ithalatçıların fiyat kırma taleplerine maden ihracatçılarımız döviz kurları elverdiği ölçüde cevap verdiler. Bugün döviz düşüp, maliyetler artınca pek çok maden ihracatçımız yüzde 15-20 zararına yükleme yapıyor. Bunun sürdürülebilir olması mümkün değil, altın yumurtlayan tavukların hayatını devam ettirebileceği bir döviz kuru bekliyoruz. Kurlardaki düşüşe ek olarak işçilik maliyetleri de artınca madencilik sektöründe firmalarımızın sermayeleri tükenmeye başladı. Bu sebeple de yeni yatırım yapmayı düşünen firmalarımız yatırımlarını askıya aldı.”

 Celep: İhracat fiyatlarını tutturma ve devam ettirmede zorlanır hale geldik

Kuru meyve sektörünün, ülke genelinde tamamına yakınının yerli girdilere dayalı olarak üretim yaparak net döviz kazandıran bir sektör olduğundan bahseden Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep şöyle devam etti:

“Yıllık ihracat hacmimiz 1.4 milyar dolar. Ağustos-Eylül aylarındaki sezon başlangıcında, o günkü mevcut hammadde fiyatlarını ve kur seviyelerini baz alarak ve döviz kurunda en fazla %3-5 düzeylerinde oynama olacağı varsayımı ile uzun vadeli ihracat bağlantılarını yaptık. Ancak, son aylarda 8.3’lerden 7.03’lere, %15’e varan oranda gerileyen dolar kuru sektörümüzün ihracatının sürdürülebilirliği noktasında firmalarımızı önemli ölçüde zorlar hale geldi.  Rakip üretici ülkelerin, örneğin kuru üzümde rakibimiz olan G. Afrika, Şili, Arjantin, Avustralya gibi ülkelerin para birimlerinde, TL’de olduğu kadar bir değerlenme yaşanmaması, rakip ülke ihracatçıları açısından bir avantaj haline gelirken, biz daha önceden verdiğimiz ihracat fiyatlarını tutturma ve devam ettirme noktasında zorlanır hale geldik. İthalatçı firmalara, sezon ortasında fiyat artışı dayatması da mümkün olamamaktadır. Bunun sonucunda TL’de devam eden gerileme firmalarımızda kur kaynaklı zarar riskini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle, döviz kur seviyesinin ekonomik gelişmemizin ve kalkınmamızın temel kaynakları arasında yer alan ve pandemi döneminde önemi daha da ortaya çıkan ihracatın sürdürülebilirdiği dikkate alınarak takibi yönünde bir politika izlenmesini bekliyoruz.”

Ertan: Hammadde fiyatının artması çok ciddi maliyet sorunu doğuruyor

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanımız Yalçın Ertan, demir çelik sektöründe Türkiye’nin hammadde açısından zengin bir ülke olmaması sebebiyle, demir cevheri, hurda, kömür gibi girdilerin büyük bir kısmının ithal edildiğine değindi.

“Hammadde fiyatının artması çok ciddi maliyet sorunu doğuruyor.  Örneğin 15 Kasım-15 Ocak tarihleri arasında demir çelik sektöründe kullanılan hammadde fiyatları %50’den fazla artış gösterdi. Tüketimin yaklaşık 2/3 ünü ithal ettiğimiz Hurda fiyatı ise USD 270.-/MT başlayıp USD 480.-/MT seviyelerine kadar artarak neredeyse Kasım ayındaki mamul fiyatlarına yaklaştı. Yaşadığımız maliyet artışları toplam maliyetimize doğrudan etki yapıyor. Dolayısıyla böyle dönemlerde sürdürülebilir gelişim ve kârlılık oldukça olumsuz etkileniyor. Bizim sektörümüzde genellikle (hammadde tedariki ve mamul ihraç satışları) 3 aylık süreçte gerçekleşecek kontratlarla yapılır; satışlarımızı da buna göre yaparız. Hem dolar bazında yüksek fiyatla hem de yüksek kurla ithal edip üretime soktuğumuz ve kontratını yaptığımız hammaddeden elde ettiğimiz ürünleri şimdi daha düşük kur ile satmak durumunda kalmaktayız. Kurlardaki ani değişiklik ve faizdeki artış bilhassa  İç piyasadaki talebi etkiliyor, ve başta inşaat sektörü olmak üzere birçok sektörde talep ve alımların ertelenmesine sebep olmaktadır.”

Zandar: Kur bizi 2020 yılında ayakta tutan tek faktördü

 Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, “Deri sektörü pandemi döneminde en fazla zarar gören sektörlerden biriydi. Yüzde 30’a yakın hatta dünya deri ihracatında yüzde 25’e yakın düşüş var. 640’a yakın deri ihracatı yapan firma vardı 580’e düşmüş sayı. Kayıpları vermeye başladık. Sipariş kaybından ötürü ihracatı bırakmışlar. Kur zaten bizi 2020 yılında ayakta tutan tek faktördü. Enflasyon ve harcamalardaki artışlara baktığınızda zarar etmememizi sağladı. Kur artmamış olsaydı bizde kapatmış olurduk. Şu anki durum motivasyonumuzu kıracak. Zaten azalan ihracat hevesi daha da kaybolacaktır. Öngörülen rakamların ihracat hedeflerini tutturmada faydası olacaktır.” dedi.

Sertbaş: Gelirlerimizi hesaplamakta zorlanıyoruz

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanımız Burak Sertbaş, “İhracatçı firmaların bilançolarının yabancı para ağırlığında olması nedeniyle, kurların düşmesi doğru orantılı olarak satış rakamlarımızı azalmakta, ancak sabit gider dediğimiz enerji giderleri ve işçilik giderlerini artırmaktadır. 2020 yılında pandemiye rağmen sadece imalat aşamasındaki istihdamımızı 10 bin artırarak 602 bin kişiye yükselttik. Yeni yılda da sektör olarak ülkemiz istihdamına katkı sağlamak istiyoruz. Artan işçilik ve enerji maliyetlerimize ilave olarak öngörülebilir olmaktan uzak döviz kurları nedeniyle gelirlerimizi hesaplamakta zorlanıyoruz. Pek çok firmamız pandeminin getirdiği zorlukların yanında 2021 yılında ciddi maliyet artışlarına da katlanmak durumda kalıyor. Bu şartlar altında 2020 yılında istihdama yaptığımız katkıyı tekrarlamamızın zor olacağını düşünüyorum.” dedi.

Terci: Kur devamlı artan yada azalan bir trendden ziyade rekabet edici bir seviyede kalmalı

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Terci, “2020 yılında pandemiye rağmen ihracatta güzel bir ivme kazandık ve yılı % 14 artışla 505 milyon dolar olarak kapattık. Bu ihracat artışının sürdürülebilir olması ve üyelerimizin ileriye dönük uzun vadeli planlama yapabilmeleri için döviz kurunun istkrarlı seyretmesi, büyük ve beklenmeyen ani değişikliklerin olmaması önemli. Kurun devamlı artan yada azalan bir trendden ziyade rekabet edici bir seviyede kalmasıdır. Merkez Bankamızın bu konuda bir çalışma yapmasıdır. Aksi halde büyük gayretlerle edinilen pazarlarda büyük zorluklar yaşanıyor ve kaybedilmesi riski ortaya çıkıyor.” diye konuştu.  

 Yağcı: Bu koşullarda ihracatçının kazanması mümkün olmaz

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Cahit Doğan Yağcı, “İhracat girdilerinin yüksek olduğu yüksek kurlarla ithalatı yapılmış hammaddenin nasıl kayıplara yol açacağını tahmin ediyoruz. Merkez Bankası’nın özerkliği çok önemli. Kurdaki yükselmenin birazda nedeni; siyasi müdahalelerin yapılması sonucunda ani hareketlerdi. Yüzde 18 yüzde 20 civarında kayıp söz konusu. İhracatçı sürekli olarak ithalatçısının kurlar yükseldiği zaman düşüş baskısı altında. Artı birde yüzde 20 oranında değer kaybı olduğu takdirde ihracatçının kazanması mümkün olmuyor. İhracatın üretici açısından çok önemli bir özelliği var. Paranızı kısa sürede ve ne zaman aldığınızı bildiğiniz için nakit akışını dengeliyorsunuz. Nakit akışı bir işletme için olmazsa olmazdır. İç piyasayı fonlayabiliyorsunuz.” dedi

Er: Zeytinyağı ihracatçımız, ürünü ihraç edemez duruma geldi

Döviz kurlarında yaşanan yüzde 15’i bulan düşüşün sezon başında anlaşmalarını yapan ihracatçı firmaları zor duruma soktuğunu anlatan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er, “Özellikle iklim değişikliği nedeniyle rekoltenin de düşmesi sebebiyle zeytinyağı ihracatçımız, ürünü ihraç edemez duruma geldi. 1-31 Ocak arası 1 aylık ihracat rakamlarına baktığımızda zeytinyağı ihracatımızın tutar bazında %61 azaldığını görmekteyiz. Bizim sektör olarak beklentimiz döviz kurlarındaki sert iniş ve çıkışların önlenerek, kurda istikrar sağlanmasıdır. Tarım sektöründe gübre ve ilaçlama gibi tarımsal girdi maliyetlerinde yaşanan artış nedeniyle, 7,5 TL altındaki dolar kuru rekabetçi olmamaktadır. Bu nedenle dolar kurunda en az 7,5 TL düzeyinde bir kur beklentimiz bulunmaktadır.” dedi.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ihracatcilar-doviz-kurunun-dusmesinden-rahatsiz.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ihracatcilar-doviz-kurunun-dusmesinden-rahatsiz.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ihracatcilar-doviz-kurunun-dusmesinden-rahatsiz_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ihracatcilar-doviz-kurunun-dusmesinden-rahatsiz.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/ihracatcilar-doviz-kurunun-dusmesinden-rahatsiz/3325/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 18:06:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kadınlar Kozmetiğe, Erkekler Yemeğe Harcadı </title>
			<description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu’nun “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması” verilerine göre, erkeklerin yüzde 54’ü kadınların ise yüzde 68’i giyim alışverişi yaptı. Raporda kadınların giyimden sonra en çok kozmetik, erkeklerin yemek kategorilerinde harcama yapması dikkat çekti]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TÜİK tarafından hazırlanan raporda internet üzerinden en fazla sipariş verilen ürün gruplarının cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerin yüzde 54,2 ile giyim, ayakkabı ve aksesuar, yüzde 24,1 ile online yemek siparişi ve yüzde 22,5 ile basılı kitap, dergi, gazete satın aldığı gözlemlendi. Kadınların ise yüzde 68,5 ile giyim, ayakkabı ve aksesuar, yüzde 31,5 ile kozmetik, güzellik ve sağlık ürünleri ve yüzde 30,2 ile basılı kitap, dergi, gazete almayı tercih edildiği görüldü

Şirketler hedef kitlelerine dijital pazarlamayla ulaştı

Tüketicilerin satın alma kararlarında dijital pazarlamanın kritik etkisi olduğunu belirten EG Bilişim Teknolojileri, “Şirketler, artan farkındalıkla birlikte artık hedef kitlelerine daha kolay ulaşmak için dijital pazarlamanın analiz, ölçümleme ve yol haritası belirleme avantajlarından faydalanıyorlar. Dijital pazarlama sayesinde satın alma süreçleri analiz edilen tüketicilere ulaşmak, doğru hizmeti doğru zamanda vermek şirketlere karlılık ve büyüme sağlıyor” açıklamasında bulundu

Online harcama yüzde 62 arttı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) araştırma raporuna göre, 2020 Aralık ayında internet üzerinden yapılan alışverişler yıl içindeki en yüksek değere ulaştı. Mart ayında internet üzerinden yapılan alışverişlerin aylık artışı yüzde 10 iken, Aralık ayında bu oran yüzde 62’ye çıktı. Söz konusu hızlı artışlar sonucu, online harcamaların toplam harcamalar içindeki payı Mart 2020’de yüzde 26 iken, Aralık’ta 9 puan artarak yüzde 35’e yükseldi]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlar-kozmetige-erkekler-yemege-harcadi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlar-kozmetige-erkekler-yemege-harcadi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlar-kozmetige-erkekler-yemege-harcadi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kadinlar-kozmetige-erkekler-yemege-harcadi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/kadinlar-kozmetige-erkekler-yemege-harcadi/3321/</link>
			<pubDate>Thu, 11 Feb 2021 20:46:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ülkelerin Ekonomisini Aşı Politikaları Belirleyecek</title>
			<description><![CDATA[Sağlık ekonomisi uzmanı ve MEF Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof Dr Onur Başer, “Gelişmiş ülkelerin sadece kendi vatandaşlarını aşılaması, kendi ülkelerindeki gelişmeyi yüzde 50’ye yakın azaltacak. Sadece salgının azalmasında değil, ekonomilerde de her ülke  güvende olmadan hiçbir ülke güvende olmayacak” dedi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Komisyonu ve Fransa ile birlikte ACT ("Access to COVID-19 Tools") ortaklığını kurduğunu belirten Başer, bu ortaklığın aşı üretimine odaklanan birimi olan COVAX’ın 2021 yılında dünya nüfusunun yüzde 20'sinin aşılanması için gerekli aşı üretimi ve dağıtımını hedeflediğini kaydetti. Başer, “COVAX, bu yıl içinde daha yoksul ülkelere 1,8 milyar doz vermeyi planlıyor ve yılın ikinci yarısında gelişmiş ülkeler ile yeni tedarik anlaşmaları gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu hedefe ulaşmak için 38 milyar dolar fona ihtiyaç var. Bu zamana kadar toplanan miktar ise sadece 11 milyar dolar. Yüksek gelirli ülkeler aşılamayı hızlandırırken, az gelişmiş ülkeler çok geride bırakılıyor” dedi

Gelişmekte olan ekonomilerin geride kalmasının gelişmiş ülkelerdeki ekonomik ürünlere talebi ve arzı azaltacağına dikkat çeken Başer, “Uluslararası Ticaret Odası verilerine göre, aşının eşitsiz dağılımının dünya ekonomisine 9.2 trilyon dolara mal olacak. Dünya ekonomisindeki büyümenin yüzde 4’ün altında kalabileceği bekleniyor” diye konuştu

Pandemide herkes güvende olmadan hiç kimsenin güvende olmayacağına işaret eden Başer, dünyadaki aşı eşitsizliğinin hem sosyal hem de ekonomik açıdan normale dönüşü geciktireceğini dile getirdi. Başer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelişmiş ülkelerin sadece kendi vatandaşlarını aşılaması, diğer kesimle ilgilenmemesi, kendi ülkelerindeki gelişmeyi de yüzde 50’ye yakın azaltacak. Sadece salgının azalmasında değil, ekonomilerde de her ülke güvende olmadan hiçbir ülke güvende olmayacak. Dünyada aşı ulaşımında eşitsizlik hem yayılımı azaltmayı hem de ekonomiyi canlandırmayı geciktiriyor.”

Yüksek gelirli ülkeler aşılamayı hızlandırırken, yoksul ülkelerin çok geride bırakıldığını aktaran Başer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda aşılanan kişi sayısının binde biri en yoksul 50 ülkede uygulanırken, yüzde 70’i en zengin 50 ülkede uygulandı. 27 milyon kişinin aşılandığı Amerika’da aşı olanların yüzde 70’i beyazlar olurken, sadece yüzde 5’i siyahi vatandaşlar, geri kalan kısmını ise  Latin Amerikalılar oluşturuyor.” Başer, İsrail’in vatandaşlarının yüzde 40’ını aşıladığını ancak Batı sınırında (West Bank) İsraillerle yaşayan ve uluslararası anlaşmalarla aynı şekilde aşılanması gereken 450 bin Filistinli’nin aşı olmayı beklediğini kaydetti]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ulkelerin-ekonomisini-asi-politikalari-belirleyecek.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ulkelerin-ekonomisini-asi-politikalari-belirleyecek.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ulkelerin-ekonomisini-asi-politikalari-belirleyecek_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/ulkelerin-ekonomisini-asi-politikalari-belirleyecek.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/ulkelerin-ekonomisini-asi-politikalari-belirleyecek/3309/</link>
			<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 19:03:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İş Dünyası Ceo Club’da 2021 Ajandasını Konuştu</title>
			<description><![CDATA[Capital ve Ekonomist dergilerinin öncülüğünde, Vodafone Business sponsorluğunda düzenlenen CEO Club Online Summit, dijitalleşmenin gücüyle iş dünyasının liderlerini bir araya getirmeye devam ediyor. Koronavirüs salgını nedeniyle online plaftforma taşınan CEO Club’da Türkiye’nin en büyük holdinglerinin CEO’ları 2020 yılı değerlendirmeleri ve 2021 beklentileri ele alındı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Capital ve Ekonomist Dergileri Yayın Direktörü  Sedef Seçkin Büyük’ün hoşgeldiniz konuşmasıyla başlayan CEO Club Online Summit’in açılış konuşmasını Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy gerçekleştirdi. Her alanda dijitalleşen bir dünyada yaşadığımızı söyleyen Aksoy, geleceğe yönelik öngörülerini ve Vodafone Türkiye olarak gelecek planlarını aktardı.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen  panelde ise Akkök Holding CEO’su Ahmet Dördüncü, Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, Anadolu Grubu CEO’su Hurşit Zorlu, Yıldız Holding CEO’su Mehmet Tütüncü ve Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, 2020 yılını değerlendirirken 2021 beklentilerini paylaştı.

Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şunları söyledi:

“Bugün artık, dijitalleşme işletmeler için çok daha önemli bir hale geldi. İşletmeler, yeni normale hızla uyum sağlayabilmek için dijital yatırımlarını 6 yıl öne çekti. IDC’nin tahminlerine göre, 2023’e kadar dijital dönüşüme küresel çapta 6,8 trilyon doların üzerinde yatırım yapılacak. Dijitalleşme, her sektörde olduğu gibi üretimde de ezberleri bozuyor. Tüm dünyada üretim sektörü dijital bir sıçramaya hazırlanıyor. Bu sıçramada en önemli rollerden birini 5G oynayacak. STL Partners’ın araştırmasına göre, 5G’nin sunacağı faydalar, global üretim sektöründe 2030 yılına kadar 740 milyar dolarlık bir değer yaratacak. Vodafone olarak, dünyada dijitalleşmenin lider markalarından biriyiz. Avrupa'nın en büyük mobil ve sabit ağ operatörü, dünyanın ise lider IoT sağlayıcısı konumundayız. Grubumuz, Avrupa’da 7 ülkede 5G şebekesini devreye aldı. Diğer yandan, 50'yi aşkın ülkede 100 milyondan fazla nesneye hayat veriyoruz. Bu güçlü global birikimi 15 yıldır Türkiye’ye de taşıyoruz. Hedefimiz, ülkemizin ihtiyacı olan dijital sıçramayı işletmelerle işbirliği içinde gerçekleştirmek. Her zaman yaptığımız gibi, önümüzdeki dönemde de global teknolojilerimizi yerel deneyimlerimizle harmanlayarak oluşturduğumuz, uçtan uca dijitalleşme sağlayan çözümlerimizle işletmelerin yanında olacağız. Her ölçekten işletmenin teknoloji ortağı olarak, dijitalleşme adımlarında onlarla beraber yürümeyi sürdüreceğiz.”
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/is-dunyasi-ceo-club-da-2021-ajandasini-konustu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/is-dunyasi-ceo-club-da-2021-ajandasini-konustu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/is-dunyasi-ceo-club-da-2021-ajandasini-konustu_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/is-dunyasi-ceo-club-da-2021-ajandasini-konustu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/is-dunyasi-ceo-club-da-2021-ajandasini-konustu/3307/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Feb 2021 17:56:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kutsal Amaçlarınız Zenginliğe Ulaştırabilir</title>
			<description><![CDATA[Evren titreşimler ve enerjiler üzerine kurulu. İnsanlar bu enerjileri doğru bir şekilde kullanıp bilinçaltını olumlu yönde programladığında ekonomik yönden zenginliğe ulaşması mümkün. Beyin frekansını Teta seviyesine düşürüp ileri düzeyde imgeleme yapıldığında hayatımıza istediğimiz şeyleri çekebiliyoruz. Uluslararası Thetahealing Eğitmeni İpek Senem Aydın bilinçatımızı yönetmekle ilgili merak edilenler konusunda değerlendirmeler yaptı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İş hayatında başarı elde edebilmek için enerjimizin yüksek tutulması gerekiyor. Öncelikle yapılması gereken bilinçaltımızda hayatımızı etkileyen blokajların tespit edilmesi ve daha sonra olumlu programların yüklenmesi gerekiyor
 
Herkesin hayatına bolluk ve mutluluğu kolaylıkla çekebileceğini belirten Thetahealing uzmanı İpek Senem Aydın, isteklerimizin ve amaçlarınızın gerçekleşebilmesi için topluma fayda yaratan kutsal amaçların olması gerektiğini belirtti ve her şeyin başladığı noktanın beynimizdeki bilinçaltı olduğunu söyledi

Bizler günlük hayatımızı ‘beta’ seviyesinde sürdürüyoruz. Derin meditasyona geçmek için öncelikle beyin frekansımızı ‘teta’ seviyesine düşürmeliyiz. Olumlamalar işte bu frekanstayken beynimize yükleniyor. İşin sırrı gerçekten oluyormuşçasına imgelemekten geçiyor. Teta frekansındayken çok güçlü bir enerji ortaya çıkıyor

Bilinçaltı, beyin frekansı teta seviyesindeyken programlanıyor ve ‘ben parayı kolaylıkla kazanabiliyorum’ ‘zengin olmak en doğal hakkım’ ‘ekonomi nasıl olursa olsun benim ekonomik kazancım ve gelirim her zaman iyidir’ algısı yükleniyor. Böylece bilinç; parayı nasıl kazanacağına yönelik çözümler üretmeye başlıyor

Tüm değişimler yaratan tarafından yapılır. Theta Healing tekniğiyle bilinçaltını güçlendirici etkiler oluşturulur ve kişi başarılarla motive olur

Konuşurken kullandığımız kelimelerin yüzde 30’u gerçekleşirken, düşündüğümüzde ve teta frekansına indiğimizde imgelediğimiz şeylerin yüzde 80'i gerçekleşiyor. Olumlu cümleler hayatımızın ana kodu olmalıdır. Her zaman olumlu düşünce üretmeliyiz

Eğer imgeledikleriniz size gelmiyorsa bilinçaltınızdaki blokajlar engel oluyor olabilir. Bunları ortadan kaldırmak gerekiyor

ThetaHealing: İnsanların sağlık, zenginlik veya sevgi hedeflerine ulaşmalarını engelleyen sınırlayıcı bilinçaltı inançlarını değiştirmelerine yardımcı olmak için tasarlanmış bir kendi kendine yardım yöntemidir]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kutsal-amaclariniz-sizi-ekonomik-olarak-zenginlige-ulastirabilir.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kutsal-amaclariniz-sizi-ekonomik-olarak-zenginlige-ulastirabilir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kutsal-amaclariniz-sizi-ekonomik-olarak-zenginlige-ulastirabilir_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/kutsal-amaclariniz-sizi-ekonomik-olarak-zenginlige-ulastirabilir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/kutsal-amaclariniz-zenginlige-ulastirabilir/3304/</link>
			<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 12:38:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Egeli İhracatçılardan Merkez Bankası Kura Müdahale Etsin Çağrısı</title>
			<description><![CDATA[‘Kur 7,35’in altına indiği süreçte 184 milyar dolar ihracat hedefimiz, üretimimiz tehlikeye girer.” diyen Egeli ihracatçılar, Merkez Bankası’nın döviz alım limitlerini artırarak piyasaya müdahale etmesini istiyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Ülkede bu kadar kur değişiminin yaşanması fiyat istikrarsızlığı olduğu anlamına gelir. Bunu giderebilecek, çözebilecek tek kurum Merkez Bankası’dır. İhracatçılarımız Merkez Bankası yönetimiyle bir araya gelip görüşmeli, süreci değerlendirmeli ve hassasiyetleri aktarmalı. 2021’de dünya mal ticaretinde yüzde 8 artış bekleniyor. Dolayısıyla ihracat artışı için dünyada uygun bir zemin var. Dünya ihracatından daha fazla pay alabilmemiz için döviz kuruyla ihracatçının desteklendiği bir politikaya ihtiyacımız var. Döviz kurlarında istikrar ve sürdürülebilirlik sağlanırsa ihracatımız başarıyla devam eder.” Dedi

Celep: “Katma değerli ihracatın devamını sağlayacak döviz kuru bekliyoruz”

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, EİB üyelerinin 2020 yılında yüzde 4 artışla 5,1 milyar dolarlık tarım ürünleri ihraç ettiğini söyledi

“Katma değerli bir ihracat yapıyoruz. Döviz kuru bu ihracatın devamını sağlayacak seviyede olmalı. İhracatımızı, başarımızı destekleyen unsurlardan birisi rekabetçi döviz kuruydu. Yıllık hatta uzun yılları kapsayan, döviz kurunun belirli düzeylerde olacağı varsayımına dayalı ticari anlaşmalar yapıyoruz. Döviz kurlarındaki sert iniş ve çıkışlar bizi olumsuz etkiliyor. Zaman içerisinde döviz kurlarının dengelenmesini ümit ediyoruz. Elbette ki kurdaki artışın tek başına ihracat gelirlerini artırmada rolü yok. Ticaret savaşları, korumacılık önlemleri, kur manipülasyonları, dünyada yaşanan tüm gelişmeler Dolar/TL kurundaki dalgalanmayı tetikliyor. İhracatçılar olarak beklentimiz, döviz kurunun ihracatı olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer almamasıdır.”

Kaya: “İhracatçı yüksek faiz, düşük kur sarmalına girmesin”

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya, “İhracatçı yüksek faizle finansman sıkıntısı çekiyor. Döviz kurlarındaki düşüş nedeniyle toplam gelirlerde azalma yaşanıyor. Kurdaki istikrarsızlık devam ederse 2000’li yıllardaki gibi yüksek faiz düşük kur kısır döngüsüne girilir. Finansal istikrarı kaybettiğimiz an arkasından gelen etkileri gidermek uzun zaman alıyor. Bu olursa ihracat hedefimiz tutmaz. Merkez Bankası’nın ivedilikle döviz rezervlerini güçlendirmesi gerekiyor.” diye konuştu

Pandeminin Türk madencilik ve doğal taş sektörünün en büyük ihraç pazarı Çin’de ortaya çıktığı için pandemiyi 2020 yılı Ocak ayında diğer sektörlerden 3 ay önce yoğun bir şekilde hissettiklerini anlatan EMİB Başkanı Kaya sözlerini şöyle tamamladı: “Madencilik sektörü pandemi döneminde talep nazlıydı, ithalatçıların fiyat kırma taleplerine maden ihracatçılarımız döviz kurları elverdiği ölçüde cevap verdiler. Bugün döviz düşüp, maliyetler artınca pek çok maden ihracatçımız yüzde 15-20 zararına yükleme yapıyor. Bunun sürdürülebilir olması mümkün değil, altın yumurtlayan tavukların hayatını devam ettirebileceği bir döviz kuru bekliyoruz.”

 Yağcı: “Döviz kurlarının gerilemesi ürünlerimizin ucuza ihraç edilmesine neden oluyor”

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Cahit Doğan Yağcı ise 2021 yılına 7,43 TL seviyesinde giren dolar kurunun 5 Şubat 2021 tarihinde 7,05’e kadar gerilediğinden bahsetti

“Amerikan Doları, Türk Lirası karşısında yüzde 5 eridi. Bu koşullarda bize düşen siyasi gerginlikleri ortadan kaldıracak adımlar atmak. Hukuk ve adaleti tartışma konusu yapmadan, ekonomide istikrarı sağlamak odak noktamız olmalı. Pandemi nedeniyle bütün sektörler zaten sarsıldı. 2021 yılında bu devam etmemeli. Pandemiye rağmen EİB üyelerinin 2020 ihracatı 13 milyar doları aştı. Döviz kurlarının gerilemesi ürünlerimizin ucuza ihraç edilmesine neden oluyor. İhracat sektörü, Türkiye ekonomisinin pozitif büyüme beklentisini diri tutan önemli bir çıpadır.”]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/egeli-ihracatcilardan-merkez-bankasi-kura-mudahale-etsin-cagrisi.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/egeli-ihracatcilardan-merkez-bankasi-kura-mudahale-etsin-cagrisi.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/egeli-ihracatcilardan-merkez-bankasi-kura-mudahale-etsin-cagrisi_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/egeli-ihracatcilardan-merkez-bankasi-kura-mudahale-etsin-cagrisi.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/egeli-ihracatcilardan-merkez-bankasi-kura-mudahale-etsin-cagrisi/3303/</link>
			<pubDate>Sat, 06 Feb 2021 15:59:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dijital Dünyanın Yeni Mesleği: Müşteri Müfettişliği</title>
			<description><![CDATA[Dijitalleşme her geçen gün atarken bankacılık, sigorta, otomotiv e-ticaret gibi sektörlerde müşteri kazanım süreçleri de her geçen gün daha dijital hale geliyor. Bu sektörlerde artık uzaktan müşteri edinimine dair uygulamalar öne çıkıyor ve nitekim regülasyonlar da uzaktan müşteri edinimini kolaylaştıracak şekilde geliştiriliyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Öte yandan bu değişim ve düzenlemeler yeni yetkinliklerle donatılmış yeni meslekleri de ortaya çıkarıyor ve hatta dijitalleşmenin meslekleri ortadan kaldıracağına yönelik yaygın kanıyı boşa çıkartan önemli bir mesleğin doğuşuna şahitlik ediyoruz. Müşteri Müfettişi olarak anılan bu meslek müşteri temsilcilerinin uzaktan müşteri edinimi ve müşteri tanıma süreçlerinde yeni yetkinlikler kazanarak konumlanmasını sağlıyor. Ülkemizde henüz doğum aşamasında olan bu mesleğin önümüzdeki aylarda adından epeyce söz ettireceği düşünülse de bu mesleğe yönelik eğitimlerin verildiği bir kurum ne yazık ki ülkemizde ve hatta dünyada bulunmuyor

Identify Türkiye; Dünyanın ve Türkiye’nin ilk müşteri müfettişi yetiştirme programını başlatıyor

Uzaktan Müşteri Edinimi ve Müşteri Tanıma (KYC) çözümleri sunan Identify Türkiye de dijital dünyanın bu yeni mesleği için kritik bir adım atarak uzaktan kimlik tespiti süreçlerinde müşteri müfettişlerinin regülasyonlara uygun şekilde eğitilmesi için Identify Türkiye Akademi programını başlattığını duyuruyor. Dünyada ve Türkiye’de bu alanda kurulan ilk akademi olma özelliğini taşıyan Identify Türkiye Akademi; KYC hizmeti sunacak müşteri müfettişlerinin eğitimine odaklanacak. Identify Türkiye Akademi hakkında daha fazla bilgiye https://identify.com.tr/academy.html adresinden erişilebiliyor.

Identify Türkiye Genel Müdürü Ali Haydar Ünsal “Identify Türkiye olarak uzaktan müşteri edinimi ve müşteri tanıma süreçlerinde yetkin tecrübemizle Türkiye’deki kurumlara güç katacağız. KYC kapsamında yeni yayınlanacak regülasyon aslında yeni bir istihdam alanını da ortaya çıkarak. Biz pazarın doğuşuna ve gelişimine liderlik eden bir şirket olarak akademi programımızla müşteri müfettişlerini yetiştirerek işgücüne kazandırmaya odaklandık. Almanya’da dört yıldır edindiğimiz deneyim ve teknoloji gücümüzle Türkiye’de bu konuda eğitim ve sertifikasyon verebilecek ilk kurum olmanın da ayrıca gururunu yaşıyoruz. Bu yıl en az 250 kişiye yeni bir meslek yetkinliği kazandırmayı umuyoruz. İstihdamın kritik bir önem taşıdığı bu dönemde Identify Türkiye Akademi’nin ülke ekonomimize de değer katacağına yürekten inanıyoruz.” diyor.

Identif Türkiye Akademi programı neleri Kapsıyor?

Identify Türkiye Akademi’den müşteri müfettişi sertifikasını alacak katılımcılar mevzuata uygun olarak uzaktan müşteri edinimi ve müşteri tanıma süreçlerini yürüten şirketlerde müşteri müfettişi olarak çalışabilecek. Alanında uzman eğitimcilerin vereceği; uzaktan kimlik tespitine yönelik suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi (AML) eğitimi, uzaktan kimlik tespiti süreci eğitimi, uzaktan kimlik tespitinde kişilere (gerçek kişiler, tüzel kişiler, vakıflar, sendikalar, siyasi partiler vb.) dair eğitim ve Identify Türkiye yazılım eğitimleriyle katılımcılar tam donanımlı olarak mezun edilerek önemli bir istihdam yaratılacak.

Taslak tebliğe göre müşteri müfettişlerinin yılda iki kez süreç ile ilgili eğitimden geçmeleri gerekiyor

Türkiye için henüz doğum aşamasında olan uzaktan kimlik tespiti süreçleri ve teknolojilerine Almanya’daki 4 yıllık tecrübesiyle önderlik eden Identify Türkiye bu konuda eğitim ve sertifikasyon verebilecek ilk kurum olarak öne çıkıyor. Dijital dünyaya girişte kimlik tespitinin önemli bir işlem olduğu göz önüne alındığında eğitimli müşteri müfettişleri başarılı kimlik tespiti yapabiliyorlar. Nitekim Türkiye’de 1 Mart 2021 itibariyle yürürlüğe girmesi beklenen Uzaktan kimlik tespitine yönelik taslak tebliğe göre müşteri müfettişlerinin yılda iki defa süreç ile ilgili eğitimden geçmeleri gerekiyor. Identify Türkiye Akademi, uzaktan kimlik tespiti sürecinde müşteri temsilcisi olan, olacak olan, olmak isteyen veya profesyonel olarak bu eğitimi almak isteyen herkese yönelik eğitimlerle uzaktan kimlik tespiti için gerekli yasal, süreçsel ve Identify Türkiye yazılımı kullanım bilgi ve becerilerini edindirme üzerine geliştirilmiş bir eğitim programı sunarak konuyla ilgili nitelikli insan kaynağının yetişmesine önemi katkılar sunmaya hazırlanıyor]]></content:encoded>
		    <image>https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/dijital-dunyanin-yeni-meslegi-musteri-mufettisligi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/dijital-dunyanin-yeni-meslegi-musteri-mufettisligi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/dijital-dunyanin-yeni-meslegi-musteri-mufettisligi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.ekonomiizmir.com/images/haberler/2021/02/dijital-dunyanin-yeni-meslegi-musteri-mufettisligi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.ekonomiizmir.com/dijital-dunyanin-yeni-meslegi-musteri-mufettisligi/3300/</link>
			<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 21:25:16 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>